Ana içeriğe geç
Sözlük

hoş ile cümle

hoş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onların benden hoşlandıklarını sanmıyorum.I don't think they like me.
Peki, bundan hoşlanıyor musun?So, do you like it?
O dil çok hoş geliyor.That language sounds very nice.
Tom'un bundan hoşlanmayacağına eminim.I'm sure Tom wouldn't like it.
Bir dağ sırtı eteğinde güzel bir şehirde yaşamak çok hoştur.It's very pleasant to live in a beautiful city at the foot of a mountain ridge.
Tom hoşlanmaması kolay bir adamdır.Tom is an easy guy to dislike.
Tom gördüğünden hoşlanmayabilir.Tom may not like what he sees.
Ben böyle şeyler yapmaktan hoşlanırım.I enjoy doing things like this.
Tom onun için hava hoş olduğunu söyledi.Tom said that's fine with him.
Hediyeler vermek, onları almaktan her zaman daha hoştur.Giving gifts is always nicer than receiving them.
Tom yazmaktan hoşlanır.Tom likes to write.
Bekar olmaktan hoşlanıyorum.I like being single.
Ben bekar olmaktan hoşlanmıyorum.I don't like being single.
Tom ilgi odağı olmaktan hoşlanıyor.Tom likes being the center of attention.
Burada Tom'dan hoşlanan var mı ki?Does anyone here even like Tom?
O kız o müzikten hoşlanır.That girl likes that music.
Tom'un bundan hoşlandığını biliyorum.I know Tom would've liked that.
Birinin senden hoşlanıp hoşlanmadığını nasıl söyleyebilirsin?How can you tell if someone likes you?
Fiziksel kitaplar okurum, çünkü onların hissetme tarzından hoşlanıyorum.I read physical books, because I like the way they feel.
Tom'a ondan hoşlanmadığımı söyledim.I told Tom that I didn't like him.
Ben enerji içeceklerinden hoşlanmıyorum.I don't like energy drinks.
Sanırım Tom, Mary'nin ondan hoşlandığını sandı.I think Tom thought Mary liked him.
Sadece internetten kurtul ve hoşlandığın bir şey yap.Just get off the internet and do something you enjoy.
Hangi renklerden hoşlanırsın?What colours do you like?
Hangi renkten hoşlanırsın?What colour do you like?
Çocuklar meyve suyu içmekten hoşlanırlar.Children like to drink fruit juice.
O yağmurdan hoşlanır.She likes the rain.
O, yağmurdan hoşlanır.She likes the rain.
O, futboldan hoşlanmaz.He doesn't like soccer.
Tom, ben gerçekten arkadaş olarak senden hoşlanıyorum.Tom, I really like you... as a friend.
Onlar kitabımdan hoşlanmadı.They did not like my book.
O, kitabımdan hoşlanmadı.He did not like my book.
Fotografımı çektirmekten hoşlanmıyorum.I don't like having my photo taken.
Johannes satranç oynamaktan hoşlandı.John liked to play chess.
Ben emirler yağdırılmasından hoşlanmam.I don't like being ordered around.
Bana patronluk taslanmasından hoşlanmam.I don't like being bossed around.
Onlar biraz daha sohbet ettiler ve sonra hoşça kal dediler.They chatted a little bit more and then said goodbye.
Tom duygularıyla ilgili konuşmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like talking about his feelings.
Çocuklar keşfetmekten hoşlanırlar. Bu tehlikeli olabilir.Children like to explore. This can be dangerous.
Tadı kötü olduğu için alkolden hoşlanmıyorum.I don't like alcohol because it tastes bad.
Buradaki çoğu kişinin benden çok fazla hoşlanmadığını biliyorum.I know that most people here don't like me very much.
Finlandiya'nın başkenti Helsinki'ye hoş geldiniz!Welcome to Helsinki, the capital of Finland!
Tekrar hoş geldiniz!Welcome back!
Zaten ondan hiç hoşlanmadım.I never liked him anyway.
Kendi konuşmamı işitmekten hoşlanmıyorum.I don't like hearing myself talk.
Mary kendi konuştuğunu duymaktan hoşlanıyor.Mary likes hearing herself talk.
O belli ki kendi konuştuğunu duymaktan hoşlanıyor.She obviously likes hearing herself talk.
Siz beyler hoş bir çift olursunuz.You guys make a cute couple.
Onların hoş bir çift olacağını düşünüyorum, değil mi?I think they'd make a cute couple, don't you?
Tom duyduğundan hoşlanmadı.Tom didn't like what he heard.
Bana gülünmesinden hoşlanmam.I don't like being laughed at.
Onunla politika hakkında konuştuğumda karım bundan hoşlanmıyor.My wife doesn't like it when I talk to her about politics.
Onun benden hoşlanıp hoşlanmadığını nasıl bilirim?How do I know if she likes me?
Tom, Yunan yoğurdundan hoşlanır.Tom likes Greek yogurt.
Bilimden hoşlanmıyorum.I don't like science.
Tadı hoşuma gitmiyor.I don't like the taste.
Tom benden hoşlanıyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to like me.
Mary benden hoşlanıyor gibi görünmüyor.Mary doesn't seem to like me.
Futboldan her zaman hoşlandım.I always liked soccer.
Gazetecilerden hoşlanmıyorum!I don't like journalists!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod