Onu yapmaktan hoşlanıyorsun, değil mi?You like doing that, don't you?
Gerçekten benden pek hoşlanmıyorsun, değil mi?You really don't like me much, do you?
Ne tür filmler izlemekten hoşlanırsınız?What kinds of movies do you like to watch?
Neden bu kadar çok insan Tom'dan hoşlanmıyor?Why do so many people not like Tom?
Ondan hoşlanmayacağımı sana ne düşündürüyor?What makes you think I wouldn't enjoy that?
Bu hoş bir sürpriz.This is a nice surprise.
O söylemesi hoş bir şey değil.That's not a nice thing to say.
Dün gece akşam yemeğinden hoşlanmadınız mı?Didn't you enjoy dinner last night?
Neden bu kadar hoş davranıyorsun.Why are you being so nice?
Ne tür erkekten hoşlanırsın?What kind of guy do you like?
Ne tür erkeklerden hoşlanırsın?What kind of men do you like?
Tom Mary'ye onun eşarbından hoşlanmadığını söyledi, bu yüzden o ondan kurtuldu.Tom told Mary he didn't like her scarf, so she got rid of it.
Tom'un bu fikirden hoşlanıp hoşlanmayacağından emin değilim.I'm not sure if Tom will like this idea.
Tom'un buradan hoşlanmayacağı hiç aklıma gelmedi.It never occurred to me that Tom wouldn't like it here.
Tom bana araba sürmekten hoşlandığını söyledi.Tom told me that he enjoyed the drive.
Konser hoşuna gitti mi?Did you enjoy the concert?
Tom'un konserden hoşlanmamasına şaşırdım.I'm surprised that Tom didn't enjoy the concert.
Herkes konserden hoşlanıyor gibi görünüyordu.Everyone seemed to enjoy the concert.
Nasıl, erkek kardeşinle yaşamak hoşuna gidiyor mu?How do you like living with your brother?
Bunun hoş olmayan bir tadı var.It has an unpleasant taste.
Artistik patinajdan hoşlanır mısın?Do you like figure skating?
Çok hoş bir araban var.You have a very nice car.
Veganlar daha hoş kokar.Vegans smell better.
İlkbahar çok hoş bir mevsim.Spring is a pleasant season.
Futbol oynamaktan hoşlanır mısın?Do you like playing soccer?
Hiç kimse, tüm ilgiyi üzerinde toplamaya çalışan tiplerden hoşlanmaz.Nobody likes attention whores.
Bence Tom, kayak yapmaktan hoşlanmıyor.I think Tom doesn't like to ski.
Tom'un kayak yapmaktan hoşlandığını sanmıyorum.I don't think Tom likes to ski.
Kulağa pek hoş gelmiyor.It doesn't sound so good.
Onlar yağmur ve kardan hoşlanıyorlar.They like the rain and the snow.
Yeni spor kompleksi hoş ve büyük.The new sports complex is nice and big.
Tom Boston'dan hoşlandı mı?Did Tom like Boston?
Ben kedilerden hoşlanmam.I don't like cats.
Yalnız olmaktan gerçekten hoşlanıyorum.I really like being alone.
Ders çalışmaktan hoşlanır mısın?Do you enjoy studying?
Yemek pişirmekten hoşlanırım ama sonrasında temizlik yapmayı sevmiyorum.I enjoy cooking, but I don't like the cleaning up afterwards.
Başkaları ile hoşnutsuzluk içinde yaşamaktansa dünya malından vazgeçmek daha iyi.Better to give up possessions than to live in discontent with others.
Güneşten hoşlanıyorum.I like the sun.
Tom Mary'nin neden John'dan hoşlanmadığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know why Mary didn't like John.
Sanırım Tom'la zaman geçirmek hoşuna gidecek.I think you're going to enjoy spending time with Tom.
Sanırım Tom'dan hoşlanacaksın.I think you're going to like Tom.
O, ekşi krema içeren salatalardan hoşlanır.He likes salads that contain sour cream.
Senden hoşlanıyorum, ancak sen beni beğendiğinden dolayı değil.I like you, but not because you like me.
Meryem'in patronu, onun hazzetmeyeceği kadar temastan hoşlanan biri.Mary's boss is a bit too tactile for her liking.
Size hoş vakit geçirteceğim.I'll show you a good time.
Tek başına yolculuk etmekten hoşlanır mısın?Do you like to travel by yourself?
Yazdığın şey hoşuma gitti.I like what you've written.
Tom'un Meryem'den hoşlandığını herkes biliyor.Everybody knows that Tom likes Mary.
Laternanın ses çıkarma biçiminden çok hoşlanıyorum.I enjoy the way hurdy-gurdy sounds a lot.
Laterna sesi çok hoşuma gidiyor.I enjoy the way hurdy-gurdy sounds a lot.
Birçok üniversite fakültesi üniversite başkanından hoşlanmaz.Many university faculty dislike the university president.
Vikipedi'ye hoş geldiniz.Welcome to Wikipedia.
Sizinle tanışmak çok hoştu.So pleased to meet you.
Film izlemekten hoşlanır mısın?Do you like to watch movies?
Vincento bir hamburgerle birlikte alkolsüz biradan hoşlanır.Vincento likes root beer with a hamburger.
Tom'un partiden hoşlanmayacağını biliyordum.I knew that Tom wouldn't enjoy the party.
O, dokundurma yapmaktan çok hoşlanır.He likes sarcasm a lot.
Hoş geldin prenses. Tekrar bizimle olman bir onurdur.Welcome princess. It's an honor to have you with us again.
Yemekten hoşlanmadım ama onu yemek için kendimi zorladım.I did not like the food, but I forced myself to eat it.
Çocuklar televizyon izlemekten hoşlanıyor.The children like to watch television.