Gülümsemeni görmek hoşuma gidiyor.I like to see you smile.
Bu marka ketçaptan hoşlanmıyorum.I don't like this brand of ketchup.
Tom yemekten hoşlandığını söyledi.Tom said that he enjoyed the food.
Biz akşam yemeğinden hoşlandık.We enjoyed the dinner.
Pirinçten hoşlanmam.I don't like rice.
Salatadan hoşlandın mı?Did you enjoy the salad?
Alman schlager müziğinden hoşlanıyorum.I like German schlager music.
Tom, kırsal Avustralya'da yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom liked living in rural Australia.
Tom, Avustralya kırsalında yaşamaktan hoşlanıyordu.Tom liked living in rural Australia.
Şehvetli kadınlardan hoşlanırım.I like voluptuous women.
Bu yiyeceğin yoğunluğundan hoşlanmıyorum.I don't like the consistency of this food.
Tom'un partiden hoşlanacağını biliyordum.I knew Tom would enjoy the party.
Tom, askeri belgeselleri izlemekten hoşlandı.Tom liked to watch military documentaries.
Tom, Mary'nin hoş bir insan olduğunu söyledi.Tom said Mary is a nice person.
Tom ve Mary akşam yemeğinden sonra dans etmekten hoşlanırlar.Tom and Mary like to dance after dinner.
Tom eski radyo programlarını dinlemekten hoşlanıyor.Tom likes to listen to old radio programs.
Tom kahvaltıda soğuk pizza yemekten hoşlanır.Tom likes to eat cold pizza for breakfast.
Tom televizyonda spor izlerken turşu yemekten hoşlanıyor.Tom likes to eat pickles while he watches sports on TV.
Mary büyüyen bir erkek fatmaydı ve arabaları ve traktörleri onarmaktan hoşlanıyordu.Mary was a tomboy growing up and liked to repair cars and tractors.
Tom eski siyah-beyaz filmleri izlemekten hoşlanıyor.Tom likes to watch old black and white movies.
Sulu yiyeceklerden hoşlanmam.I don't like watery food.
Tom hoş bir adam gibi görünüyor.Tom seems to be a nice fellow.
Tom'la dans ettiğinde hoşuma gitmiyor.I don't like it when you dance with Tom.
Tom klasik müzikten hoşlanıyor gibi görünüyor.It seems that Tom likes classical music.
Gerçeği söylemek gerekirse, Tom'dan hoşlanmıyorum.To tell you the truth, I don't like Tom.
İtilip kakılmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to be pushed around.
Köpek, Tom'un ayaklarının kokusundan hoşlanıyor.The dog likes the smell of Tom's feet.
Senden hoşlanmıyorum. Üzgünüm.I don't like you. I'm sorry.
Arkadaşlarımla zaman geçirmekten hoşlanıyorum.I like spending time with my friends.
Ondan hoşlanıyorum ve o da benden hoşlanıyor.I like him and he likes me.
Bu kuş tüyleri hoş.These feathers are lovely.
Şarkı söyleyip gitar çalmaktan hoşlanırım.I like singing and playing the guitar.
Tom müzikten hoşlanır, değil mi?Tom likes music, doesn't he?
Gençken şarkı söylemekten hoşlanmıyordum.I didn't like singing when I was younger.
Tom burada yaşamaktan hoşlanmayacak.Tom won't like living here.
Tom yüzmekten çok hoşlanır.Tom likes swimming a lot.
Tom beyzboldan çok hoşlanır.Tom likes baseball a lot.
Tom, Mary'den çok hoşlanıyor.Tom likes Mary a lot.
İnsanları yere düşürmekten hoşlanıyor.He enjoys putting people down.
Tom insanları küçümsemekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy putting people down.
Tom insanlara hakaret etmekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy insulting people.
Porno filmlerini izlemekten hoşlanıyor musunuz?Do you like watching porn movies?
Porno web sitelerini ziyaret etmekten hoşlanıyor musunuz?Do you like visiting porn websites?
Umarım onlardan hoşlanırsınız.I hope you'll like them.
Herkes Tom'dan hoşlanıyor gibi görünüyor.Everybody seems to like Tom.
Hoşuna gidiyorsa ona dokunabilirsin.You can touch it, if you like.
Gerçekten yüzmekten hoşlanıyorum.I really enjoy swimming.
Oh, elbiselerden hoşlanmadığını görebiliyorum! Onlarla ilgili sorun nedir?Oh, I can see you don't like the dresses! What is the matter with them?
Bu hoş değil mi?Isn't that pretty?
Bence Tom bundan hoşlanıyor.I think Tom likes it.
Bundan hiç hoşlanmamıştım.I didn't like it a bit.
Bu hiç hoşuma gitmemişti.I didn't like it a bit.
Onlar onu yapsaydı hoş olmaz mıydı?Wouldn't it be nice if they did that?
Onu bizim için yapsalar hoş olmaz mıydı?Wouldn't it be nice if they did that for us?
Çok soru soran çocuklardan hoşlanmıyorum.I don't like children who ask a lot of questions.
Bu sıcak hava devam etse hoş olmaz mıydı?Wouldn't it be nice if this warm weather could last?
Tom gerçekten işinden hoşlanır.Tom really likes his job.
Bana bu tıraş sonrası losyondan hoşlanmadığını söyleme.Don't tell me you don't like this aftershave.
Kahveden hoşlanır.She likes coffee.
Tom'un söylediği şarkı türlerinden hoşlanmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't like the kind of songs that Tom sings.