Ben punk rock'tan hiç hoşlanmıyorum.I don't like punk rock at all.
Tom'un bundan hoşlanacağını düşünmüyor musun?Don't you think Tom would like this?
Fıkra anlatmak hoşuma gidiyor.I like to tell jokes.
Bisiklete binmekten çok fazla hoşlanmıyorum.I don't like riding a bicycle very much.
Bütün çocuklar senden hoşlanıyor.All the children like you.
Hoşçakal dedim.I said goodbye.
Yazmak hoşuma gidiyor.I like writing.
Kazanmak hoşuma gidiyor.I like winning.
Örmek hoşuma gidiyor.I like to knit.
Avlanmak hoşuma gidiyor.I like to hunt.
Sörf yapmaktan hoşlanıyorum.I like surfing.
Avlanmaktan hoşlanırım.I like hunting.
Kamp yapmaktan hoşlanırım.I like camping.
Sarışınlardan hoşlanırım.I like blondes.
Kimse onu yapmaktan hoşlanmaz.No one likes to do that.
Değişimden hoşlanırım.I like the change.
Kim ondan hoşlanmaz ki?Who wouldn't like that?
Beyzboldan pek fazla hoşlanmıyorum.I don't like baseball very much.
Yüzmekten çok hoşlanmıyorum.I don't like swimming very much.
Tom, Mary'den daha hoş.Tom is nicer than Mary.
Öyle bir evde yaşamak hoş olmaz mı?Wouldn't it be nice to live in a house like that?
Ben hoşnuttum.I was content.
Senin Chuck's Bar and Grill'deki yiyeceklerden hoşlanmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't like the food at Chuck's Bar and Grill.
Tom belli ki kendi konuştuğunu duymaktan hoşlanıyor.Tom obviously likes hearing himself talk.
Tom her zaman benim için çok hoş.Tom is always so nice to me.
Büyükbabam denize gitmekten hoşlanıyor.Grandpa likes to go overboard.
Balık tutmaktan hoşlanırım.I enjoy fishing.
Tom konserden hoşlandığını söyledi.Tom said he enjoyed the concert.
Ben seyahat etmekten hoşlandım.I liked to travel.
Bahçecilikten hoşlanırım.I enjoy gardening.
Ben hoşnut değildim.I was discontented.
Fadıl sosisden hoşlanır.Fadil likes sausage.
Dışarıda yemek hoşuma gider.I like eating out.
Maceralar hoşuma gider.I like adventures.
Cazdan o kadar çok hoşlanmıyorum.I don't like jazz so much.
Sığır etinden hoşlanmam.I don't like beef.
Tom onları satın almaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to buy them.
Leyla çok hoş tatlı bir kadındı.Layla was a very nice sweet woman.
Sahile gitmekten hoşlanıyorum.I like going to the beach.
Plaja gitmekten hoşlanıyorum.I like going to the beach.
Seyahat etmekten hoşlanmıyorum.I don't like travelling.
Kitap satın almaktan gerçekten hoşlanırım.I really like to buy books.
Bir şey çevirirken müzik dinlemekten hoşlanırım.I like listening to music while I'm translating something.
Tom okuldan hoşlanıyor.Tom enjoys school.
Tom okuldan hoşlandı.Tom enjoyed school.
Tom'un olacaklardan hoşlanmayacağına oldukça eminim.I'm pretty sure that Tom won't like what's going to happen.
Konserden çok hoşlanmadın gibi görünüyordu.You didn't seem to enjoy the concert very much.
Öğleden sonrayı seninle geçirmekten hoşlandım.I enjoyed spending the afternoon with you.
Hiç hoşlandığın ayakkabı buldun mu?Did you find any shoes that you like?
Böyle şeyler yapmaktan hoşlanmam.I don't like doing things like this.
Tom Mary'nin ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bilmiyordu.Tom didn't know whether Mary liked him or not.
Ben filmden çok hoşlanmadım.I didn't like the movie very much.
Senin ve Tom'un birbirinizden hoşlanmadığınızı sanıyordum.I thought you and Tom didn't like each other.
Sami konserden pek fazla hoşlanmış görünmüyordu.Sami didn't seem to enjoy the concert very much.
Sami, Çin yemeklerinden hiç hoşlanmaz.Sami doesn't like Chinese food at all.
Kendinden çok hoşlanıyor gibi görünmüyorsun.You don't seem to like yourself very much.
Mary'nin ondan hoşlanmadığı konusunda Tom'un hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that Mary didn't like him.
Tom, Mary'den hoşlanmaz ve ben de hoşlanmam.Tom doesn't like Mary and I don't either.
Tom'la ilk karşılaştığımda ondan hoşlanmadım.When I first met Tom, I didn't like him.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığını düşünürdü.Tom used to think Mary didn't like him.