Ana içeriğe geç
Sözlük

hoş ile cümle

hoş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kedilerim bundan hoşlanacak.My cats will love this.
Çince yazmaktan hoşlandım.I liked to write in Chinese.
Kısa makaleler yazmaktan hoşlanırım.I like to write short paragraphs.
Numaraları yazmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to write numbers.
Hala Esperanto dilinde yazmaktan hoşlanıyorum.I still like to write in Esperanto.
Ben resmi mektup yazmaktan hoşlanmadım.I didn't like to write official letters.
O artık burada hoş karşılanmıyor.He is no longer welcome here.
Ben ondan çok hoşlandım.I enjoyed it very much.
O, ondan çok hoşlandığını söylüyor.She says that she enjoyed it very much.
O ondan çok hoşlandığını söylüyor.He says that he enjoyed it very much.
Ben aşk hakkında konuşmaktan hoşlanırım.I like to talk about love.
O, ordu hakkında konuşmaktan hoşlanır.He likes to talk about the army.
Neden ordu hakkında konuşmaktan hoşlanıyor?Why does he like to talk about the army?
Karım kendi çocuklarından bile hoşlanıyor gibi görünmüyor.My wife doesn't seem to like even her own children.
Tom soğan yemekten hoşlanmaz.Tom doesn't like to eat onions.
Birçok çocuk ıspanak yemekten hoşlanmaz.Many children don't like eating spinach.
Seninle yemek yemekten hoşlanıyorum.I enjoy eating with you.
Farklı yiyecek türlerini yemekten hoşlanırım.I enjoy eating many different kinds of food.
Tom'un Mary'den hoşlanmadığını nasıl biliyorsunuz?How do you know that Tom doesn't like Mary?
O benden hoşlanıyor mu?Does she like me?
Şundan gerçekten hoşlandım.I actually enjoyed that.
Tom baharatlı yemek yemekten hoşlanmıyor.Tom doesn't enjoy eating spicy food.
Tatoeba'nın logosu hoşuma gitti.I like the Tatoeba logo.
O, country müziğinden hoşlanır.He likes country music.
O, Amerikan folk müziğinden hoşlanır.He likes country music.
O, kantri müziğinden hoşlanır.He likes country music.
"Tom Mary'den hoşlanıyor." "Evet, biliyorum.""Tom likes Mary." "Yeah, I know."
İnsanlar benimle dalga geçtiğinde bundan hoşlanmıyorum.I don't like it when people make fun of me.
Amerika Birleşik Devletleri'ne hoş geldiniz.Welcome to the United States.
Ben bu tatlılardan hoşlanmıyorum.I don't like these sweets.
Tom çok hoş görünüyor.Tom seems so nice.
Tom hoş görünüyor.Tom seems nice.
Tom hoş görünüyordu.Tom seemed nice.
Tom, gözlemelerinde akçaağaç şerbetinden hoşlanır.Tom likes maple syrup on his pancakes.
Tom bu evde hoş karşılanmıyor.Tom is not welcome in this house.
Tom evimizde hoş karşılanmıyor.Tom is not welcome in our home.
Benden hoşlanıyorsun, değil mi?You like me, don't you?
Hoşnut görünüyordu?She looked pleased.
Onun burada olduğunu bilmek birazcık bile annesinin hoşuna gitmeyecek.His mother is not going to like, not even a bit, to know that he was here.
Tom diğer insanların tenis oynamalarını izlemekten hoşlanır.Tom likes to watch other people play tennis.
Bundan hoşlanıyorsun, değil mi?You're enjoying this, aren't you?
Neden hoşça kal demedin?Why didn't you say goodbye?
Tom'a yalan söylemekten hoşlanmıyorum.I don't like lying to Tom.
Hoşça kal diyecek kimsem yok.I have no one to say goodbye to.
Tom'un benden hoşlanmadığını söylediğini biliyorum.I know that Tom says he doesn't like me.
Size takılmak hoşuma gidiyor.I like hanging out with you.
Hazırlıklı olmaktan hoşlanırım.I like to be prepared.
Saçından hoşlanıyorum.I like your hair.
O film hoşuma gitti.I liked that movie.
Hikayen hoşuma gitti.I liked your story.
Tom'un Mary'ye davranma tarzından hâlâ hoşlanmıyorum.I still don't like the way Tom treats Mary.
Sanırım senden hoşlanıyorum.I think I like you.
Tom ve Mary'nin böylesine hoş bir çift olduğunu düşündüm.I thought Tom and Mary made such a nice couple.
Ben senin Tom'dan hoşlanmadığını söylediğini düşündüm.I thought you said you didn't like Tom.
Tom'a Mary'nin ondan hoşlanmadığını söyledim.I told Tom Mary didn't like him.
Gerçekten biradan hoşlanıyor gibi görünüyorsun.You really seem to like beer.
Sen gerçekten ıspanaktan hoşlanmıyor gibi görünüyorsun.You really seem to dislike spinach.
Boston'a hoş geldiniz.Welcome to Boston.
Hoşlansak da hoşlanmasak da o toplantıya katılmak zorundayız.Like it or not, we have to attend that meeting.
Ne kadar hoş!How lovely!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod