Fred Jane'den hoşlanmaya başladı ve onlar birbiriyle görüşmeye başladı.Fred took a liking to Jane and they started seeing each other.
Sanırım ondan hoşlanıyorsun.I suppose you like it.
Şu saat çok hoş.That watch is very nice.
Yaşlı kadınlar, genç erkeklerle çıkmaktan hoşlanırlar.Old women like dating young men.
Karısı ondan hoşlandığı için o evi satın aldı.He bought that house because his wife liked it.
Hoşça kal bile demeden odayı terk etti.He left the room without even saying goodbye.
Beyzboldan hoşlanan tek kişi sen değilsin. Tom da ondan hoşlanıyor.You aren't the only one who likes baseball. Tom likes it, too.
Tom bana çok hoş davranır.Tom treats me very nice.
Tom gerçekten hoş bir adam!Tom really is a nice guy!
Tom geniş kitlenin önünde konuşma yapmaktan hoşlanmaz.Tom really does detest giving speeches in front of large audiences.
Tom hoşlanmadığı şarkıların bir listesini yaptı.Tom made a list of songs he doesn't like.
Tom gizemli olmaktan hoşlanıyor.Tom likes to be mysterious.
Tom yalnız olmaktan hoşlanıyor.Tom likes being alone.
Tom hoşçakal demeden gitti.Tom left without saying goodbye.
Tom bana karşı çok hoş.Tom is very nice to me.
Tom öğrencilerine çok hoşgörülü.Tom is too lenient with his students.
Tom gerçekten hoş bir adam.Tom is a really nice guy.
Tom'un hoş bir gülümsemesi var.Tom has a nice smile.
Tom resim çekmekten hoşlanır.Tom enjoys taking pictures.
Tom gölde yüzmekten hoşlandı.Tom enjoyed swimming in the lake.
Tom bir şeyden hoşlanıyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to like anything.
Tom burada çalışmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like working here.
Tom hava yoluyla seyahat etmekten hoşlanmaz.Tom doesn't like traveling by air.
Tom saat takmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to wear a watch.
Tom evde kalmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to stay at home.
Tom hata yapmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to make mistakes.
Tom sigara içen insanlarla takılmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like to hang out with people who smoke.
Tom uzun süre bekletilmekten hoşlanmıyor.Tom doesn't like to be kept waiting for a long time.
Tom rahatsız edilmekten hoşlanmaz.Tom doesn't like to be disturbed.
Tom bundan hoşlanmaz.Tom doesn't like this.
Tom pokerden çok hoşlanmaz.Tom doesn't like poker very much.
Tom pokerden hiç hoşlanmaz.Tom doesn't like poker at all.
Tom, sigara içilmesi yasak yerlerde sigara içen insanlardan hoşlanmaz.Tom doesn't like people who smoke in no smoking areas.
Tom kolayca sinirlenen insanlardan hoşlanmaz.Tom doesn't like people who get angry easily.
Tom benim arkadaşlarımdan hoşlanmıyor.Tom doesn't like my friends.
Tom, greyfurttan hoşlanmıyor.Tom doesn't like grapefruit.
Tom klasik müzikten hoşlanmaz.Tom doesn't like classical music.
Tom bir çocuk gibi davranılmaktan hoşlanmıyor.Tom doesn't like being treated like a child.
Tom her gün küçük ofisinde tıkılı kalmaktan hoşlanmaz.Tom doesn't like being cooped up in his small office every day.
Tom'un kampa gitmekten hoşlanan hiç arkadaşı yok.Tom doesn't have any friends who like to go camping.
Tom tenisten hoşlanmıyor ve asla hoşlanmadı.Tom doesn't enjoy tennis and never has.
Tom o filmden hiç hoşlanmadı.Tom didn't like that movie at all.
Tom yeterli paraya sahip olmamaktan hoşlanmıyordu.Tom didn't like not having enough money.
Tom o zaman biradan hoşlanmıyordu.Tom didn't like beer at that time.
Tom konserden çok fazla hoşlanmadı.Tom didn't enjoy the concert very much.
Tom konserden hiç hoşlanmadı.Tom didn't enjoy the concert at all.
Tom hoşlandığı her yere gidebilir.Tom can go wherever he likes.
Tom eğer işinden hoşlanmadıysa her zaman onu bırakabilir.Tom can always quit his job if he doesn't like it.
Tom hakkında hoşlanmadığım bir şey var.There's something about Tom that I don't like.
Tom'dan niçin hoşlanmadığımı size söyleyeyim.Let me tell you why I don't like Tom.
Tom'un bestelediği müzik türünden hoşlanıyorum.I like the kind of music Tom composes.
Tom benden ödünç para istediğinde bundan hoşlanmıyorum.I don't like it when Tom borrows money from me.
Tom korku filmleri izlemekten hoşlanır mı?Does Tom enjoy watching horror movies?
Tom Mary'nin neden ondan hoşlanmadığını anlamak istiyordu.Tom wanted to understand why Mary didn't like him.
Tom Mary'den asla hoşlanmadı.Tom never liked Mary.
Tom Mary ile iskambil oynamaktan her zaman hoşlandığını söylüyor.Tom says that he always enjoys playing cards with Mary.
Tom Mary'nin ondan hoşlanmadığına inanmayı reddetti.Tom refused to believe that Mary didn't like him.
Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor, değil mi?Tom really enjoys talking with Mary, doesn't he?
Tom Mary'den hoşlanmadığını açıkladı.Tom made it clear that he didn't like Mary.
Tom Mary'nin şarkı söylemesini dinlemekten hoşlanır.Tom likes to listen to Mary sing.