Ana içeriğe geç
Sözlük

hoş ile cümle

hoş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, tenisten hoşlanmaz.He does not like tennis.
O tenis oynamaktan hoşlanıyor.He enjoys playing tennis.
Onun hangisinden hoşlandığını bilmek istiyorum.I'd like to know which he likes.
O kadar kötü birisi ki kimse ondan hoşlanmaz.He is such a bad person that everybody dislikes him.
O başkalarının dinsel inançlarına karşı hoşgörülüdür.He is tolerant in religious belief of others.
O, hoşça kal demeden dışarı çıktı.He went out without saying good-bye.
O yalnız yürümekten hoşlanır.He likes to take a solitary walk.
Uzak bölgeleri keşfetmekten hoşlanır.He enjoys exploring remote areas.
Şarkı söylemekten hoşlanmıyordu fakat onlar ona şarkı söylettiler.He didn't like to sing but they made him sing.
O ünlü bir adam, elbette ben ondan hoşlanmıyorum.He is a famous man, to be sure, but I don't like him.
O şekerlemeden hoşlanır.He likes sweets.
O, tatlı olan herhangi bir şeyden hoşlanır.He likes anything sweet.
Sadece ,sana yardım etmekten çok hoşnut olacak.He will be only too glad to help you.
Şu andaki işinden hoşlanıyor gibi görünüyor.It seems that he likes his present job.
Parkta dolaşmaktan hoşlanıyor.He likes to walk about in the park.
O, okul müdüründen hoşlanmaz.He dislikes the principal.
O, Japoncadan hoşlanır ve o konuda iyidir.He likes Japanese, and he's good at it.
O en güzel çiçekten hoşlanır.He likes the most beautiful flower.
O son zamanlarda hoş bir iş buldu.He got a nice job recently.
O bana hoş bir kamera aldı.He bought me a nice camera.
O, bana hoş bir kravat buldu.He found me a nice tie.
O bana hoş bir hediye verdi.He gave a nice present to me.
O, Çin yemeğinden hoşlanıp hoşlanmadığımı sordu.He asked if I liked Chinese food.
O bazen şaraptan hoşlanır ama çoğunlukla viski içer.He enjoys wine sometimes, but mostly he drinks whisky.
O, en hoş bir parti için, ev sahibine teşekkür etti.He thanked his host for a most enjoyable party.
O, onun derslerinden hoşlanmadı.He did not enjoy his lessons.
Kadınlar ondan hoşlanmadılar.Women didn't care for him.
O hoş bir insandır.He is an agreeable person.
O, matematikten hoşlanır fakat ben hoşlanmam.He likes mathematics, but I don't.
O batı kültüründen hoşlanır.He likes Western culture.
O, hoş bir çocuktu.He used to be a nice boy.
Basit bir yaşamdan hoşnuttur.He is content with the simple life.
O çok hoş bir öğrenci.He is a very nice student.
Başının üstünde uçan kuşları seyretmekten hoşlanır.He likes to watch the birds fly above his head.
Kırsal yaşamdan hoşlanmaya başladı.He has begun to enjoy country life.
Yaşlandıkça, daha hoşgörülü oldu.As he grew older, he became gentler.
Cezalandırılmak hoşuna gitmedi.He didn't like to be punished.
O, çok hoşgörülü bir adamdır.He is a very decent fellow.
O, hava yoluyla yurtdışına seyahat etmekten hoşlanıyor.He likes travelling abroad by air.
O, gülümsedi ve hoşça kal dedi.He smiled and said goodbye.
Sanat üzerine kitapları olan hoş bir kütüphanesi var.He has a fine library of books on art.
O, fakir olmaktan hoşlanmıyordu.He didn't like being poor.
O kitapları okumaktan hoşlanır.He likes to read books.
O hoş bir insan.He is a nice person.
O gerçekten hoş bir arkadaş fakat ondan hoşlanmıyorum.He's quite a nice fellow but I don't like him.
O, kız kardeşine hoş bir kalemlik yaptı.He made his sister a nice pen tray.
Her gün bir süre yalnız yaşamaktan hoşlanır.He likes to spend some time in solitude every day.
O dikkatsiz araç kullanmaktan hoşlanır.He gets a kick out of reckless driving.
Ne hoş bir çift.What a nice couple they are!
Ondan hoşlanıyor gibi yapamam.I can't pretend to like him.
Herhangi bir kız ondan hoşlanabilir mi?Can any girl like him?
Sınıfındaki herkes ondan hoşlanır.Everyone in her class likes her.
Onun egzotik parfümünün hoş bir kokusu var.Her exotic perfume has a subtle scent.
Onun için bir hoş geldin partisi düzenledik.We had a welcome party for her.
Onun hoş bir sesi var.She has an agreeable voice.
Sesi dinlemek için hoş.Her voice is pleasant to listen to.
Mary'den daha akıllı ama Mary kadar hoş değil.She's smarter than Mary, but she's not as pretty as Mary.
Hoşça kal demeden odadan ayrıldı.She left the room without saying goodbye.
O sadece hoş değil fakat aynı zamanda da kibar.She is not only pretty, but also kind.
Klasik müzik dinlemekten hoşlanır.She enjoys listening to classical music.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod