Ana içeriğe geç
Sözlük

hoş ile cümle

hoş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Eğer para kazanmak için buradaysan, Amerika bulunmak için hoş bir yer.America is a lovely place to be, if you are here to earn money.
Ne zaman hoşuma giden bir şey bulsam, hep pahalı olur.Whenever I find something I like, it's too expensive.
Ondan hoşlanmadım.I didn't like it.
Bekletilmek hoşuna mı gidiyor?Do you like to be kept waiting?
Aşk hikayelerinden hoşlanmıyorsun.You don't like love stories.
Bana çelme takmak her zaman hoşuna gidiyor, değil mi?You always like to trip me up, don't you?
Sen hoş bir çocuksun.You are a good boy.
Senin renk zevkinden hoşlanmıyorum.I don't like your taste in color.
Söylediğinin doğru olduğunu kabul ediyorum ama onu söyleme tarzından hoşlanmıyorum.I admit that what you say is true, but I don't like the way you say it.
Senin elbisen çok hoş.Your dress is very nice.
Size verecek hoş bir hediyem var.I have a nice present to give you.
Ondan hoşlan ya da hoşlanma, onunla evlenemezsin.Whether you like her or not, you can't marry her.
Ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bilmiyorum.I don't know whether you like her or not.
Kaymaktan hoşlandığına sevindim ama sadece bu bana göre değil.I'm glad you enjoy skiing, but I guess it's just not my cup of tea.
Hiçbir şey uçakla seyahat etmek kadar hoş değildir.Nothing is so pleasant as traveling by air.
Heyecanlı kızlar hoş görünebilir.Excited girls look pretty sometimes.
Eski arkadaşımla buluşmak çok hoştu.Meeting my old friend was very pleasant.
Yağmurdan hoşlanıyorsun, değil mi?You like rain, don't you?
Fiyaka yapan kızlardan hoşlanmam.I don't like girls who put on airs.
Ondan hoşlanacağınızı umuyorum.I hope you'll like it.
Ondan hoşlanacağını umuyorum.I hope you'll like it.
Ondan hoşlandığına memnun oldum.I'm glad you enjoyed it.
Hoş kokular hafif rüzgârlarla yayılır.Sweet scents are borne on soft breezes.
Ondan hoşlanıyor musun?Are you enjoying it?
Sana hoş bir yolculuk diliyorum.I wish you a pleasant voyage.
Hoş bir akşam için teşekkür ederim.Thank you for the pleasant evening.
Neredeyse tüm öğrenciler İngilizceden hoşlanıyor.Almost all the students like English.
Genelde, Susie hoş bir öğrencidir.In general, Susie is a nice student.
Diplomasi, en iğrenç şeyleri en hoş şekilde yapmak ve söylemektir.Diplomacy is to do and say the nastiest thing in the nicest way.
O hoş bir gülümsemeyle beni selamladı.She greeted me with a pleasant smile.
İyi bir hoşsohbet olmak sadece İngilizcede iyi bir konuşmacı olmak anlamına gelmez.Being a good conversationalist does not just mean being a good speaker of English.
Seni görmek hoştu!Nice seeing you!
Seninle tanışmak hoştu.It's been nice meeting you.
Gelip beni görmen ne hoş.It is nice of you to come and see me.
Hanako'nun şaşırtıcı şekilde hoş bir insan olduğu ortaya çıktı.Hanako turned out to be a surprisingly nice person.
Çiçekler çok hoş bir koku yayarlar.The flowers give off a very pleasant scent.
Meyveden hoşlanıyor gibi görünüyorsun.You seem to like fruit.
Hoşunuza giden bir şeye buyurun.Help yourself to anything you like.
Beni bir ölü gibi hissettirmekten hoşlanıyor musun?Do you enjoy making me feeling like the dead?
Filmden hoşlandınız mı?Did you enjoy the movies?
Genellikle genç insanlar formaliteden hoşlanmazlar.In general, young people dislike formality.
Sanırım hoş bir gün olacak.I think it's going to be a nice day.
Sıkı çalıştıktan sonra hiçbir şey dinlenmekten daha hoş değildir.Nothing is more pleasant than taking a rest after hard work.
Ben yalnız olmaktan hoşlanmam.I dislike being alone.
Aptal yerine konulmaktan hoşlanmıyorum.I don't like being made a fool of.
Müzikten hoşlanırım ve her gün dinlerim.I like music, and I listen to it every day.
Tanıştığım erkeklerin hepsi çok hoş.The men I meet are all very nice.
O, hoş olurdu.That would be lovely.
Romdan hoşlanmasan bile bundan bir bardak dene.Even if you don't like rum, try a glass of this.
Makineye hoş geldiniz.Welcome to the machine.
Gerekli arama fikrinden hoşlanmadım, fakat o yapılmalıydı.I disliked the idea of the necessary call, but it had to be done.
Sanırım buradaki Tay yiyeceklerine baharat katılır bu yüzden Japonlar ondan hoşlanacaklar.I think the Thai food at this place is seasoned so Japanese will like it.
Yeterli param olsa,o hoş arabayı alırım.If I had enough money, I would buy that nice car.
Eğer yüzde 25 daha fazla gelirim olsaydı yaşamımdan daha hoşnut olurdum.If I had 25% more income, I'd be more satisfied with my life.
Gerçekten oradaki mağazalardan hoşlanmıyorum.I don't really like the stores there.
Mozart'ın müziği her zaman hoşuma gidiyor.The music of Mozart is always pleasing to me.
Gerçekten hoşça kal demeliyim.I really must say good-bye.
Mary konuşması hoş olan bir kızdır.Mary is a girl who is pleasant to talk with.
Mary ikisinden daha hoş olanıdır.Mary is the prettier of the two.
Mary'nin orada tek başına yaşamasından hoşlanmıyorum.I do not like Mary's living there alone.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
hoş ile cümle - hoş kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App