Bundan hoşlanmaya başlıyorum.I'm starting to enjoy it.
Saçımı değiştirdim ama onun hoşuna gitmedi.I changed my hair, but he didn't like it.
Çok hoş hissediyorum.I feel so pretty.
Alex Marcelo'dan hoşlanıyorum.I like Alex Marcelo.
Albümü tekrar dinle ve daha sonra ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bana söyle.Listen to the album again and tell me later if you like it.
İş arkadaşlarınla dalga geçmen hoş değil.Deceiving your colleagues isn't good.
Hoşnut görünüyorsun.You seem content.
Bana gelince yumurtadan hoşlanmam.As for me, I don't like eggs.
O arkadaşlarıyla gece kulübüne gitmekten hoşlanır.She enjoys going clubbing with her friends.
Geleneksel şarkıları söylemekten hoşlanır.He likes singing traditional songs.
Babam anneme tam da onun hoşlandığı şekilde bir fincan kahve yaptı.My father made my mother a cup of coffee just the way she likes it.
Hem kedilerden hem de köpeklerden hoşlanırım.I like both cats and dogs.
Hiç kimse savaşı hoş karşılamaz.No one welcomes war.
Mary çok hoş bir kız olduğu için herkes tarafından sevilir.Since Mary is a very nice girl, she's loved by everyone.
Bazı şeyleri konuşmaktan hoşlanmam.I don't like to talk about certain things.
O, halk çocuğu olduğunu söylemekten hoşlanır.He likes to say that he is the son of people.
Ben şaraptan hoşlanmam.I don't like wine.
Okul oyunlarımda oynamaktan hoşlanmadım.I didn't like to play in my school games.
Mary, Hip-Hop müzik dinlemekten hoşlanır.Mary likes listening to Hip-Hop music.
Babamı sarhoş görmekten hoşlanmıyorum.I don't like seeing Dad drunk.
Mary yabancılarla online konuşmaktan hoşlanır.Mary likes to talk to strangers online.
Mary, Tom'un anne babasından hoşlanmadı.Mary didn't like Tom's parents.
Kedim klavyemden hoşlanır.My cat likes my keyboard.
Mary romantik komedilerden hoşlanır.Mary likes romantic comedies.
Mary eğlenmekten hoşlanır.Mary likes to party.
Çocuk hoştur.The boy is nice.
Biz öğrencilerin hepsi beyzboldan hoşlanırız.All of us students like baseball.
Sen de benden hoşlanır mısın?Do you like me, too?
Tom seksenlerin müziğini dinlemekten hoşlanır.Tom likes to listen to music from the eighties.
Güllerin kokusu kadar çok hoşlandığım bir şey yok.There's nothing I like as much as the smell of roses.
Paul öyle hoş bir adam ki herkes ondan hemen hoşlanıyor.Paul is such a nice guy that everyone immediately likes him.
O, babasının Birleşik Devletlerde yazdığı Çince kitapları okumaktan hoşlanır.He likes to read the Chinese books his father wrote in the United States.
Babasının ABD'de yazdığı Çince kitapları okumaktan hoşlanır.He likes to read the Chinese books his father wrote in the U.S.
Ne tür çiçeklerden hoşlanırsın?What kind of flowers do you like?
Sen de benden hoşlanıyor musun?Do you like me, too?
Biradan hoşlanıyorsan, şaraptan hoşlanabilirsin.If you like beer, you might like wine.
Ayakkabıyı çorap olmadan giymek hoşuma gidiyor.I don't like to wear shoes without socks.
Davetsiz bir misafir hoş bir sürprizdir.An uninvited guest is a pleasant surprise.
Mary, kötü oğlanlarla takılmaktan hoşlanır.Mary likes to hang out with the bad boys.
Ben çok hoş hissediyorum.I'm feeling very agreeable.
Tom yeni şeyleri denemekten hoşlanır.Tom likes trying out new things.
Tom paylaşmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to share.
Tom ve Mary kalabalık plajlardan hoşlanırlar.Tom and Mary like crowded beaches.
Tom politikadan hoşlanmaz.Tom doesn't like politics.
Dün öğleden sonra tanıştığım kızdan çok hoşlanıyorum.I like the girl I met yesterday afternoon very much.
"Kristal berraklığı" hoş bir kelime, değil mi?"Crystal clear" is a nice word, don't you think?
Senin okumaktan hoşlanabileceğin bazı kitaplarım var.I have some books that you might like to read.
Tom'un senden hoşlanmadığının farkında mısın?Are you aware that Tom doesn't like you?
Tom podcast dinlemekten hoşlanıyor.Tom likes to listen to podcasts.
Merhaba ve hoşça kal! Ben Nonong.Hello and bye! I'm Nonong.
Bu kulağa hoş gelmiyor.That doesn't sound good.
Bu öğretmenden hoşlanmıyorum. O benim sorularımı her zaman yok sayar.I don't like this teacher; he always ignores my questions.
Senden hoşlanmadığımı düşünme.Don't think I don't like you.
O yalnız kalmaktan hoşlanmaz, ancak ben öyle tercih ederim.She doesn't like being alone, but I prefer it like that.
Milliyetlerinden bağımsız olarak herkes çok hoş karşılanıyor.Everyone is very welcome, independent of their nationality.
"Saate bak! Okula geç kalacağım! Hoşça kal!" "Görüşürüz. Dikkatli ol.""Look at the time! I'm gonna be late for school! Bye!" "See you later. Be careful."
Hoşça kal, çok yakında görüşmek üzere!Goodbye, see you very soon!
Ben onun söylediğinden hiç hoşlanmadım.I didn't like what he said at all.
Geri bildirim bırakmaktan hoşlanırım.I'd like to leave feedback.
Bundan hoşlanmıyor musun?You don't like it?