Ana içeriğe geç
Sözlük

hissetti ile cümle

hissetti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Δεν σημαίνει ότι έχουμε τα ίδια συναισθήματα με το άλλο άτομο.
Başımda yağmur damlası hissettim.Αισθάνθηκα μια σταγόνα βροχής πάνω στο κεφάλι μου.
Bu kişisel şeylerden kurtuluyorum ve bu iyi hissettiriyor. "Jeg er kommet igennem disse personlige ting og det føles godt".
Gördüğümüz ve hissettiğimiz her şeyin yaratıcısı O'dur.Gud er allestedsnærværende (sarav viāpak) i alle skabelser og kan ses overalt af de vækkede.
Şimdilik buradaki enerji iyi hissettiriyor.Det føles godt lige nu, energi i selskabet.
O yüzden biz de sorumlu hissettik kendimizi.Jeg gør mig selv ansvarlig.
Beni iyi hissettirmesi için başka şeylere başvurmak zorundaydım.Dengang havde jeg brug for andre ting til at få mig til at føle det.
Kesinlikle öyle hissettirdi."Det var sådan, det føltes."
Şu anda hissettiklerim aynen bunlar.Sådan følte jeg dengang – og sådan føler jeg stadig.
Tom şaşırmış hissetti.Tom følte sig forvirret.
"Bugüne kadar futbolda hissettiğim en iyi duyguydu.«Den beste fotballkampen jeg noensinne har sett.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Moderne behandling består av å gjøre kroppen mest mulig i samsvar med deres mentale kjønn.
"Karsu'da kendimi Britney Spears gibi hissettim".«Norske Cashmere Cat samarbeider med Britney Spears».
O an kendimi P. Diddy gibi hissettim.Han var også kjent som I. B. Stang.
Kura çekimini izledim ve SSC Napoli’nin çıkacağını hissettim.Han spilte sine fleste kamper for SSC Napoli.
"Baharla gelen şarkıların hissettirdikleri!".«I sinnet synger skogene.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Det er dette eventet som er opphavet til slik det kjennes i dag.
Hissettim ve bayıldım," dedi.«Elsket og fryktet».
Nolan "Şu anda hissettiklerim üzüntü ve gururla karışık.Det jeg selv kjenner på når jeg skal beskrive Ikeda, er stor respekt og sympati.»
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Og som trommeslager Mike Wengren kommenterte, "Vi klikket fullstendig."
Bu olaydan sonra kendisini "daha büyümüş-olgunlaşmış" hissettiğini söylemiştir.Etterpå hevdet han på sitt nettsted at han var «større og sterkere» enn noensinne.
Spiriç, reformları Bosnalı Sırp nüfusun etkisini azaltmak olacağını hissettiğini söyledi.Špirić merasa bahwa reformasi ini akan mengurangi pengaruh populasi Serbia Bosnia.
O an kendimi P. Diddy gibi hissettim.Disaat itu Bapak Ponidi sebagai Pj.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Ia ingin merasa sama dengan yang lain.
Kendimi diğer insanlardan farklı hissettiğime inanmıyorum.Aku tak meyakini bahwa dia merasa berbeda dari orang lain.
Hayranlarımın bu kapağa bakarak 'Onun hissettiklerinin aynısını hissediyorum' demesini istiyorum."Aku ingin penggemar melihat foto ini dan mereka berkata, 'Aku seperti merasakan apa yang dia rasakan.'"
Geliştiriciler tarayıcının "hafif ve hızlı hissettirmesi" gerektiğini belirtmektedir.Para pengembang menyatakan bahwa "harus merasa ringan (kognitif dan fisik) dan cepat".
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.Tak bisa dilukiskan lagi betapa merasa bersalahnya aku atas hal-hal tersebut.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Wayang inilah yang sekarang kita kenal sebagai wayang kulit.
Kendimi yıllarca onun tehdidi altında hissettim.Aku sangat marah dengannya pada tahun-tahun lampau.
"Karsu'da kendimi Britney Spears gibi hissettim".Episode ini mengkhususkan diri pada Britney Spears.
Ben sadece İsa Meryem'i hissettim, aman tanrım korkunç bir acı.Yesus yang berjalan-jalan di bumi sebenarnya adalah Allah, kemanusiaan Yesus dianggap hanya semu saja.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Desainer David Watkins berkata, "Saya yakin desain ini akan disukai banyak orang.
Bu kişisel şeylerden kurtuluyorum ve bu iyi hissettiriyor. "Aku terus terpesona dan senang dengan apa yang orang-orang ini dapatkan."
Gördüğümüz ve hissettiğimiz her şeyin yaratıcısı O'dur.Dengan nafas-Nya Allah menciptakan segala sesuatu dan dengan nafas kita kita memuja-Nya.
Kendimi diğer insanlardan farklı hissettiğime inanmıyorum.Tôi không tin rằng cảm giác của tôi khác những người khác.
The New York Times filmi "kızgın ve acı verici, ve acıyı gerçekten hissettirici" şeklinde tarif etti.The New York Times mô tả bộ phim "giận dữ và đau khổ, với nỗi đau mang cảm giác chân thật."
Smythe'e göre, Anna "kandırılmış hissetti" çükü o "miras ona geçmeliydi.”Theo Smythe cho biết thì Anna "cảm thấy bị lừa dối" bởi vì bà mới "đáng được thừa kế."
Onun hakkında kendimi bölünmüş hissettim, acıdım.Tôi cảm thấy mâu thuẫn về con người anh ta, thấy tiếc cho anh ta.
"Sadece hissettiğim tek şey.Nhưng đó chỉ là cảm giác của tôi.
"Karsu'da kendimi Britney Spears gibi hissettim".Cô ta cứ tưởng mình nổi tiếng như Britney Spears cơ đấy.
İlerde Mülkiye'nin içerisinde kendini çok daha iyi hissettirecektir.Sau này bà ít xuất hiện trước công chúng hơn.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Ngay lúc đó Louis Pasteur đã cho rằng nhà khoa học này đã sai lầm.
Kendini kutsanmış hissettiriyor.Lý Tự Thành bằng lòng.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Quản trò cũng sẽ làm tương tự như vậy đối với các nhân vật khác.
Çünkü çocuklar, ben en çok sizin sevginizle öyle oluyorum ve beni en iyi hissettiren bu.Chàng yêu em thật lòng thì em cũng yêu chàng bằng cả trái tim, đó sẽ là hạnh phúc mà em mong ước.
Kendini kutsanmış hissettiriyor.気が済むと成仏する。
Tüm söyleyebileceğim, onu gördüğüm, hissettiğim, kokladığım, tattığımdır.例えば、思う→思われる、悔やむ→悔やまれる、偲ぶ→偲ばれる、感じる→感じられる、見る→見られる。
"Baharla gelen şarkıların hissettirdikleri!".『春歌で踊る!
Geliştiriciler tarayıcının "hafif ve hızlı hissettirmesi" gerektiğini belirtmektedir.このことについて開発者は「(体感および物理的に)軽量で高速に感じなければならない」と説明している。
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.これを見たプロデューサーのTom Farrerは「初めてみたとき、ちょっと悲しくなった。
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.私がそう感じたように、人々にも感じて欲しい。
Pallas Neron'un gazabını sonsuza kadar ensesinde hissetti ve sonunda 63 yılında onun emriyle öldürüldü.しかしながらネロの勘気は解けず、63年に死罪となった。
Onun hakkında kendimi bölünmüş hissettim, acıdım.関係者にご迷惑をかけたことは遺憾でありおわびする。
Buna rağmen ustasının diğer yaşayan varlıklar için hissettiği derin duygulardan yoksundur.入手した精霊は精霊固有の技のほか固体固有の技も持っている。
O yüzden biz de sorumlu hissettik kendimizi.だからこそ責任もとる。
Ayrıca, Emma dışındaki karakterlerin azgelişmiş hissettirdiği eleştirisinde bulundu.またそれと対比して、エマは何も感じていない様子が明確に描き分けられている。
İlerde Mülkiye'nin içerisinde kendini çok daha iyi hissettirecektir.この頃、先の一乗院も大いに栄えるようになる。
Bir an iç çeker gibi oldu; tam bir agnostik olsam da, o an ruhunun ayrıldığını hissettim.私は信心深い人間ではないが、その瞬間に彼の魂が旅立ったのだと感じた。
Şarkıyı, "iyi hissettiren" şarkı olarak tanımladılar.歌った感想は「気持ちよかった」と答えた。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod