hitabe ile cümle
hitabe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu defterlerde valilere, kadılara ve saireye hitaben yazılan hükümler bulunmaktadır.In dit register werden de vonnissen, arresten en uitspraken op trefwoord vermeld.
06 Ekim 2008 < Hitabesi1 stycznia 2008 Isaszegu
Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir.Författaren Fjodor Dostojevskij sade: "Vi har alla krupit fram ur Gogols kappa".
Genellikle üstün bir hitabet ve propaganda yeteneği gerektirir.Detta fordrar vana och skicklighet.
The Guardian gazetesi Manetes'a hitaben Yunanların El Greco'su hitabıyla bir makale yayınlamıştır.Denna andliga hänförelse är typisk för El Greco.
Aişe, "Yalnızca Allah'a şükretmek için ayağa kalkarım; (Muhammed'e hitaben) sana değil," dedi.(19: 58) Spune: „Vedeți că este de la Dumnezeu, iar voi nu credeți!
Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir.Dosztojevszkij később azt vallotta: „Mindnyájan Gogol köpönyegéből bújtunk elő.”
"Allah'ın emirleri akıllı olana hitabendir".Ja Allah antaa vallan kenelle haluaa, ja Allah on antelias, kaikkitietävä.
Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir.Viitaten aikansa venäläisiin kirjailijoihin Dostojevski sanoi: ”Olemme kaikki tulleet Gogolin 'Viitan' alta”.
Aristodemos’tan hitabet dersleri aldı.Mitä Aristoteles on minulle opettanut.
Bu yönleriyle Markos İncili'nin Romalılara hitaben yazıldığı düşünülebilir.Φαίνεται πως αυτός ήταν ο τρόπος με τον οποίο αντιλαμβάνονταν οι ρωμαίοι συγγραφείς τις μάγισσες.
Söylendiğine göre Verus şiir yazma ve hitabete düşkün harika bir öğrenciydi.Det ble sagt at den unge Verus var en utmerket student, glad i å skrive poesi og gi taler.
Aişe, "Yalnızca Allah'a şükretmek için ayağa kalkarım; (Muhammed'e hitaben) sana değil," dedi.Allahku Engkau, aku hendak bersyukur kepada-Mu, Allahku, aku hendak meninggikan Engkau."
Heykel, sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir hitabe tutar.Di sudut kiri dan kanannya terdapat jari tangan dengan mudra (sikap) mengancam.
Söylendiğine göre Verus şiir yazma ve hitabete düşkün harika bir öğrenciydi.Verus được báo cáo là một học sinh xuất sắc, thích viết thơ và có những bài phát biểu.
Heykel, sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir hitabe tutar.右手に風雲、左手に念珠を持つ。
Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir.ドストエフスキーは、「我々は皆ゴーゴリの『外套』から生まれ出でたのだ」と語ったと言われる。
Bu şarkının ne anlama geldiği ve kime hitaben yazıldığı ile ilgili çeşitli görüşler mevcuttur.この曲がいつごろ成立し、誰によって書かれたものかは諸説がある。
Hitabetinin ileri düzeyde oluşu da buna bağlanmaktadır.信濃(しなの)も関係あるか。
Söylendiğine göre Verus şiir yazma ve hitabete düşkün harika bir öğrenciydi.ルキウスは優秀な学生であったと伝えられ、詩作と弁論を好んだ。
Edebiyatta ve hitabet sanatında kullanılır.עוסקת בתוכניות מציאות ובארכאולוגיה.
Söylendiğine göre Verus şiir yazma ve hitabete düşkün harika bir öğrenciydi.Според летописците, Грациан бил образован човек, пишел стихове и говорил красиво.
1999-2001 yılları arasında ise genç izleyiciye hitabeden She’s All That ve Varsity Blue gibi filmlerde oynadı.Една година по-късно участва във филми като Varsity Blues, She's All That (Тя е върхът).
Rodos'un meşhur felsefe okulu bilim, edebiyat ve hitabeti İskenderiye'li üstadları ile paylaşıyordu.Неговите известни школи по философия и наука, литература и реторика, делят преподавателите си с Александрия.
Bu seçimde hitabetiyle halkın takdirini cezbeden Rızkı, halkın %50'sinin fazlasından tercih oyu aldı.Това са последните избори в които демократ печели с повече от 50%.
06 Ekim 2008 < Hitabesi26. veljače 2009. < Tomatoes
Aristodemos’tan hitabet dersleri aldı.Učil aristotelovskú logiku.
Çocuğun elinde Kral'a hitaben bir mektup bulunmaktaydı.Per karus su Švedija buvo ištikimas karaliui.
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,A v prehovore z Koránu, ktorý je pre Moslimov Bohom hovoriacim k ľudstvu
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,En un pasaje del Corán, que para los musulmanes es Dios que le habla a la Humanidad.
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Et dans un extrait du Coran, qui pour les Musulmans est Dieu parlant à l'humanité,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Koran은 무슬림들에게 신이 인류에 전하는 말씀으로 여겨집니다. 신이 그의 마지막 예언자인 무하메드에게 한 말이기 때문입니다.
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Nel Corano, il quale per i Mussulmani è Dio che parla all'umanità,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Si in scrierile din Coran, care pentru musulmani este Dumnezeu care vorbeste umanitatii,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,Và trong một điều dạy của kinh Koran, mà đối với người Hồi giáo là chúa, nói về lòng nhân đạo,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,W słowach Koranu, które dla Muzułmanów są słowami Boga mówiącego do ludzkości,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,А в едно слово от Корана, което за Мюсюлманите е Бог, говорещ на човечеството,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,И в высказывании из Корана, в котором, как считают мусульмане, Бог обращается к человечеству,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,І говорячи про Коран, який для мусульман є зверненням Бога до людства,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,וכמאמר הקוראן, שלמוסלמים מייצג את דבר האלוהים לאנושות, אלוהים אומר לנביאו מוחמד,
Allah, bütün insanlığa hitaben müslümanlarla konuştuğu Kuran'ın bir ayetinde peygamberine,アラーはムハンマド つまりイスラームの
Artık hitabet yok.Der er ikke nogen diskurs mere.
Artık hitabet yok.Det finns ingen diskurs längre.
Artık hitabet yok.Dyskusja jest już nieobecna.
Artık hitabet yok.Er is geen discussie meer.
Artık hitabet yok.Es gibt keinen Diskurs mehr.
Artık hitabet yok.Il n'y a plus de discours désormais.
Artık hitabet yok.Já não existem discursos.
Artık hitabet yok. Karşılıklı konuşma yok. Sadece suçlama.Nu mai există discurs, nici conversaţie, ci doar învinovăţiri.
Artık hitabet yok. Karşılıklı konuşma yok.Ya no hay discurso, ni conversación.
Artık hitabet yok.Không có bất kỳ thảo luận nào thêm nữa.
Artık hitabet yok.이제는 대화가 사라져서
Artık hitabet yok.Nincsenek már valódi viták.
Artık hitabet yok.Ni več dialoga.
Artık hitabet yok.Non c'è più dialogo.
Artık hitabet yok.Sen näkee päivän politiikassa. Väittelystä on luovuttu.
Artık hitabet yok.Tidak ada lagi diskusi.
Artık hitabet yok.Už tam není žádná diskuze.
Artık hitabet yok.Žiadna diskusia.
Artık hitabet yok.Δεν υπάρχει συνομιλία πια.