Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice vond dat dit niet kon worden ontkend, dus probeerde ze een andere vraag.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice zdi, da to ni mogoče zanikati, zato je poskusil še eno vprašanje.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice θεώρησε ότι αυτό δεν θα μπορούσε να αρνηθεί, οπότε δοκίμασε ένα άλλο ερώτημα.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alicia se sintió que esto no se puede negar, por lo que trató de otra pregunta.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.앨리스는 이것이 거부 될 수 없다는 생각, 그래서 그녀는 또 다른 질문을 했어요.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Алиса почувствовала, что это не может быть отказано, так что она попробовала другой вопрос.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Алис смятат, че това не може да се отрече, така че тя се опита друг въпрос.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Аліса відчула, що це не може бути відмовлено, так що вона спробувала інше питання.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.אליס הרגישה שזה לא יכול להיות הכחיש, אז היא ניסתה כבר שאלה אחרת.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.ورأى أنه لا يمكن أليس هذا لا يمكن إنكارها ، حتى انها حاولت سؤال آخر.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı."ここはどうなのソートの人々の住んでいる?"
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Allo stesso tempo, è una fortunata coincidenza.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Mas, ao mesmo tempo, senti-me um felizardo.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Pero a la vez, me he sentido afortunado.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Tunnen itseni myös onnekkaaksi.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Αλλά νιώθω τυχερός ταυτόχρονα.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Но в то же время, мне повезло.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Aber ich merkte, dass er mir etwas sagen wollte.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Ale pochopil jsem, že mi chce něco říct.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Ale zrozumiałem, że chce powiedzieć coś jeszcze.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Dar mi-am dat seama că mai era ceva.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.De megértettem, hogy mondani akar még valamit.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.그런데 전 그가 무언가를 말하고 싶어한다는 걸 알았습니다.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Maar ik begreep dat hij me iets wilde vertellen.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Mais j'ai compris qu'il voulait me dire quelque chose.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Mas compreendi que ele queria dizer-me qualquer coisa.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Nhưng tôi hiểu anh ta muốn nói gì đó với tôi.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Pero entendí que quería decirme algo.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Pochopil som však, že mi chce niečo povedať.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim. Ve sordum, "Ne diyeceksin?"Ma capii che voleva dirmi qualcosa, quindi gli chiesi:
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Αλλά κατάλαβα ότι ήθελε να μου πει κάτι.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Но чувствах, че иска да ми каже нещо.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Я почувствовал, что он хочет сказать что-то еще.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.אך אני הבנתי שהוא רוצה לומר לי משהו.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.لكن فهمت أنه يريد إخباري شيئا ما.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.「何だ?」と尋ねると
Ama ben onun karşısında oturuyorken, ben de herkesi sevdiğimi hissettim."'Cuando estaba sentado delante de él yo quería a todo el mundo.'
Ama ben onun karşısında oturuyorken, ben de herkesi sevdiğimi hissettim.""Quando ero seduto di fronte a lui, anche io amavo tutti".
Ama bir şey hissettim.Aber ich fühlte etwas.
Ama bir şey hissettim.Ale já jsem něco cítil.
Ama bir şey hissettim.Dar am simţit ceva.
Ama bir şey hissettim.De én éreztem valamit.
Ama bir şey hissettim.Het was een fysiologische respons.
Ama bir şey hissettim.전 분명 무언가를 느꼈습니다.
Ama bir şey hissettim.Mais j'ai ressenti quelque chose.
Ama bir şey hissettim.Ma provai qualcosa.
Ama bir şey hissettim.Mas eu senti qualquer coisa.
Ama bir şey hissettim.Men jeg følte noget.
Ama bir şey hissettim.Sentí algo.
Ama bir şey hissettim.Tapi saya merasakan sesuatu.
Ama bir şey hissettim.W każdym razie coś poczułem.
Ama bir şey hissettim.Αλλά ένιωσα κάτι.
Ama bir şey hissettim.Але я відчув щось.
Ama bir şey hissettim.Но аз усетих нещо.
Ama bir şey hissettim.Но я что-то почувствовал.
Ama bir şey hissettim.אבל הרגשתי משהו.
Ama bir şey hissettim.الخلاصة أنني شعرت بشيء ما
Ama bir şey hissettim.生理的な反応でした
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Aber als ich einen Schritt zurück nahm, verspürte ich mich genau in dem kalten Auge eines riesigen Sturms.
Ama geriye çekilince, kendimi büyük bir fırtınanın soğuk merkezinde hissettim.Ale když jsem se podívala s odstupem, cítila jsem se být v studeném, tvrdém centru dokonalé bouře.