Ana içeriğe geç
Sözlük

hoş ile cümle

hoş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Birinden hoşlanmak ve birini sevmek arasındaki fark nedir?What's the difference between liking and loving someone?
Ben tuzlu suda yüzmekten hoşlanırım.I like to swim in salt water.
Bu gece hoş görünüyorsun.You look very lovely tonight.
Sen hiç Tom'un restoranına gittin mi? O hoş küçük bir yer.Have you ever been to Tom's restaurant? It's a nice little spot.
Hayatımdan oldukça hoşnutum.I'm quite content with my life.
Tom Mary'yi çok hoş buluyor.Tom has the hots for Mary.
Tom çok hoş bir adam gibi görünüyor.Tom seems like a very nice guy.
Gizem romanlarından hoşlanıyor musun?Do you enjoy mystery novels?
Onlar kedilerden hoşlanmazlar.They don't like cats.
Mary onun diş fırçasını kullandığında Tom bundan hoşlanmıyordu.Tom didn't like it when Mary used his toothbrush.
Bu, Boston'un en hoşi otellerinden biridir.This is one of Boston's finest hotels.
Çocuklar doğayı tahrip eden insanlardan hoşlanmazlar.Children don't like people who destroy nature.
Çok hoş bir gece geçirdim.I had such a lovely night.
Burası cidden çok hoş.It's really pretty here.
Saçın hoş gözüküyor.Your hair looks nice.
Saçın hoş görünüyor.Your hair looks nice.
Tom'un hoşuna gideceğine eminim.I'm sure Tom will like it.
Aileye hoş geldin, Mina!Welcome to the family, Mina!
Ne tür kitaplardan hoşlanırsın?What kind of books do you like?
Ne tür kitaplardan hoşlanırsınız?What kind of books do you like?
Oyunun üçüncü perdesinden hoşlanmadım.I didn't care for the third act of the play.
Halkın önünde konuşmaktan hoşlanmaz.He doesn't like to speak in public.
Herkes onlardan hoşlanır.Everyone likes them.
Ben "La Ondo de Esperanto" dergisini okumaktan hoşlanıyorum.I like reading the "La Ondo de Esperanto" magazine.
Tom, Mary'nin piyano çalışını dinlemekten hoşlandı.Tom liked to listen to Mary play the piano.
Bizim ilk Fransızca dersimize hoş geldiniz.Welcome to our 1st French class.
Bizim birinci Almanca dersimize hoş geldiniz.Welcome to our 1st German class.
İlk Fransızca dersine hoş geldiniz.Welcome to the first French class.
Birinci Almanca dersine hoş geldiniz.Welcome to the first German class.
Tom'un benden hoşlanmadığını biliyorum.I know Tom doesn't like me.
Tom, tanıştığım en hoş erkeklerden birisi.Tom's one of the nicest guys I've ever met.
Melanie pizza yemekten hoşlanır.Melanie likes eating pizza.
Melanie müzikten hoşlanır.Melanie likes music.
Toplantıda söylediklerin hoşuma gitti.I liked what you said at the meeting.
Tom'un gerçekten bundan hoşlanacağını düşünüyorum.I think Tom is really going to like this.
Ben Tom'la zaman geçirmekten hoşlanırım.I enjoy spending time with Tom.
Senin tarafından onurlandırılmak hoşuma gidiyor.I enjoy being honored by you.
Benden çok fazla hoşlanmıyorsun, değil mi?You don't like me very much, do you?
Tom ve Mary'nin birbirlerinden hoşlandığı ortada.It's obvious Tom and Mary like each other.
Tom'un artık Mary'den hoşlanmadığı açık.It's obvious Tom doesn't like Mary anymore.
Tom senden hoşlanıyor mu?Does Tom like you?
Tom'dan hoşlanmamak zor.It's hard not to like Tom.
Tom'un benden hoşlanmadığını biliyordum.I knew Tom didn't like me.
Tom'un bundan hoşlanma tarzı budur.That's the way Tom likes it.
Tom'un sana bakma tarzından hoşlanmıyorum.I don't like the way Tom looks at you.
Hoşlansak ta hoşlanmasak ta o toplantıya katılmak zorundayız.We have to attend that meeting whether we like it or not.
Tom'dan hiç hoşlanmadım.I didn't like Tom at all.
Tom hakkında hoşlandığın nedir?What is it you like about Tom?
Tom hakkında neyden hoşlanmadın?What didn't you like about Tom?
Tom'un yardımcısı olmaktan hoşlanıyor musun?Do you like being Tom's assistant?
Sence Tom neden bundan hoşlanmıyor?Why do you think Tom doesn't like it?
Belki Tom gördüğünden hoşlanmadı.Maybe Tom didn't like what he saw.
Tom'dan hoşlanmayan insanlar var.There are people who don't like Tom.
Tom'un Mary'den hoşlandığını nasıl biliyorsun?How do you know Tom likes Mary?
Neden Tom'dan bu kadar hoşlanmıyorsun?Why do you dislike Tom so much?
Nihayet, evime hoş geldiniz.Welcome to my house, finally.
Tom'a böylesine güzel bir hediye almanız çok hoş.It was nice of you to buy Tom such a nice gift.
Sen Tom'dan hoşlanmıyormuşsun gibi geliyor.It sounds as if you don't like Tom.
Hoş bir şey değil.It's not a pleasant thing.
Bu hoş bir şey değil.It isn't a pleasant thing.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod