Ana içeriğe geç
Sözlük

hissettim ile cümle

hissettim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.E ho sentito le lacrime scorrere sul mio viso.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.És éreztem, ahogy a könnyek lecsordulnak az arcomon.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.Et j'ai senti les larmes couler sur mes joues
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.I czułem, że lecą mi łzy.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.Ik voelde de tranen over mijn wangen lopen.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.어느새 울고 있었어요.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.Nước mắt của cháu đã trào ra rất nhiều.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.Og jeg kunne mærke tårerne løbe ned ad kinderne.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.Şi mi-am simţit lacrimile șiroind pe faţă.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.Und ich spürte, wie mir die Tränen über das Gesicht flossen.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.Y sentí cómo me caían las lágrimas por la cara.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.Και ένιωσα τα δάκρυα να τρέχουνε στο πρόσωπό μου.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.И у меня слезы ручьем потекли.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.У мене потекли сльози.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim."והרגשתי את הדמעות זולגות על פני.
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.وشعرت بالدموع تهطل على وجهي .
Ve gözyaşlarımın yüzümden aşağı doğru aktığını hissettim.それでさ、弟のために泣くのはほんとにいいもんだ、って感じたんだ」
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Am simţit, pentru prima dată în viaţă, că fac parte din ceva mai mare decât mine însumi.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.A poprvé v životě jsem cítil, že jsem součástí něčeho většího, než jsem já sám.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.És életemben először azt éreztem, hogy része voltam valaminek, ami nagyobb nálam.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.E senti, pela primeira vez na minha vida, que fazia parte de alguma coisa maior do que eu.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Et pour la première fois de ma vie, j'ai senti que je faisais partie de quelque chose plus grand que moi-même.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Ja ensimmäistä kertaa elämässäni tunsin, että olen osa jotain itseäni suurempaa.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.저는 제 삶에서 처음으로 저보다 큰 뭔가의 일부분임을 느꼈습니다.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Lần đầu tiên trong cuộc đời, tôi cảm thấy tôi là một phần của điều gì đó lớn hơn bản thân mình.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.la visión compartida. Sentí por primera vez en mi vida que era parte de algo más grande que yo.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Och jag kände för första gången i mitt liv att jag var del av någonting större än mig själv.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Per la prima volta nella mia vita sentii di essere parte di qualcosa di più grande di me.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Pierwszy raz w życiu poczułem się częścią czegoś większego ode mnie.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Prvýkrát v živote som cítil, že som súčasťou niečoho väčšieho, než som ja sám.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Und zum ersten Mal in meinem Leben fühlte ich, dass ich Teil von etwas war, das größer war als ich.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Voor het eerst in mijn leven, voelde ik me deel van iets dat groter was dan mezelf.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.Και ένιωσα για πρώτη φορά στην ζωή μου πως ήμουν μέρος από κάτι μεγαλύτερο από τον εαυτό μου.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.И почуствах за първи път в живота си, че бях част от нещо по-голямо от мен.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.והרגשתי לראשונה בחיי שאני חלק ממשהו שהוא גדול ממני.
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.و شعرت لاول مرة في حياتي كنت جزءا من شيء اكبر من نفسي
Ve hayatımda ilk defa benden daha büyük bir şeyin parçası olduğumu hissettim.何かの一部になったのを感じました それにソプラノにかわいい女の子がたくさんいるというのも本当でした
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Cítil som, že som bol ako herec príliš škatuľkovaný.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Czułem, że zostałem już zaszufladkowany jako aktor.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.En ik voelde dat ik werd getypecast als acteur.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Et j'ai constaté qu'en tant qu'acteur j'étais catalogué.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim. Her zaman egzotik bir Afrikalıyı oynuyordum.Jako herec jsem pokaždé hrál tu samou roli, byl jsem pokaždé exotický Afričan.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.In čutil sem, da sem postal igralec.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.배우로써 항상 고정된 배역을 맡는다고 느꼈습니다.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Saya seperti aktor yang hanya bermain peran khusus.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Sentivo di essere diventato un attore.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Şi am simţit că primeam aceleaşi roluri ca actor.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Úgy éreztem, színészként beskatulyáznak.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Und ich fühlte mich, als ob ich als Schauspieler type-gecastet worden war.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Và tôi cảm thấy tôi diễn kịch như một diễn viên.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Y sentía que estaba siendo encasillado como actor.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Και ένιωθα πως είχα γίνει μια καρικατούρα σαν ηθοποιός.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Имах чувството, че ми беше дадена ролята на актьор.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.І я відчував, що як актор я завжди грав однотипні ролі.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.Мне казалось, что я играл однотипные роли.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.והרגשתי שתוייגתי כשחקן.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.وشعرت بأنني كنت كائن يؤدي دورا كالممثل.
Ve hep aynı rollerin verildiği bir aktör olduğumu hissettim.私がいつも演じていたのはエキゾチックで
Ve her gün, onun yokluğunun acısını hissettim. Başta, yalnızca bir kaç hafta olacaktı.Ich fühlte den Schmerz ihrer Abwesenheit und es sollte nur einige Wochen dauern.
Ve her gün, onun yokluğunun acısını hissettim. Başta, yalnızca bir kaç hafta olacaktı. Öyle sanmıştık.Ένιωθα, ξέρεις, τον πόνο της απουσίας της κάθε μέρα επρόκειτο να είναι μόνο για μια δυο εβδομάδες ξέρεις.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod