Pişmanlık hissinin ne kadar acımasız olduğunu çok iyi biliyorum.إذا لم تشريه في تلك اللحظه، فليس هناك فرصه ثانيه!
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Det er ikke kun deres udseende, men jeg elsker måden de føles når man presser dem ned.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Ini bukan tentang cara benda tersebut terlihat, tapi saya suka rasanya ketika menekan pencetannya.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.저느 그저 모습 뿐만이 아니라 그 키들을 눌렀을 때의 그 감각을 아주 좋아합니다.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.la télécommande de la télévision.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Não é só pela sua aparência, mas eu adoro a sensação que dão quando as pressionamos.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Nem pont így néznek ki, de én szeretem az érzést, amikor megnyomom őket.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Nicht nur wegen ihres Aussehens, sondern vor allem wegen des Gefühls, wenn man eine drückt.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Nie chodzi tylko o wygląd, ale odczucie w trakcie przyciskania.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Niet alleen om hoe ze eruit zien, maar ik hou van hoe ze voelen als je ze indrukt.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Non è solo l'aspetto, ma mi piace la sensazione che si prova quando li si premono.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.No solo su aspecto, sino también su tacto cuando las aprietas.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Nu e vorba de cum arată. Îmi place şi cum se simt atunci când le apeşi.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Δεν είναι απλά το πως δείχνουν, αλλά λατρεύω την αίσθησή τους όταν τα πιέζεις.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Мені до вподоби не тільки їхній вигляд, а й відчуття, коли на них натискати.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.Не только то, как они выглядят, но и то, какие они на ощупь.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.לא רק איך שהם נראים, אני אוהב את איך שהם מרגישים כשאתה לוחץ עליהם.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.لم أحب فقط أشكال تلك المفاتيح, بل أحببت أيضا ملمسهما وما أشعر به عندما أضغط عليهما.
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.唔係淨係因為佢哋個外觀 仲有㩒落去嘅時候嘅嗰種感覺
Sadece görünümlerini değil, aynı zamanda bastığındaki hissi de seviyorum.指で押さえた時の感覚が最高です 私はフルートやクラリネットを吹かないので
Sanırım günümüzde ressam olmak, beraberinde bir suçluluk hissi getiriyor.이 시대에 예술가가 되는건 약간 문제의식이 필요한것 같아요
Sanırım günümüzde ressam olmak, beraberinde bir suçluluk hissi getiriyor.אני מרגישה רגשי אשם להיות אמנית בתקופה הזאת.
Seçme hissin varken, seçimi deneyimliyorsun, bu tamam.No, es una alegría redescubrir tu... ¿Te imaginas si tu redescubrimiento de tu Ser fuera algo horrible?
Seçme hissin varken, seçimi deneyimliyorsun, bu tamam.Pokiaľ máte pocit voľby, použite voľbu, je to v poriadku.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Cimpazeii joacă mai bine decât oamenii, adică confirmă mai bine teoria jocurilor.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Disse chimpanser spiller bedre end menneskerne, bedre i den forstand at de holder sig bedre til spilteorien.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Gli scimpanzè giocano meglio degli esseri umani, meglio nel senso di aderire alla teoria dei giochi.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.침팬지들이 인간보다 더 잘 해요. 게임 이론에 더 충실하다는 면에서 잘 한다는 뜻입니다.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Les chimpanzés jouent mieux que les humains, mieux dans le sens de l'adhésion à la théorie des jeux.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Los chimpancés juegan mejor que los seres humanos, mejor en el sentido de adherirse a la teoría de juegos.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Những con tinh tinh chơi giỏi hơn người, giỏi hơn theo nghĩa là bám rất chắc vào lý thuyết trò chơi.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Schimpansen spielen besser als Menschen, besser im Sinne der Spieltheorie.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Šimpanzi igrajo bolje kot ljudje, v smislu, da se bolj držijo teorije iger.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Szympansy grają lepiej niż ludzie, tj. bardziej przystają do teorii gier.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Οι χιμπατζήδες παίζουν καλύτερα από τους ανθρώπους, καλύτερα με την έννοια της τήρησης της Θεωρίας Παιγνίων.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Шимпанзе грають краще, ніж люди, краще у сенсі дотримання теорії ігор.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Шимпанзе играют лучше людей, лучше в плане соответствия теории игр.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.Шимпанзетата играят по-добре от хората, по-добре, защото се придържат към теорията на игрите.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.השימפנזים משחקים יותר טוב מבני האדם. הם יותר טובים מבחינת הגשמת תיאוריית המשחקים.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.الشمبانزي يلعبون أفضل من البشر، أفضل بمعنى التمسك بنظرية اللعبة.
Şempanzeler oyun teorisine bağlı kalma hissiyle birlikte insanlardan daha iyi oynuyor.チンパンジーは人間よりもプレイが上手です これは 日本とアフリカ出身の-
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Ez vagy. Ez a legeslegmélyebb igazságod.
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Tú eres testigo del sentido de adicción, de tiempo, de sentimientos, de emoción, de memoria.
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Tu es le témoin de la sensation de l'addiction, du temps, des sentiments, de l'émotion, de la mémoire,
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Tu sei il testimone del senso della dipendenza, del tempo, dei sentimenti, delle emozioni, della memoria.
Sen, bağımlılık ve zaman hissinin, duyguların, hislerin ve anıların tanığı olansın.Ty jsi svědkem uvědomění závislosti, času, pocitů, emocí, paměti.
Senin Varlığına, 'Ben-im' hissine özgün değildir.Ce n'est pas original à ton être. Ce sentiment d'être "je suis"...
Senin Varlığına, 'Ben-im' hissine özgün değildir.Eso es secundario. No es original a tu Ser.
Silahlar insanlara bir güç hissi verir, yanlış bir güçlülük hissi.Armele dau oamenilor o senzatie de putere, o senzatie falsa de putere.
Silahlar insanlara bir güç hissi verir, yanlış bir güçlülük hissi.Et les armes donnent aux gens un sentiment de puissance, un faux sentiment de puissance.
Silahlar insanlara bir güç hissi verir, yanlış bir güçlülük hissi.А оръжията носят чувството за сила. Фалшиво чувство за сила.
Silahlar insanlara bir güç hissi verir, yanlış bir güçlülük hissi.Оружие даёт людям чувство власти, ложное чувство власти.
Silahlar insanlara bir güç hissi verir, yanlış bir güçlülük hissi.ורובים נותנים לאנשים תחושה של כוח. תחושה מזויפת של כוח.
Silahlar insanlara bir güç hissi verir, yanlış bir güçlülük hissi.والبنادق تعطي الناس شعورا بالقوة، إنه شعور زائف بالسلطة. الشعور الحقيقي بالسلطة
Şimdi, bu iki benlik iki farklı mutluluk hissi doğrur.Ahora bien, los dos yos plantean dos nociones de felicidad.
Şimdi, bu iki benlik iki farklı mutluluk hissi doğrur.A két énünk pedig kétféle boldogság-fogalmat jelent.
Şimdi, bu iki benlik iki farklı mutluluk hissi doğrur.Ale ty dvě já znamenají také dva druhy štěstí.
Şimdi, bu iki benlik iki farklı mutluluk hissi doğrur.Alltså, de två själven för fram två idéer om lycka.
Şimdi, bu iki benlik iki farklı mutluluk hissi doğrur.Bây giờ, hai bản thân mang đến hai ý niệm của hạnh phúc.
Şimdi, bu iki benlik iki farklı mutluluk hissi doğrur.Disse to selv er ansvarlige for to forestillinger om lykken.