50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.Un homme d'affaires de 50 ans m'a confié qu'il a l'impression de ne plus avoir de collègues au travail.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.Un om de afaceri de 50 de ani mi s-a plâns cum simte că nu mai are colegi la serviciu.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.Un uomo d'affari di 50 anni si è lamentato con me perché sentiva di non avere più colleghi al lavoro.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.Ένας 50χρονος επιχειρηματίας μου παραπονέθηκε ότι αισθάνεται ότι δεν έχει πλέον συναδέλφους στη δουλειά.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.Един петдесетгодишен бизнесмен ми се оплака, че се чувства сякаш вече няма колеги на работата.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.Один 50-річний бізнесмен поскаржився мені, що він більше не має колег на роботі.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.איש עסקים בן חמישים קונן בפני שהוא מרגיש שאין לו יותר עמיתים במקום העבודה.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.رجل أعمال في الخمسين من عمره اشتكى لي أنه يحس أنه لم يعد لديه زملاء في العمل.
50 yaşında bir iş adamı artık iş yerinde iş arkadaşları yokmuş gibi hissettiğinden yakındı.仕事場では もう同僚なんて いないも同然だと嘆きます 彼は仕事に行き 立ち止まって誰かと話すことはないし
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.마치 80년대의 디트로이트 공장 노동자가 조립 라인에서 로봇이 자신이 하던 일을 대신하는 장면을 보고 있는 기분을 느꼈어요.
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.Jak pracownik fabryki w latach 80., gdy zobaczył robota linii montażowej.
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.הרגשתי כמו עובד המפעל בדטרויט של ה-80 כשראה רובוט שיוכל עכשיו לעשות את העבודה שלו בקו ההרכבה.
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.شعرت وكأنني عامل مصنع ديترويت ' 80s رؤية روبوت يمكنه الآن القيام بعمله على نظام التجميع.
80'lerde Detroit'te bir işçi olduğumu hissettim, bir robotun benim bir zamanlar yaptığım işi yaptığını.組み立て作業をこなすロボットを みているようだった この最新の思考コンピュータによって 最初に要らなくなる仕事はー
9 ay boyunca... ...bebeğimin içimde büyümesini hissettimPendant 9 mois... j'ai senti mon bébé grossir en moi
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.미국 전역에 걸쳐 수 천명의 사람들이 경험한 25분간의 말할 수 없는 공포였습니다.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.25 phút ấy là 25 phút kinh hoàng tột đỉnh mà hàng ngàn người trên nước Mĩ đã trải qua.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Au fost 25 de minute de teroare absolută pe care au simţit-o mii de oameni din S.U.A.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Benar-benar 25 menit yang penuh rasa takut yang dirasakan oleh ribuan orang di seluruh Amerika Serikat.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Ce furent 25 minutes de terreur absolue que des milliers de gens ont ressentie dans tous les Etats-unis.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Es waren 25 Minuten absoluten Terrors, den Tausende Menschen überall in den USA spürten.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Foram 25 minutos de terror absoluto que milhares de pessoas nos EUA sentiram.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Fueron 25 minutos de absoluto terror el que sintieron miles de personas en EE.UU.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Het waren 25 minuten van absolute terreur voor duizenden mensen in de VS.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Sono stati 25 minuti di terrore assoluto che migliaia di persone negli Stati Uniti hanno percepito.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.To było 25 minut absolutnego przerażenia, które odczuły tysiące osób w Stanach.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Ήταν 25 λεπτά απόλυτου τρόμου που ένιωσαν χιλιάδες άνθρωποι σε όλες τις Η.Π.Α.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Това бяха 25 минути на абсолютен ужас, който хиляди хора в САЩ почувстваха.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.Это были 25 минут абсолютного ужаса, который ощутили тысячи людей в США.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.אלו היו 25 דקות של טרור מוחלט שאלפי אנשים ברחבי ארצות הברית הרגישו.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.و كانت 25 دقيقة من الرعب التام مر بها الاف الناس عبر الولايات المتحدة.
A.B.D.'deki binlerce kişinin hissettiği şey 25 dakika süren gerçek bir terör olayıydı.とてつもなく恐ろしい25分でした 私は津波の心配をしていました
Adam, sanki biri karnını tekmelemiş gibi hissettiğin söyledi.Y me dijo que, se sintió como si alguien lo hubiera pateado en el estomago,
Adam, sanki biri karnını tekmelemiş gibi hissettiğin söyledi.האב סיפר שבאותו רגע הוא הרגיש כאילו מישהו בעט לו בבטן בעוצמה רבה,
Adam, sanki biri karnını tekmelemiş gibi hissettiğin söyledi.そして、「ダメ、男の子は財布を持たないんだ!」と、 18ヶ月の息子に叫んでいたのだそうです。
Affedersin. Nasıl hissettiğimi nasıl bu kadar iyi biliyorsun?Skąd pani tak dobrze wie co czuję?
Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.Afrika is altijd een belangrijk deel van mijn leven geweest.
Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.제게 아프리카는 인생의 많은 부분을 차지합니다.
Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.באמת הרגשתי שאפריקה היא חלק גדול מחיי.
Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.أحس حقيقة أن افريقيا تشكل ذلك الجزء الكبير من حياتي.
Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.初めて歩き方を覚えたのも
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Ciężarem to Ja, co na mnie ciążyło, od którego uwolnić się pragnę, i uwalniam się, teraz.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Cu greutate, acest sine care mă veghea, eliberarea de el este ceea ce îmi doresc şi ceea ce obţin.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.El ser pesado que pesaba sobre mí, cuya liberación es lo que deseo y lo que logro.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Pesamment ce moi qui me pesait, dont la libération est mon désir et mon accomplissement.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Pesantemente il sè che mi opprimeva, il rilascio da cui è quanto desidero e ciò che compio.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Schwer ist dieses Selbst, das auf mir lastete, die Entlastung von dem was ich begehre und was ich erreiche.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Zwaar leef ik onder de druk van dat zijn, en daarom is het bevrijding waarnaar ik verlang en die ik bereik.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Весома эта оболочка, которая давит на меня, избавление от которой - это то, чего я желаю и чего я достигаю.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi, Arzu ettiğim ve başardığım şeyden kurtulma.Тежко тази личност, която тежеше върху мен, освобождението от която копнея и което постигам.
Ağırlığını hissettiğim bu kişi,내 위에 올려져 있던 이 무거운 자아,
Ağırlığını hissettiğim bu kişi,במלוא כובדה, העצמיות שהכבידה עלי,
Ağırlığını hissettiğim bu kişi,ثقل هي النفس المفروضة علي
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Arról beszéltek, hogy úgy érezték jobban megértik őket a barátaik és a családjuk.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.De berättade att de kände sig bättre förstådda av sin familj och sina vänner.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.De talte om at blive forstået bedre af deres venner og familie.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Hablan de sentirse mejor entendidos por sus familias y amigos.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Họ nói về việc cảm giác được bạn bè và gia đình thấu hiểu hơn.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.Ils disaient se sentir mieux compris par leurs amis et leur famille.
Aileleri ve arkadaşları tarafından daha iyi anlaşıldıklarını hissettiklerini söylüyorlardı.친구들이나 가족들에게 보다 더 잘 이해받을 수 있다고도 했어요.