Ana içeriğe geç
Sözlük

hissetti ile cümle

hissetti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Sie fühlten sich besser von Freunden und Familie verstanden.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Tvrdia, že nachádzajú viac pochopenia u svojej rodiny a priateľov.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Vorbeau despre faptul că se simţeau mai bine înţeleşi de către prieteni şi familie.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Μιλούσαν για το πώς γίνονταν καλύτερα κατανοητοί από τους φίλους και την οικογένειά τους.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Те казваха, че се чувстват по-добре разбрани от приятелите и семействата си.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.הם דיברו על כך שחבריהם ובני משפחתם מבינים אותם טוב יותר.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.وتحدثوا عن احساسهم بتفهم أصدقائهم وعائلاتهم
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.「痛みや人生最大の困難に
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice a estimé que cela ne pouvait pas être nié, alors elle a essayé une autre question.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice cảm thấy rằng điều này không thể bị từ chối, vì vậy cô đã cố gắng một câu hỏi khác.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice czułem, że nie można odmówić, więc starała się kolejne pytanie.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice følte, at dette ikke kunne nægtes, så hun prøvede et andet spørgsmål.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice fühlte, dass dies nicht zu leugnen, so versuchte sie, eine andere Frage.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice kände att detta inte kunde förnekas, så hon försökte en annan fråga.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice merasa bahwa ini tidak bisa disangkal, jadi ia mencoba pertanyaan lain.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice mielestä tätä ei voitu kieltää, joten hän yritti toinen kysymys.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice pocit, že to nemôže poprieť, a tak skúsila inú otázku.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice pocit, že to nemůže popřít, a tak zkusila jinou otázku.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice sentiu que isso não poderia ser negado, então ela tentou outra pergunta.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice sentiva che non poteva essere negato, così ha provato un'altra domanda.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice simţit că acest lucru nu putea fi negat, astfel încât ea a încercat o altă întrebare.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice úgy érezte, hogy ez nem lehet tagadni, hogy megpróbált egy másik kérdés.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice vond dat dit niet kon worden ontkend, dus probeerde ze een andere vraag.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice zdi, da to ni mogoče zanikati, zato je poskusil še eno vprašanje.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alice θεώρησε ότι αυτό δεν θα μπορούσε να αρνηθεί, οπότε δοκίμασε ένα άλλο ερώτημα.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Alicia se sintió que esto no se puede negar, por lo que trató de otra pregunta.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.앨리스는 이것이 거부 될 수 없다는 생각, 그래서 그녀는 또 다른 질문을 했어요.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Алиса почувствовала, что это не может быть отказано, так что она попробовала другой вопрос.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Алис смятат, че това не може да се отрече, така че тя се опита друг въпрос.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.Аліса відчула, що це не може бути відмовлено, так що вона спробувала інше питання.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.אליס הרגישה שזה לא יכול להיות הכחיש, אז היא ניסתה כבר שאלה אחרת.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı.ورأى أنه لا يمكن أليس هذا لا يمكن إنكارها ، حتى انها حاولت سؤال آخر.
Alice yalanladı olamayacağını hissettim, bu yüzden başka bir soru çalıştı."ここはどうなのソートの人々の住んでいる?"
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Allo stesso tempo, è una fortunata coincidenza.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Mas, ao mesmo tempo, senti-me um felizardo.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Pero a la vez, me he sentido afortunado.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Tunnen itseni myös onnekkaaksi.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Αλλά νιώθω τυχερός ταυτόχρονα.
Ama aynı zamanda kendimi şanslı hissettim.Но в то же время, мне повезло.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Aber ich merkte, dass er mir etwas sagen wollte.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Ale pochopil jsem, že mi chce něco říct.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Ale zrozumiałem, że chce powiedzieć coś jeszcze.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Dar mi-am dat seama că mai era ceva.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.De megértettem, hogy mondani akar még valamit.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.그런데 전 그가 무언가를 말하고 싶어한다는 걸 알았습니다.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Maar ik begreep dat hij me iets wilde vertellen.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Mais j'ai compris qu'il voulait me dire quelque chose.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Mas compreendi que ele queria dizer-me qualquer coisa.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Nhưng tôi hiểu anh ta muốn nói gì đó với tôi.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Pero entendí que quería decirme algo.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Pochopil som však, že mi chce niečo povedať.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim. Ve sordum, "Ne diyeceksin?"Ma capii che voleva dirmi qualcosa, quindi gli chiesi:
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Αλλά κατάλαβα ότι ήθελε να μου πει κάτι.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Но чувствах, че иска да ми каже нещо.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.Я почувствовал, что он хочет сказать что-то еще.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.אך אני הבנתי שהוא רוצה לומר לי משהו.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.لكن فهمت أنه يريد إخباري شيئا ما.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.「何だ?」と尋ねると
Ama ben onun karşısında oturuyorken, ben de herkesi sevdiğimi hissettim."'Cuando estaba sentado delante de él yo quería a todo el mundo.'
Ama ben onun karşısında oturuyorken, ben de herkesi sevdiğimi hissettim.""Quando ero seduto di fronte a lui, anche io amavo tutti".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod