Olduğumu düşündüğün kadar hoş değilim.I'm not as nice as you think I am.
Tom Mary'nin neden ondan hoşlanmadığını biliyordu.Tom knew why Mary didn't like him.
İnsanlar ona hayır dediğinde Tom bundan hoşlanmaz.Tom doesn't like it when people say no to him.
Tom'dan hoşlanmadığımı herkes biliyor.Everybody knows I don't like Tom.
Tom'la biraz zaman geçirmek hoş olurdu.It would be nice to spend some time with Tom.
Tom'u tekrar görmek hoş olurdu.It would be nice to see Tom again.
Tom bundan hoşlanmadı.Tom didn't like this.
Bundan hoşlanacağını düşündüm.I thought you'd enjoy this.
Sanırım bundan hoşlanacaksın.I think you're going to enjoy this.
Tom tenis oynamaktan hoşlanıyor.Tom enjoys playing tennis.
Tom gece geç saatlere kadar dışarıda kaldığında bundan hoşlanmam.I don't like it when Tom stays out late at night.
Tom sadece ondan hoşlanmadı.Tom just didn't like it.
Beni beklettiğin zaman bundan hoşlanmam.I don't like it when you make me wait.
Konserden hoşlanırdın.You would've liked the concert.
Konserden hoşlanacağını biliyordum.I knew you'd enjoy the concert.
Tom Mary'nin konserden hoşlanacağını düşündü.Tom thought that Mary would enjoy the concert.
Tom dışarıda yemek yemekten hoşlanıyor.Tom enjoys eating out.
Seni görmek çok hoş.It's so nice to see you.
Onun partisine gelmezsek Tom bundan hoşlanmayabilir.Tom might not like it if we didn't come to his party.
Tadına baktığın yemek hoşuna gitti mi?How did you like the food you tasted?
Tom'dan hoşlanmadığımı sana düşündüren ne?What makes you think I don't like Tom?
Sana Tom'un Mary'den hoşlanmadığını düşündüren ne?What makes you think Tom doesn't like Mary?
Tom'un neden Mary'den hoşlanmadığına dair bir fikrin var mı?Do you have any idea why Tom doesn't like Mary?
Tom'un neden Marry'den hoşlanmadığını biliyor musun?Do you know why Tom doesn't like Mary?
Bana göre hava hoş.In my opinion, the weather is nice.
Ben yemek yapmaktan ve okumaktan hoşlanırım.I like cooking and reading.
Ben ütüden hoşlanmıyorum.I detest ironing.
Tom, kız kardeşine takılmaktan hoşlanır.Tom liked teasing his sister.
Tom kız kardeşini kızdırmaktan hoşlanır.Tom likes teasing his sister.
Mary erkek kardeşini kızdırmaktan hoşlandı.Mary liked teasing her brother.
Mary erkek kardeşini kızdırmaktan hoşlanır.Mary likes teasing her brother.
Tom, Maria'dan hoşlanıyor mu?Does Tom like Maria?
İlk İtalyanca kursumuza hoş geldiniz.Welcome to our first class in Italian.
Ben dağlarda yürümekten hoşlanırım.I like to hike in the mountains.
Ben bu filmlerden hoşlanan kimseyi tanımıyorum.I don't know anybody who likes these films.
Bunun kokusu hoşuma gidiyor.I like the way that smells.
Biz onun kararını hoş karşıladık.We welcomed her decision.
Tom hakkında neyden hoşlanmıyorsun?What don't you like about Tom?
Tom'dan nasıl hoşlanamıyorsun?How can you not like Tom?
Ben ondan hoşlanacaklarını düşündüm.I figured they would enjoy that.
Ondan hoşlanacağını düşündüm.I thought you'd enjoy that.
Onu yaparsan Tom'un hoşuna gitmez.Tom won't like it if you do that.
Onu yapabilsek hoş olur.It would be nice if we could do that.
Her zaman tenis oynamaktan hoşlanırım.I always enjoy playing tennis.
O hoş bir sürprizdi.It was a pleasant surprise.
Bu hoş bir sürprizdi.It was a welcome surprise.
Oyuncak bebeklerin çok hoş.Your doll's very pretty.
Bu gerçekten hoş bir yer.This is a really nice place.
Bu hoş bir yere benziyor.This looks like a nice place.
Tom muhtemelen o filmden hoşlanmayacağımı düşünüyordu.Tom probably thought I wouldn't like that movie.
Tom Mary ile olmaktan hoşlandı.Tom liked being with Mary.
Tom'un Mary'den neden hoşlanmadığını merak ediyorum.I wonder why Tom doesn't like Mary.
Her zaman çok hoşgörülü değilim.I'm not always so lenient.
Geç kalırsan Tom bundan hoşlanmaz.Tom won't like it if you're late.
Tom Mary'nin neden John'dan hoşlanmadığını merak ediyordu.Tom wondered why Mary didn't like John.
Katılmaktan hoşlanmıyoruz.We don't like to get involved.
Neden ondan hoşlanmadığını sadece Tom'a söylemiyorsun?Why don't you just tell Tom you don't like him.
Burada kalmaktan hoşlanacağımı sanıyorum.I think I'd like to stay here.
Umarım burada olmaktan hoşlanırsın.I hope you like being here.
Tom ondan hoşlandığını Mary'ye söylemeye çalıştı.Tom tried to tell Mary that he liked her.