Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Het voelt alsof een man achter je staat met een hamer en constant op je hoofd klopt.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Imaš občutek, kot da za tabo stoji človek s kladivom in te ves čas udarja po glavi.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.마치 누가 뒤에서 망치로 머리를 계속 때리고 있는 듯한 그런 느낌이 들 정도입니다.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Masz wrażenie, że stoi za tobą facet z młotkiem i bez przerwy cię po głowie.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Máte pocit, že za vami stojí muž s kladivom mlátiaci vám stále do hlavy.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Saya merasa seperti ada orang berdiri di belakang dengan sebuah palu dan terus memukul kepala saya.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Sembra di avere una persona alle spalle con un martello che vi picchia in testa tutto il tempo.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Sientes como si tuvieras detrás un hombre con un martillo pegándote en la cabeza constantemente.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Úgy érzed, mintha állna mögötted valaki egy kalapáccsal, és mintha folyamatosan ütné a fejedet.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Σαν να στέκεται κάποιος πίσω σου με ένα σφυρί και να σε χτυπάει στο κεφάλι συνέχεια.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.З'являється відчуття, що за вами стоїть чоловік з молотком і весь час стукає вас по голові.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Кажется, что позади стоит человек с молотком который все время стучит по голове.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.Усещането е, все едно зад теб стои човек с чук и непрекъснато те удря по главата.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.כך שזה ממש בשמיים. זה מאוד, מאוד קשה לנשום. יש לך מחלה גבהים.
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.وتشعر كما لو أن هناك شخص خلفك يحمل مطرقة ويضربك على رأسك طوال الوقت
Arkamda bir adamın çekiçle durup, durmadan kafama vuruyormuş hissine kapılmıştım.感覚がします それよりも大変なことがありました
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Así que en vez de dar órdenes, ahora construyes consenso y construyes un sentido de propósito compartido.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.A tak místo přikazování, pracujete na shodě a budujete pocit sdíleného cíle.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.A tak, namiesto vydávania rozkazov, budujete teraz konsenzus, vytvárate pocit zdieľaného zmyslu.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Così, invece di impartire ordini, si doveva costruire consenso e il senso di un obiettivo condiviso.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Deci, în loc să dai ordine, acum construiești un consens și creezi sentimentul unui scop comun.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Então, em vez de dar ordens, estamos agora a construir consensos, a construir um sentido de objetivo comum.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Et donc au lieu de donner des ordres, vous construisez un consensus et vous construisez un sens de but commun.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.In plaats van orders uitdelen, probeer je nu consensus te creëren en het gevoel van een gezamenlijk doel.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.그래서 명령을 내리는 대신에 이제는 공감대를 형성해야 합니다. 공통의 목적의식을 갖도록 해야 하죠.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Parancsok kiosztása helyett konszenzusra törekszel és a közös cél érzetét kelted benned.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Så i stedet for at give ordrer, bygger man nu en konsensus og man bygger en sans for fælles formål.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Więc zamiast wydawać rozkazy, budujesz teraz konsensus. i budujesz poczucie wspólnego celu.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Έτσι, λοιπόν, αντί να δίνεις εντολές, τώρα χτίζεις συναίνεση και μία αίσθηση κοινού σκοπού.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.И вместо да давам заповеди, сега трябваше да създавам консенсус и да изграждам усещане за споделена цел.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.И вместо того, чтобы отдавать приказы, вы создаете согласованность, создаете ощущение общей цели.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.אז במקום לתת פקודות, אתה עכשיו בונה קונצנזוס ואתה בונה תחושה של מטרה משותפת.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.وبدلاً من اعطاء الاوامر انت الان تبني " توافق آراء " وانت تبني " هدف مشترك "
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.意見の一致を図り 共通の目的を認識する という方法をとります もっとも大きな変化と 言えるのは おそらく
At tırıs gidiyor, imparatorun kolu havada, güzel bir denge hissi var kompozisyonda.Calul merge la pas, brațul împăratului este ridicat dar dă o senzația incredibilă de echilibru.
At tırıs gidiyor, imparatorun kolu havada, güzel bir denge hissi var kompozisyonda.Il cavallo è a grandi passi, il braccio è sollevato, ma c'è anche un meraviglioso senso di equilibrio.
At tırıs gidiyor, imparatorun kolu havada, güzel bir denge hissi var kompozisyonda.Koń kroczy, ręka cesarza jest wzniesiona, ale widzimy tu niesamowitą równowagę.
At tırıs gidiyor, imparatorun kolu havada, güzel bir denge hissi var kompozisyonda.Kůň kráčí, jeho přední noha je vztyčena, a stále cítíme krásný smysl pro rovnováhu.
At tırıs gidiyor, imparatorun kolu havada, güzel bir denge hissi var kompozisyonda.Кінь стрибає, вершник підняв руку, але чудово зберігає рівновагу.
At tırıs gidiyor, imparatorun kolu havada, güzel bir denge hissi var kompozisyonda.Лошадь движется, наездник поднял руку, но при этом сохраняется удивительный баланс.
Basitçe buradasın işte, her şey senin için doğuyor, ruhsallığın hissi de dahil.Jste jednoduše tady - uvnitř kterého pro vás všechno toto vyvstává, včetně pocitu duchovnosti.
Basitçe buradasın işte, her şey senin için doğuyor, ruhsallığın hissi de dahil.Olet yksinkertaisesti tässä, missä kaikki joka nousee sinusta, mukaanlukien henkisyyden tunne.
Basitçe buradasın işte, her şey senin için doğuyor, ruhsallığın hissi de dahil.Tu sei semplicemente quì, e tutto sta manifestandosi per te, incluso il senso della spiritualità.
Basitçe buradasın işte, her şey senin için doğuyor, ruhsallığın hissi de dahil.Wat een vreemd iets, dat ik gewoon bén.
Basitçe buradasın işte, her şey senin için doğuyor, ruhsallığın hissi de dahil.Вы просто Здесь, внутри которого все, что для вас проявляется, включая чувство "духовности"...
Basitçe buradasın işte, her şey senin için doğuyor, ruhsallığın hissi de dahil.אתם פשוט כאן במקום שבו הכל מופיע בשבילכם כולל תחושת הרוחניות,
Başka insanlardan,gelecekten,başarısızlıktan korkuyordum ve içimde bir boşluk hissi vardı.and of the emptiness that I felt was within me. But I was skilled at hiding it, and from the outside
Bazen bu hissi yakalayabiliriz, ancak çoğunlukla bunu unuturuz.І ми можемо прийти до цього, але ми часто забуваємо про це і не шукаємо цього.
Bazen çekimlerin sonunda bazı fotoğrafların tüm hikayeyi belgeselden daha iyi anlattığı hissine kapılıyorum.또한 촬영이 끝날 때쯤, 저는 때때로 세상을 놀라게 만들 다큐멘터리보다 더 좋은 이야기를 해줄 수 있는 사진을 찍어야겠다 느꼈습니다.
Bazen çekimlerin sonunda bazı fotoğrafların tüm hikayeyi belgeselden daha iyi anlattığı hissine kapılıyorum.La sfârșitul unei filmări, simțeam că fotografiile relatau o poveste mai bună decât un documentar de senzație.
Bazen çekimlerin sonunda bazı fotoğrafların tüm hikayeyi belgeselden daha iyi anlattığı hissine kapılıyorum.ובסוף הצילום, לעתים חשתי שהיו לי צילומים שסיפרו את הסיפור טוב יותר מאשר סרט תיעודי, טוב ככל שיהיה.
Bazen çekimlerin sonunda bazı fotoğrafların tüm hikayeyi belgeselden daha iyi anlattığı hissine kapılıyorum.真実を物語っていると 撮影の最後に 時々感じることがありました 政治や議題を問わず
Bazı ev kadınları bir yerlerde iyi bir damat olduğu hissine kapıldılar.Kilka gospodyń domowych doznało złudzenia, że jest gdzieś dobry zięć.
Bazı ev kadınları bir yerlerde iyi bir damat olduğu hissine kapıldılar.Některé vdané ženy získaly pocit, že tu je dobrý budoucí zeť.
Bazı ev kadınları bir yerlerde iyi bir damat olduğu hissine kapıldılar.Viele Hausfrauen haben die Illusion bekommen, dass es da draußen einen guten Schwiegersohn gibt.
Bazı ev kadınları bir yerlerde iyi bir damat olduğu hissine kapıldılar.Κάποιες νοικοκυρές είχαν την ψευδαίσθηση ότι υπάρχει ένας καλός γαμπρός εδώ πέρα.
Bazı ev kadınları bir yerlerde iyi bir damat olduğu hissine kapıldılar.Некоторым домохозяйкам могло показаться, что я мог бы быть хорошим зятем.
Ben bircok eslestirmeler yapiyorum bu yerlerin olceklerinin hissini vermek icin.Daar maak ik er veel van, om een idee te geven van de grootte van de fabrieken.
Ben bircok eslestirmeler yapiyorum bu yerlerin olceklerinin hissini vermek icin.Ho fatto molti accoppiamenti per cercare di rendere la grandezza di questi luoghi.
Ben bircok eslestirmeler yapiyorum bu yerlerin olceklerinin hissini vermek icin.Ich stelle viele Dinge einander gegenüber und versuche so, ein Gespür für die Größenordnung zu bekommen.