Ana içeriğe geç
Sözlük

hissetti ile cümle

hissetti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."Je to o nedůvěře, která se vyjadřuje jako druh omrzelosti životem."
İlk önce seni iyi hissettirirler, ama sonra üzgün.Ten je z toho nejdříve zmatený, a potom nešťastný.
O an kendimi P. Diddy gibi hissettim.Jeho nástupcem se stal dominikán P.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Nejsou příletem cizinců nijak překvapeni.
Sonderkommando olmanın ne olduğunu gerçekten hissettiren bir film.Zvláštní specialitou klubu je uvádění big bandů.
Kesinlikle öyle hissettirdi."Tak to cítím já."
İtalya'daki durumun iyi olduğunu hissettiğinde Almanya'ya dönmeye karar verdi.Když začala válka, rozhodl se vrátit zpátky do Německa.
Genç Justice üyeleri, özellikle de Wonder Girl, trajik ölümlerden sorumlu hissetti.Vedle hlavní hrdinky se objevili i společníci Wonder Girl a Wonder Tot.
Bu şiire eşlik eden melodi de ihtişamı ve zafer duygusunu hissettirir.Melodia care însoțește de obicei acest poem are un caracter de grandoare și triumf.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Acesta constituie simțul nostru al temperaturii.
O an kendimi P. Diddy gibi hissettim.Acum cunoaște personalități ca: G. Dem.
Hissettim ve bayıldım," dedi.L-am ascultat și mi s-a făcut rău!»”.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Și voiam să le ofer oamenilor din jurul meu același sentiment.
O, bana kendimi bir kadın gibi hissettiriyor."Este un album care mă revelează pe mine ca femeie.”
Şimdilik buradaki enerji iyi hissettiriyor.În această etapă, încă posedă toată energia.
Sherlock Holmes'un Irene Adler'e hissettiği duygu kesinlikle aşk değildir.Nu că ar fi simțit vreun sentiment înrudit cu iubirea pentru Irene Adler.
Kızın öpmesinden sonra kendisini rahatsız hissetti.S-a simţit incomod după ce ea l-a sărutat.
Söyledikleri şeyler hissettiklerine aykırı.Ceea ce spun ei este în contradicție cu sentimentele lor.
Söyledikleri şeyler hissettiklerine aykırı.Ceea ce spun ei este în contradicție cu ceea ce simt.
Göğsümde belli bir anksiyete hissettim.Am simțit o oarecare anxietate în piept.
Fosterin deyimine göre: "Kendimi aynı 18 yaşındaki bir Hunter S. Thompson hissettim."Úgy éreztem magam, mint egy 18 éves Hunter S. Thompson.
Bu kadar iyi hissettiren bir şeyden para kazandığıma inanamıyorum." dedi.El sem tudom hinni, hogy pénzt keresek valamivel, ami ilyen jó érzés számomra.”
Pitchfork Media'dan Scott Plagenhoef, şarkıda Gaga'nın Madonna'ya dönüştüğünü hissetti.Scott Plagenhoef, a Pitchfork Media szerzője szerint Gaga Madonnává változott ebben a számban.
Döngüler olumlu süreçteyse insanın kendisini daha iyi hissettiği söylenebilir.A pozitív visszacsatolás alatt azt értjük, hogy egy folyamat önmagát gerjeszti.
Ben sadece İsa Meryem'i hissettim, aman tanrım korkunç bir acı.Mindkettő Jézus Krisztusról és az isteni kegyelemről szól, de az Újtestamentum sokkal világosabban.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.Soha nem mutat ki érzelmet.
Sahnede neler hissettiğini ve nasıl çalıştıklarını inceledik.A filmből kiderül, hogyan éltek és milyen körülményeknek voltak kitéve.
''Bunu yapmak adına tuhaf bir sorumluluk ve eminlik hissettim.Elkötelezett és rendíthetetlen híve volt ennek az elgondolásnak.
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.Elmondhatatlan bűntudatom van mindezen dolgok miatt.
Tüm söyleyebileceğim, onu gördüğüm, hissettiğim, kokladığım, tattığımdır.Leírás: megnevezni Nevezze meg, mit érez, mit gondol, mit hall, mit lát!
Sonderkommando olmanın ne olduğunu gerçekten hissettiren bir film.Érdekessége a gömb formájú parancsnoki-szekció.
Şimdilik buradaki enerji iyi hissettiriyor.Ilyenkor a sejt tele van energiával.
Şarkı, Adelaide'nin sevgilisine ilişki sona erince nasıl hissettiğini anlatan bir balad.Adele, exbarátjával való kapcsolatának végéről énekel.
Her öğrenci kendini hazır hissettiği zaman final sınavına girebilmektedir.A bejutáshoz minden diáknak kötelező sikeresen teljesítenie egy felvételi vizsgát.
Bu tuzak bizim ısı olarak hissettiğimiz şeydir.Mint mondta, ez a csóróság a hőskorra emlékezteti.
Ve diğer insanlara da aynı şeyleri hissettirmek istiyorum.Ugyanez vonatkozik a személy másokkal kapcsolatos gondolataira is.
Kendimi kötü hissettim.Rosszul éreztem magam.
Ross, Triple H'e görüntüleri görünce nasıl hissettiğini sordu.Ross kysyi Triple H:lta miltä tämän näkeminen hänestä tuntui.
Bu sene Rodwell, Kameny'nin belirttiği kurallardan kendini kısıtlanmış hissettiğini hatırladı.Tuona vuonna Rodwell kuitenkin muisti pitäneensä Kamenyn asettamia sääntöjä rajoittavina.
Tüm söyleyebileceğim, onu gördüğüm, hissettiğim, kokladığım, tattığımdır.Ärsyke on mikä tahansa asia, jonka yksilö näkee, kuulee, haistaa, maistaa tai tuntee.
İlerde Mülkiye'nin içerisinde kendini çok daha iyi hissettirecektir.Se tunnettiin pian omistajansa mukaan Kaisaniemenä.
"Karsu'da kendimi Britney Spears gibi hissettim".Hän toresi kappaleesta näin: "fiilis on kuin tuhmalla, vanhalla Britney Spearsilla.
Kendini kutsanmış hissettiriyor.Hän on itse hyväsydämisyys.
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."Se liukuu sulavasti hätkähdyttävään falsettiin, jota hän käyttää rohkeasti.”
Bu sebepten dolayı her zaman hissettiğimi aktarmaya çalıştım.Minulta kysytään aina miksi olen valinnut niin.
O yüzden de hissettikleri duygu pişmanlık değil, hayal kırıklığıdır.Mitään ikimuistoista se ei hänestä tarjoa, muttei myöskään pettymystä.
Bu okulda diğer çok zengin ailelerin çocukları arasında kendini yalnız hissetti.Koulussa opiskeli useita muita vähäosaisimpien aatelisten lapsia.
Nonstop 4'ten sonra Jang Keun Suk kendinde bir çöküş hissetti ve oyunculuğunun yetersiz olduğunu düşündü.Kun työ Nonstop 4:ssa loppui, Geun-Suk ei uskonut, että hän näytteli tarpeeksi hyvin.
Tom zayıf hissetti.Tom tunsi olonsa heikoksi.
Kalbimin hızla çarptığını hissettim.Tunsin sydämeni lyövän kiivaasti.
Şu anda hissettiklerim aynen bunlar.Το ίδιο εξακολουθώ να αισθάνομαι και σήμερα.
İkinisinde ise çocuk oyuncağı ticareti yaptığıumı hissettim" dedi.Τη δεύτερη φορά, αισθανόμουν ότι γύριζα διαφημιστικό για παιδικό παιχνίδι".
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."Η σκληρότητα είναι μόνο μια μάσκα για την ευπέθεια που νιώθει μέσα της."
Ben sadece İsa Meryem'i hissettim, aman tanrım korkunç bir acı.Για πάθη του Ιησού Χριστού, δείτε: Άγια Πάθη.
Michael Fader'ın anlattığına göre: Hepimiz bu boktan sıkıldığımızı hissettik.Ο ιστορικός Michael Oren εξηγεί την αντίδραση του: «Ο Eban ήταν αναψοκοκκινισμένος.
Geliştiriciler tarayıcının "hafif ve hızlı hissettirmesi" gerektiğini belirtmektedir.Οι προγραμματιστές αναφέρουν ότι «πρέπει να αισθάνονται ελαφρότητα (νοητικά και σωματικά) και γρήγορα».
İşbâ dereceleri insanların sıcaklığı nasıl hissettiklerini göstermek için de kullanılmaktadır.Ο τρόπος που δραστηριοποιούνται δείχνει επίσης ότι αποφεύγουν τη ζέστη.
O yüzden de hissettikleri duygu pişmanlık değil, hayal kırıklığıdır.Δεν ανέχονται την απόρριψη ή την απογοήτευση.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Δεν μπορεί κανείς να ωθήσει τα συναισθήματα κάποιου άλλου προς τα έξω.
Kosinski, kitabın yazarı, romanın asla filme uyarlanamayacağını hissetti.Ο Γουαϊνστάιν είπε ότι είχε διαβάσει τα βιβλία, αλλά ποτέ δεν θεώρησε ότι μπορούσαν να γίνουν ταινία.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod