Hayatıma hoş geldiniz.Welcome to my life.
Gerçekten ondan hoşlanmıyorum, aslında, ondan nefret ediyorum.I don't really like him, in fact, I hate him.
Dünyayı seyahat etmekten hoşlanıyor gibi görünüyorsun.It seems you enjoy travelling the world.
Oğlum onun pişirdiklerini yemekten hoşlanan tek kişi değil.My son isn't the only one who enjoys eating her cooking.
Bir parti vermek hoş olurdu.It would be nice to have a party.
Evlenmek hoş olurdu.It would be nice to get married.
Kırsalda yaşamaktan hoşlanacağımı hiç düşünmemiştim.I never thought I would enjoy living in the country.
Zaten ondan asla hoşlanmadım.I never liked that one anyway.
Tom bundan hoşlanacağını düşünüyor.Tom thinks you'll enjoy this.
Ona Çin yemeğinden hoşlanıp hoşlanmadığını sordum.I asked her if he liked Chinese food.
O da çikolatadan hoşlanır.She also likes chocolate.
Oğlum hayvanlarla ilgili kitaplardan hoşlanır.My son likes books about animals.
Bir çocuk gibi davranılmaktan hoşlanmıyorum.I don't like being treated as a child.
Mary onu herkesin önünde eleştirdiğinde Tom bundan hoşlanmıyor.Tom doesn't like it when Mary criticizes him in public.
O genç insanlarla çevrili olmaktan hoşlanıyor.He likes being surrounded by young people.
Tom Mary'ye hoşça kal dedi.Tom said goodbye to Mary.
Geç oluyor ve eve yalnız gitmekten hoşlanmıyorum. Sakıncası yoksa gitmek zorundayım.It's getting late and I don't like to go home alone. I have to go if you don't mind.
Ben bira ve şarap içmekten hoşlanırım.I like drinking beer and wine.
Şiddetten hoşlanmayız.We don't like violence.
Tom ondan hoşlanacağını umuyor.Tom hopes you'll like it.
Sıkı bir şekilde konuşulursa, o bundan hiç hoşlanmadı ama bir şey söylemedi.Strictly speaking, she didn't like it at all, but she didn't say a thing.
Onun bana bu kadar sık gelmesinden hoşlanmıyorum.I don't like him coming to me so often.
Üzüm ve şeftali gibi meyvelerden hoşlanırım.I like fruit such as grapes and peaches.
Cehenneme hoş geldin, Muammer!Welcome to Hell, Muammar!
Musluktan gelen su garip. Hoş bir kokusu var.The water coming from the faucet is strange. It has a good smell.
Bu meyvenin hoş olmayan bir kokusu var.This fruit has an unpleasant smell.
O, hoş bir rüya gördü.She had a pleasant dream.
Dün gece hoş bir rüya gördü.She had a pleasant dream last night.
Tatoeba'ya hoş geldiniz.Welcome to Tatoeba!
Tatoeba'ya hoş geldiniz!Welcome to Tatoeba!
O, şehir merkezinde yaşamaktan hoşlanmaz.She doesn't like living downtown.
Her ülkeden arkadaş sahibi olmaktan hoşlanıyorum.I like having friends in every country.
Ve ben sevmekten hoşlanıyorum.And I like love.
Ne çikolatası yemekten hoşlanırsın?What chocolate do you like to eat?
Çin mutfağından hoşlanmıyor musun?Do you not like Chinese cuisine?
Hatalarını bir daha hoş karşılamam.I won't tolerate your mistakes again.
Artık hatalarını hoş görmeyeceğim.I won't excuse your mistakes again.
Sabrı hoşgörü ile karıştırmayın.Do not mistake patience for forbearance.
Tekrar hoş geldin, Tom. Seni özledik.Welcome back, Tom. We've missed you.
Bu hikaye yetişkinler içindir, bu yüzden çocuklar bundan hoşlanmayacak.This story is for adults, so children won't enjoy it.
Benim küçük erkek kardeşim gerçekten dağların fotoğraflarını çekmekten hoşlanır.My younger brother really likes to take photos of mountains.
Ben müzik dinlemekten hoşlanırım.I like to listen to music.
Hoş bir vakit geçiriyor musun?Are you having a nice time?
Çikolatadan hoşlanmayan biriyle hiç karşılaşmadım.I've never met anyone who doesn't like chocolate.
Ben yalancılardan hoşlanmam.I don't like liars.
Terk edilmiş sahilde yalnız yürümekten hoşlanıyordum.I liked walking alone on the deserted beach.
O kişiden hoşlanırım.I like that person.
Bu filmden hoşlanacağına dair içimde bir his var.I've got a feeling that you're going to like this movie.
Ben kahve içmekten hoşlanmam.I don't like drinking coffee.
O yolculuk etmekten hoşlanır. Ben de.He likes to travel. I do, too.
Ben sadece gerçekten Noel müziğinden hoşlanmıyorum.I really just don't like Christmas music.
Bu havadan hoşlanmıyorum!I am hating this weather!
O, hoş bir şapka giyiyor.She's wearing a cool hat.
Senin memnun olduğunu görmek hoşuma gidiyor.I like seeing you glad.
Ben kızıl saçlı olmaktan hoşlanırım.I like to be a redhead.
Erkekler hoş kadınları sever.Men like lovely women.
O müzikten çok hoşlanır.He likes music a lot.
O, dağcılıktan hoşlanır ve Japonya'nın dağlarını oldukça iyi bilir.He likes mountaineering and knows the mountains of Japan quite well.
Hangi boyutta pastadan hoşlanırsınız?What size of cake do you like?
Ondan hoşlandığına sevindim.I'm glad you like it.