İnsanlarla kendi ana dillerinde konuşmaktan hoşlanırım.I like to talk to people in their native languages.
Birlikte zaman geçirmekten hoşlanacağın ünlü bir kişiyi seçebilsen, bu kim olurdu?If you could choose one famous person you'd like to spend time with, who would it be?
O yaşlı adam gerçekten hoş.That old guy is really nice.
Tom'un sonunda Mary'nin ondan hoşlanmadığını fark edeceğini düşünüyordum.I thought Tom would eventually realize Mary didn't like him.
Emin olamam, ama bence Tom Mary'den hoşlanıyor.I can't be sure, but I think Tom likes Mary.
Tom Mary'nin John'un neden kendisinden hoşlanmadığını bildiğine inanamıyor.Tom can't believe Mary knows why John doesn't like her.
Tom'un hoş bir adam olduğunu düşündüm.I thought Tom was a nice guy.
Şirketimden hoşlandığını düşündüm.I thought you enjoyed my company.
Senin aşk romanlarından hoşlandığını sanıyordum.I thought you liked romance novels.
Siz ikinizin birbirinizden hoşlanmadığını düşündüm.I thought you two didn't like each other.
Ben senin hoşnut olacağını düşündüm.I thought you'd be pleased.
Partiden hoşlanacağını düşündüm.I thought you'd enjoy the party.
Tom'un senden hoşlanmadığını sonunda fark edeceğini düşünüyordum.I thought you'd eventually realize Tom didn't like you.
Merhaba! Akvaryumuma hoş geldiniz!Hello! Welcome to my aquarium!
Arkadaşlarından hoşlanmıyorum.I don't like your friends.
Gerçekten Tom'dan hiç hoşlanmadım.I never really liked Tom.
Benden hoşlanmayan çok insan var.There are many people who don't like me.
Sen bunu yaparken hoşuma gidiyor.I like it when you do that.
İnsanlara dik dik bakmak hoş bir davranış değildir.It's not polite to stare at others.
Tom'un karısı o, oturma odasında sigara içtiğinde bundan hoşlanmıyor.Tom's wife doesn't like it when he smokes in the living room.
Onlar hoş çocuklar.They're nice guys.
Bundan hoşlanıyor musun?Do you enjoy it?
Kendinizden hoşlanıyor musunuz?Are you enjoying yourself?
Oyundan hoşlanıyor musun?Are you enjoying the play?
Oyundan hoşlandın mı?Did you enjoy the game?
Film hoşuna gitti mi?Did you enjoy the movie?
Gösteriden hoşlandın mı?Did you enjoy the show?
Turdan hoşlandın mı?Did you enjoy the tour?
Kaybetmekten hoşlanır mısın?Do you enjoy losing?
O tür şeyleri yapmaktan gerçekten hoşlanıyor musun?Do you really enjoy doing that kind of thing?
Akşam yemeğinden hoşlandığını umuyorum.I do hope you enjoyed the dinner.
Gösteriden hoşlandığını umuyorum.I hope you enjoyed the show.
Konserden hoşlanacağınızı umuyoruz.I hope you'll enjoy the concert.
Sanırım bu tür şeylerden hoşlanırsın.I suppose you enjoy that sort of thing.
Benimle olmaktan hoşlandığını düşünmeye başlıyorum.I'm starting to think you enjoy being with me.
Ne tür şeyler yapmaktan hoşlanıyorsun.What kind of things do you enjoy doing?
Bu hoşuna gidiyor, değil mi?You enjoy that, don't you?
Ondan hoşlandın, değil mi?You enjoyed that, didn't you?
Bundan hoşlanmış gibi görünüyorsun.You looked like you enjoyed that.
Senin ondan hoşlandığını Tom'a bildirmesen iyi olur.You'd better not let Tom know you enjoyed it.
Tom'un neden bizimle balık avlamaktan hoşlanmıyor gibi görünmediğini merak ettim.I wondered why Tom didn't seem to enjoy fishing with us.
Ben ananas yemekten hoşlanmıyorum. Onların güçlü bir kokusu var.I don't like eating pineapples. They have a strong smell.
Benden hoşlanmanı istedim.I wanted you to like me.
Hoş bir şey almak istedim.I wanted to buy you something nice.
Senin için hoş bir şey yapmak istedim.I wanted to do something nice for you.
Tom Maria için hoş bir şey yapmak istedi.Tom wanted to do something nice for Mary.
Tom'un ondan hoşlanmadığımı düşünmesini istemiyorum.I don't want Tom thinking I don't like him.
Tom'un ne tür müzikten hoşlandığını öğrenmek istiyorum.I want to find out what kind of music Tom likes.
Maceralardan hoşlanır.He likes adventures.
Ne hoş bir sürpriz!What a pleasant surprise!
Tom Mary'ye bir hoşça kal öpücüğü vermek istedi ama Mary geri çekildi.Tom wanted to give Mary a goodbye kiss. However, she backed away.
Tom'la daha fazla kontak kurmak istemiyorsan, benim için hava hoş.If you don't want to have any more contact with Tom, that's fine with me.
Ne kadar da hoş bir tesadüf!What a happy coincidence!
Tom'u böyle mutlu görmek çok hoş.It's nice to see Tom so happy.
Sanırım ben sadece insanları mutlu etmekten hoşlanıyorum.I guess I just like making people happy.
Blues çalmaktan hoşlanırım.I enjoy playing the blues.
Ben basketbol oynamaktan hoşlanırım ama oynayamam.I like basketball, but I can't play.
Büyükbaba ve büyükannelerim kroket oynamaktan hoşlanırlar.My grandparents enjoy playing croquet.
Gitarlarından en çok hangisini çalmaktan hoşlanıyorsun?Which one of your guitars do you enjoy playing the most?
O, okula gitmekten hoşlanmaz.She doesn't like going to school.