Ana içeriğe geç
Sözlük

hoş ile cümle

hoş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'dan hoşlanmamak için iyi bir nedenim var.I've got a good reason not to like Tom.
Meryem'den çok daha hoşsun.You're a lot prettier than Mary.
Evi hoşça kal bile demeden terk etti.He left the house without even saying goodbye.
Sana benimkini vereceğim. Yine de bundan hoşlanmıyorum.I'll give you mine. I don't like it anyway.
Siz yazmaktan hoşlanıyor musunuz?Do you guys like writing?
Onun bundan hoşlanacağını düşünüyor musun?Do you think he'll like it?
Tom'un onun için aldığım hediyeden hoşlanacağını düşünüyor musun?Do you think Tom will like the gift I bought for him?
Tom'un konserden hoşlanacağını düşünüyor musun?Do you think Tom will like the concert?
O gitmek üzereyken, hoşça kal dedi.As he was about to leave, he said goodbye.
Minnesota'daki insanlar hoştur.People in Minnesota are nice.
Bamyanın tadından hoşlanmam.I don't like the taste of lady's finger.
Kendini ağırdan satan kızlardan hoşlanmam.I don't like girls who play hard to get.
Araba sürmekten hoşlanırım.I like driving.
Bu kitaptan hoşlandım.I liked this book.
Hafta sonları çalışma düşüncesinden hoşlanmıyorum.I don't like the idea of working on the weekends.
Oje sürmekten hoşlanır mısın?Do you like to wear nail polish?
Dakik olmayan insanlardan hoşlanmaz.She doesn't like people who are not punctual.
Fikir hoşuma gitmedi, ama ona takımını seçtirmek zorunda olacağız.I don't like the idea, but we'll have to let him choose his team.
Hoşuma gittiğin kadar, bazen su katılmamış bir pislik olabildiğini de düşünüyorum.As much as I like you, I think you can be a total jerk at times.
"Peki Mary'den hoşlanıyor musun?" "Hoşlanmaz olur muyum? O inanılmaz bir kadın.""So, do you like Mary?" "What's not to like? She's an amazing woman."
O, mor gözlü kadınlardan hoşlanıyor.He likes women with violet eyes.
O, menekşe gözlü kadınlardan hoşlanıyor.He likes women with violet eyes.
Gelinciklerden hoşlanıyorum.I like stoats.
O, losyondan hiç hoşlanmaz.She doesn't like lotion at all.
O bundan hoşlanmayacak.He won't like that.
Çin kültürü ile ilgili her zaman hoşnuttum.I've always been delighted with the chinese culture.
Sanırım ondan hoşlanıyorum.I think I like her.
Kadınlar bıyıklı erkeklerden hoşlanır.Women like men with mustaches.
Dik dik bakmak hoş değildir.It's not polite to stare.
Tom senden daha hoş.Tom is nicer than you.
Burada olmak hoş.It's nice to be here.
Tom için hava hoş.That's OK with Tom.
O, hoş bir kasaba.It's a nice town.
Boston'a tekrar hoş geldiniz.Welcome back to Boston.
Tom tekrar hoş geldi.Tom was welcomed back.
O kitaptan tamamen hoşlandım.I thoroughly enjoyed that book.
Ben yeşil renkten hoşlanırım.I like the color green.
Tom tam hoşlandığım şekilde biftek pişirdi.Tom cooked the steak just the way I like it.
Tom gerçekten yemek pişirmekten hoşlanır.Tom really enjoys cooking.
Şarkı söylemekten hoşlanıyorum ama dans etmeyi sevmiyorum.I enjoy singing, but I don't like dancing.
Tom'un neden buradan hoşlanmadığını anlamak kolaydır.It's easy to understand why Tom doesn't like it here.
Tom'un neden Boston'dan hoşlanmadığını hiç anlamadım.I never understood why Tom didn't like Boston.
Tom konserden hiç hoşlanmadığını söyledi.Tom said he didn't like the concert at all.
Tom, Mary'den hoşlanmadığını söyledi.Tom said that he didn't like Mary.
Tom'dan başka herkes partiden hoşlanıyor gibi görünüyor.Everyone but Tom seems to be enjoying the party.
Filmden tamamen hoşlandım.I thoroughly enjoyed the movie.
Tom gösteriden hoşlandığını söyledi.Tom said he enjoyed the show.
Ailem piknikten hoşlandı.My family enjoyed the picnic.
İnsanlar gerçekten ondan hoşlandı.People really enjoyed that.
Herkes gerçekten ondan hoşlandı.Everyone really enjoyed it.
Makalenden hoşlandım.I enjoyed your article.
Bu makaleden hoşlandım.I enjoyed this article.
Ben burada hoş gelmiş hissederim.I feel welcome here.
Biftekten nadir olarak hoşlanıyorum, ama bu kadar nadir değil.I like steak rare, but not this rare.
Tom'un cazdan hoşlandığını biliyorum.I know that Tom likes jazz.
Ben aslında modern sanattan hoşlanıyorum.I actually like modern art.
Hokey izlemekten hoşlanıyorum.I like watching hockey.
O yorumdan hoşlandım.I liked that comment.
Tom, Mary'nin nelerden hoşlandığını biliyordu.Tom knew what Mary liked.
İnsanlar belli ki bundan hoşlanıyor.People obviously like it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod