Tom Mary ile yürümekten hoşlanır.Tom likes taking walks with Mary.
Tom Mary'den çok hoşlanıyordu.Tom likes Mary very much.
Tom Mary'nin regeden hoşlandığını bilir.Tom knows Mary likes reggae.
Tom Mary'nin tanıdığı operadan hoşlanan tek kişi.Tom is the only person Mary knows who enjoys opera.
Tom Mary ile hoş bir sohbet yaptı.Tom had a nice chat with Mary.
Tom Mary için çalışmaktan hoşlandı.Tom enjoyed working for Mary.
Tom Mary'nin şirketinden hoşlandı.Tom enjoyed Mary's company.
Tom Mary'nin orada yalnız yaşamasından hoşlanmıyor.Tom doesn't like Mary's living there alone.
Tom Mary'den hoşlanmıyor.Tom doesn't like Mary.
Tom Mary'nin kendisinden niçin hoşlanmadığını bilmiyor.Tom doesn't know why Mary doesn't like him.
Tom Mary'nin ondan hoşlanıp hoşlanmadığını bilmiyor.Tom doesn't know whether Mary likes him or not.
Tom Mary ile takılmaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't enjoy hanging out with Mary.
Tom Mary'nin konserden hoşlanacağını düşünmüyordu.Tom didn't think Mary would enjoy the concert.
Tom Mary'nin onunla konuşma tarzından hoşlanmadı.Tom didn't like the way Mary spoke to him.
Tom Mary'nin kocasından hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary's husband.
Tom Mary'nin tavsiyesinden hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary's advice.
Tom Mary'den hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary.
Tom o zaman Mary'den hoşlanmıyordu.Tom didn't like Mary at that time.
Tom Mary'nin ondan niçin hoşlanmadığını anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary didn't like him.
Tom tavuğu Mary'nin hoşlandığı şekilde pişirmektedir.Tom cooks chicken just the way Mary likes it.
Tom Mary'den hoşlanıyor numarası bile yapamaz.Tom can't even pretend to like Mary.
Tom Mary'ye ondan hoşlanıp hoşlanmadığını sordu.Tom asked Mary whether she liked him.
Tom Mary'ye ne tür müzikten hoşlandığını sordu.Tom asked Mary what kind of music she liked.
Tom Mary'ye ne tür filmlerden hoşlandığını sordu.Tom asked Mary what kind of movies she liked.
Tom Mary'ye ne tür yiyeceklerden hoşlandığını sordu.Tom asked Mary what kind of food she liked.
Tom ve Mary genellikle ön sırada oturmaktan hoşlanırlar.Tom and Mary usually like to sit in the front row.
Tom ve Mary birbirlerinden hoşlanıyorlar.Tom and Mary like each other.
Tom ve Mary önümüzdeki cuma akşamı bir hoş geldin partisi verecek.Tom and Mary are having a house-warming party this coming Friday evening.
Mary hoşlandığım kadın türüdür.Mary is the kind of woman I like.
Tom Mary'den hoşlanıyor mu?Does Tom like Mary?
Tom her zaman John ve Mary'nin çok hoş bir çift olduklarını düşündü.Tom always thought that John and Mary were such a nice couple.
Ben mavi renkten hoşlanırım.I like the color blue.
Dondurmadan çok hoşlanırım.I like ice-cream very much.
Şaraptan hoşlanmazdım fakat şimdi çok hoşlanıyorum.I didn't use to like wine, but now I like it a lot.
O, yılanlar gibi, garip hayvanlardan hoşlanıyor.It likes strange animals, like snakes.
Tom ne tür yiyecekten hoşlanır?What kind of food does Tom like?
Bu tür şey olduğunda, Tom bundan hoşlanmıyor.Tom doesn't like it when this kind of stuff happens.
Tom'un yaptığı ev gerçekten hoş.The house that Tom built is really nice.
O yürümekten hoşlanıyor olmalı.He must like taking walks.
Onun planları teoride her zaman kulağa hoş geliyor ama uygulamada çalışmaz.His plans always sound great in theory but they don't work in practice.
Bu bana oldukça hoş geliyor.This tastes pretty good to me.
Ondan neden hoşlanmadığını açıklayabilir misin?Can you explain why you dislike him?
Vahşi Batı'ya hoş geldiniz.Welcome to the Wild West.
Vahşi Batı'ya hoş geldin.Welcome to the Wild West.
Kelebek çok hoş bir sözcük.Butterfly is a very nice word.
Onun evime çok sık gelmesinden hoşlanmıyorum.I don't like that he comes to my house so often.
Hepimiz filmden hoşlandık.We all enjoyed the movie.
Artık senden hoşlanmıyorum.I no longer like you.
Tom'un gerçekten hoşlandığı tek şey Mary ile satranç oynamak.One thing Tom really enjoys is playing chess with Mary.
Bizim binamızda yaşayan bir sürü insan mal sahibinden hoşlanmıyor.A lot of people living in our building don't like the owner.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığını düşündü.Tom thought that Mary didn't like him.
Tom Mary'nin onun niçin ondan hoşlanmadığını bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew why he didn't like her.
Tom Mary'nin kedilerden hoşlanmadığını düşündü.Tom thought Mary didn't like cats.
Tom kendinin hoşlandığı aynı tür müziği herkesin sevmesini beklememeli.Tom shouldn't expect everyone to like the same kind of music that he does.
Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy talking with Mary.
Tom Boston'da olmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy being in Boston.
Tom burada olmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy being here.
Tom Mary'nin filmden niçin hoşlanmadığını bilmediğini söylüyor.Tom says he doesn't know why Mary didn't enjoy the movie.
Tom gerçekten onun yemeğinden hoşlandı.Tom really enjoyed his meal.
Tom hafta sonlarında kitap okumak için evde kalmaktan hoşlanır.Tom likes to stay home and read books on weekends.