Hepimiz bisiklete binmekten hoşlanırız.We all like cycling.
Kimse ondan hoşlanmıyor.Nobody likes it.
Onların hiçbirinden hoşlanmıyorum.I don't like any of them.
Miho en çok hoşlandığım kızdır.Miho is the girl I like best.
Bayanlar ve baylar, gemiye hoş geldiniz.Ladies and gentlemen, welcome aboard.
Bayanlar ve baylar, uçağa hoş geldiniz.Ladies and gentlemen, welcome aboard.
Bob portreyi hoş bir çerçeve ile çerçeveledi fakat o tepetaklak olmuştu.Bob mounted the portrait in a fancy frame, but it was upside down.
Bob öyle hoş birisidir ki herkes ondan hoşlanır.Bob is such a nice person that everybody likes him.
Pop müzikten hoşlanıyorum.I like pop music.
Herkesin önünde konuşmaktan hoşlanmam.I don't like to speak in public.
Bugün hava sıcacık ve hoş.It's balmy today.
Diğer içecek çeşitlerinden hoşlanmıyorum.I don't like other kinds of drinks.
Ispanaktan hoşlanmayan insanlar var.There are people who don't like spinach.
Hemingway, Afrika'daki büyük hayvan avından hoşlandı.Hemingway enjoyed big game hunting in Africa.
Betty klasik müzikten hoşlanır.Betty likes classical music.
En iyi ürünlere hoş geldiniz.Welcome to Best Products.
Beth'in çiftlikteki zamanından hoşlanmadığına şaşırdım.I'm surprised that Beth didn't enjoy her time at the farm.
Fred Jane'den hoşlanmaya başladı ve onunla çıkmaya başladı.Fred took a liking to Jane and started dating her.
Voleybol oynamaktan hoşlanır mısın?Do you like playing volleyball?
Bazı sınıf arkadaşlarım voleyboldan, diğerleri ise tenisten hoşlanıyor.Some of my classmates like volleyball and others enjoy tennis.
Başlangıçta, ondan hoşlanmadım.At first, I didn't like him.
Evet, o çok hoşuma gidiyor.Yes, I like it very much.
Partiye gelmek isteyenleri hoş karşılayacağız.We will welcome whoever wants to come to the party.
Ne hoş çiçekler!What pretty flowers!
Ne hoş bir gün.What a lovely day!
Nancy kapalı yer oyunlarından hoşlanır.Nancy enjoys indoor games.
Kullandığın hoş bir araba.That's a nice car you're driving.
Niçin onun konuşma şeklinden hoşlanmıyorsun?Why do you dislike his way of speaking?
Ondan niçin hoşlanmadığını bilmiyorum.I don't know why you don't like him.
Ne tür mekanlardan hoşlanırsın?What places do you enjoy?
Ne tür mekanlardan hoşlanırsınız?What places do you enjoy?
Nasıl olsa, ondan hoşlanmıyorum.Anyway, I don't like it.
Tom beyzbol oynamaktan hoşlanır.Tom likes to play baseball.
Tom domatesten hoşlanır mı?Does Tom like tomatoes?
Tom peynirden hoşlanmaz.Tom doesn't like cheese.
Seni tekrar görmek ne hoş, Tom.How nice to see you again, Tom.
Havaalanında gümrüklerden geçmekten hoşlanmam çünkü çok uzun sürüyor.I dislike going through customs at the airport because it takes so long.
Çok hoş bir öğleden sonraydı.It was a very pleasant afternoon.
Hoşlandığın herhangi birini seçebilirsin.You may choose whichever you like.
Hoşlandığın herhangi birini ye.Eat whichever one you like.
Hoşlandığın herhangi birini al.Take whichever you like.
Hoşlansan da hoşlanmasan da onu yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to do it, whether you like it or not.
Her nedense o kızdan hoşlanmaya başladım.Somehow I have taken a fancy to that girl.
Ben televizyonda futbol izlemekten hoşlanırım.I enjoy watching soccer on TV.
Fakat babam bundan hoşlanmayacak.But Dad won't like it.
Tenis ve golf oynamaktan hoşlanırım.I like playing tennis and golf.
Kimse herkesin önünde alay edilmekten hoşlanmaz.Nobody likes to be made fun of in public.
Hiç kimse kendisine gülünmesinden hoşlanmaz.Nobody likes being laughed at.
Müzikten hoşlanmasan bile, onun konserini seveceksin.Even if you don't like music, you'll enjoy his concert.
Onun hoş bir kokusu var.It has a pleasant odor.
Ağacın altında uyumak hoştur.It is pleasant to sleep under the tree.
Askerler hükümete karşı hoşnut değillerdi.The soldiers were disaffected toward the government.
Sekreter bana hoş bir gülümseme verdi.The secretary gave me an agreeable smile.
Adam tek başına rüzgar sörfü yapmaktan hoşlanıyor.The man is enjoying windsurfing alone.
Öğrencilerden bazıları resim yapmaktan hoşlanırlar.Some of the students like to draw pictures.
Dağlar uzaktan daha hoş görünür.The mountains look nicer from a distance.
Köpek o tür yiyecekten hoşlanıyor.The dog likes that kind of food.
Plandan hoşlanıp hoşlanmadığımı sordu.She asked me whether I liked the plan or not.
O kurallar öğrenciler arasındaki hoşnutsuzluğu artırdı.Those rules fostered discontent among students.
Resimlerin hiçbirinden hoşlanmıyorum.I like neither of the pictures.