Tom küçük yelkenlilere kaptanlık yapmaktan hoşlanır.Tom likes to skipper small sailboats.
Tom gittikçe Mary'den daha çok hoşlanıyordu.Tom grew to like Mary more and more.
Okyanustan hoşlanmam.I don't like the ocean.
Tom Mary'nin ondan hiç hoşlanmadığına inanmayı zor buldu.Tom found it hard to believe that Mary didn't like him at all.
Tom sonunda hoşlandığı bir iş buldu.Tom eventually found a job that he liked.
Tom Mary'nin duvarında asılı resimlere bakmaktan hoşlandı.Tom enjoyed looking at the paintings hanging on Mary's wall.
Tom Mary'den gerçekten o kadar çok fazla hoşlanmıyor.Tom doesn't really like Mary all that much.
Tom gerçekten tercüme yapmaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't really enjoy translating.
Tom gerçekten Mary ile takılmaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't really enjoy hanging out with Mary.
Tom şiddet filmlerini izlemekten hoşlanmaz.Tom doesn't like watching violent movies.
Tom istenmemiş tavsiyeden hoşlanmaz.Tom doesn't like unsolicited advice.
Tom'un kendisi tekrarlamaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to repeat himself.
Tom bu tür filmden hoşlanmaz.Tom doesn't like this kind of movie.
Tom, Mary'nin John'a davranma tarzından hoşlanmıyor.Tom doesn't like the way Mary treats John.
Tom Mary'yi kontrol edememekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like not being able to control Mary.
Tom ne yapacağının söylenilmesinden hoşlanmaz.Tom doesn't like being told what to do.
Tom senin fikirden hoşlanacağını düşünmedi.Tom didn't think you would like the idea.
Tom Mary'den hoşlanmadı ve Mary Tom'dan hoşlanmadı.Tom didn't like Mary and she didn't like him.
Tom'un neyden hoşlanacağını bilmiyordu.Tom didn't know what Mary would like.
Tom konserden çok hoşlanmadı.Tom didn't like the concert very much.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmamış olma ihtimalini kabul edemedi.Tom couldn't rule out the possibility that Mary didn't like him.
Tom ne kadar hoş göründüğüne dair Mary'ye iltifat etti.Tom complimented Mary on how nice she looked.
Tom kesinlikle hoş bir adamdı.Tom certainly was a nice guy.
Tom kesinlikle Mary ile konuşmaktan hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to enjoy talking with Mary.
Tom kesinlikle köpeği ile yüzmekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to enjoy swimming with his dog.
Tom kesinlikle Mark Twain'i okumaktan hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to enjoy reading Mark Twain.
Tom kesinlikle Mary'nin şirketinden hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to enjoy Mary's company.
Tom kesinlikle geçen cuma gecesi partiden hoşlanıyor gibi görünüyordu.Tom certainly seemed to enjoy the party last Friday night.
Tom kesinlikle hoşnut görünüyor.Tom certainly looks very content.
Tom kesinlikle Mary'nin hoşlandığı tek adam değildir.Tom certainly isn't the only man that Mary likes.
Tom bunu kesinlikle hoş karşılar.Tom certainly is a good sport about it.
Tom kesinlikle o eski fagottan hoş bir ses çıkarır.Tom certainly gets a nice sound out of that old bassoon.
Tom kesinlikle hoş bir araba sürer.Tom certainly drives a nice car.
Tom ne yaparsa yapsın, Mary'nin ondan hoşlanmayacağı sonucuna vardı.Tom came to the conclusion that no matter what he did, Mary wouldn't like it.
Tom birkaç günden sonra koşudan gerçekten hoşlanmaya başladı.Tom began to really enjoy jogging after a few days.
Tom Mary'den gittikçe hoşlanmaya başladı.Tom began to like Mary more and more.
Hem Tom hem Mary o filmden hoşlandılar.Tom and Mary both enjoyed that movie.
Tom'un gerçekten hoşlandığı tek restoran caddenin karşısındakidir.The only restaurant that Tom really likes is the one across the street.
Tom tuvalet kapağını açık bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.Mary doesn't like it when Tom leaves the toilet seat up.
Sanırım Tom senden hoşlanıyor.I think Tom likes you.
Sanırım Tom Mary'den hoşlanıyor.I think Tom likes Mary.
Sanırım sonunda Tom Mary'nin gerçekten ondan hoşlanmadığını anlayacak.I imagine that Tom will eventually figure out that Mary doesn't really like him.
Bob ve Nora, hoşça kalın.Goodbye, Bob and Nora.
Arkadaşın çaydan hoşlanır mı?Does your friend like tea?
Yang arkadaşımdan hoşlanmıyor.Yang doesn't like my friend.
Öğrenciler okuldan hoşlanmıyorlar.The students don't like school.
Golf hoşlanmadığım spordur.Golf is the sport that I don't like.
Kanada'ya Hoş geldiniz!Welcome to Canada!
Bu hoşuna gider mi?Does that float your boat?
O, gerçekten hoşuna gider mi?Does she really float your boat?
Klasik müzikten hoşlanırım!I do like classical music!
Bundan hoşlanacağım.I'm going to enjoy this.
Tom açık havada olmaktan hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy being outdoors.
Ne tür yerlerden hoşlanırsın?What kind of places do you like?
Sayfa sayısı 500'den fazla olan kitaplardan hoşlanmıyorum.I don't like books with more than five hundred pages.
Merak kediyi öldürdü ama hoşnutluk onu yaşama geri getirdi.Curiosity killed the cat, but satisfaction brought it back to life.
Sohbet odasına gitmekten hoşlanırım.I like to go to the chat room.
Sen kedilerden hoşlanmıyorsun ve bu doğru değil.You don’t like cats and that is untrue.
Kız kardeşim Ultraman'den hoşlanır.My sister likes Ultraman.
Hayatıma hoş geldin.Welcome to my life.