Zipcar kullanmak nasıl hissettiriyor?How does it feel to be a person using a Zipcar?
Ben, bedenimde ve ruhumda Ağrılar hissettim.I felt pain in my body and in my soul.
Ben, açlıktan, nefes nefese soğuk ve korkuyu hissettim.I would breathe, hunger, felt cold, and fear.
Ama bir şey hissettim.But I felt something.
Bir rahatlama hissettim beklentiye dönüşen.I felt a sense of relaxation tempered with anticipation.
Ben aşağı alamıyorum fark kadar gerçekten iyi hissettiriyor.It feels really good until I realize I cannot get down.
Bir insan tamamen canlı hissettiğinde.When a person feel live.
Kalbim 600 mega volt elektrikle çarpılmış gibi hissettim.I felt like 600 mega volts shot through my heart.
Gitmemi söylediğin için... ...gitmemem gerektiğini hissettim.Because you are telling me to go, I have this gut feeling, I shouldn't go.
Şimdi kasabamda kendimi ne kadar huzurlu hissettiğimi görüyorum.I see how I felt so peaceful there in my village.
Ben bunu hissettim.I've felt this.
Sonra kendimi, havalı asabi ve bunun gibi bir şeyler gibi hissettim.Then I feel all cool and techy and stuff like that. And so... um.
Kalbin burada her şeyi hissettiğini söylemiştin.You said that what the heart feels is everything here
İşte, benim kalbimin hissettiği de bu.This is what my heart feels
Toskana'dan bu görüntü, bize hala... ...tarımın güzel olduğunu hissettiriyor.This is an image from Tuscany, where we feel agriculture is still about beauty.
Peki, hiç robotlara daha fazla saygınlık verme ihtiyacı hissettiniz mi?Well, do you ever need to give robots respect?
Ve bu benim hikayenin içinde nasıl hissettiğimi keşfetmemi sağlarAnd that's how I've discovered that if I feel what is in the story
Şu anda muhtemelen bizim gençken hissettiklerimizi hissediyordur.Her feelings now must be similar to you and I when we were small.
Çünkü bu soru karşısında ne hissettiğimi tam bilmiyordum.Because I wasn't exactly sure how I felt about that question.
Kendimizin olduğunu hissettiğimiz şeyi korumaya karşı güçlü bir eğilimimiz var.We have a strong predisposition towards protecting what we feel is ours.
Beyaz gürültünün bu etkisini hissettiniz mi?You feel the effect of the white noise?
Konuşamamak bana kendimi nasıl hissettirdi?How did I feel not being able to speak?
Kendimi insanların genel ortamından oldukça uzak hissettim ve hala da böyle hissediyorum.I felt, and I still feel, a lot of distance from the human mainstream.
Oppa beni küçük bir kız gibi hissettiriyor.Because he treats me like a girl.
Eee, Jennifer, ne hissettin?And, Jennifer, how did that feel?
Nefesini hissettim onu bıraktım !I felt the breath leave him!
Kendimizi güvende hissettiren anncak güvenliğimizi sağlamayan şeyler için gerçek bir kelimemiz yok.There's no real word for stuff that makes us secure, but doesn't make us feel secure.
Hissettiklerimiz, model ve gerçekliğimiz var.We have feeling, model, reality.
Bu hayranı olduğum nihai sanata benzemese de gerçekten harika hissettim.And even though it wasn't the kind of art that I was ultimately passionate about, it felt great.
Hissettim ki; bir sanatçının sahip olması gereken aletlerle çok daha fazlasını yapabilirim.I could do so much more with the supplies I thought an artist was supposed to have.
Ve bana tam o noktada beş yaşındayken neler hissettiğini anlattı.And she describes to me the feeling she felt as a five-year-old standing in that exact spot.
Sanki daha fazla şeylerde varmış gibi hissettiriyor.It feels like it's something more, too.
Kalbimiz üzüldüğümüzü veya mutlu olduğumuzu hissettiğimiz yerdir.That's where we feel it when it hurts or we are very happy.
Arkamda bir şeyin varlığını hissettim, bana bakıyordu sanki.I felt the presence behind me, like having staring down at me and it seemed very strange
İnsanlar bunun onları küçük hissettirdiğini söylüyor, çünkü evrenin enginliğini görüyorum diyorlar.The people who say this makes me feel small because I need see the inmensity of the Cosmos.
Ve kapsamlama yaparak konuştuğumu düşündüğünü de hissettim. kahkahalarAnd I could sense that she thought I was speaking synecdochically. (Laughter)
O kadar çok yiyecek vardı ki Amerika'da, tıkandığımı hissettim, gene de babam açlıktan ölmüştü.I felt so suffocated that I had so much food in America, yet my father died of starvation.
Resimde hissettiğimiz ciddiyet, profillerden kaynaklanıyor.The formality that you were talking about comes through because of the profile.
Ama İsa, ‹‹Birisi bana dokundu›› dedi. ‹‹İçimden bir gücün akıp gittiğini hissettim.››But Jesus said, "Someone did touch me, for I perceived that power has gone out of me."
Azabımızı hissettikleri zaman onlar, derhal oradan (kaçmak için hayvanlarını) mahmuzluyorlardı.Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Bizim zorlu-azabımızı hissettikleri zaman, oradan büyük bir hızla uzaklaşıp kaçıyorlardı.Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.And Moses felt afraid within himself.
Onlar bizim baskınımızı hissettiklerinde, oradan kaçmağa koyuluyorlardı.Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Azabımızı hissettiler mi hemen kaçmaya başlıyorlardı ondan.Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Şiddetimizi hissettiklerinde hiç vakit geçirmeksizin oradan dört nala kaçıyorlardı.Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Azabımızı hissettiklerinde bir de bakarsın ki oralardan (azap bölgesinden) kaçıyorlar!Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Onlar azabımızın şiddetini hissettikleri zaman oradan kaçmaya koyuluyorlardı.Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Azabımızı hissettikleri anda ondan kaçmaya çalışıyorlardı.Whensoever they sensed Our punishment they fled from them.
Büyük ihtimal tamamen çaresiz hissettiğimi söylediğimde yalnız değilim.I think I'm probably not alone when I say I felt completely helpless.
İyi hissettirmek için aşırı nezaket.To make one feel good about oneself.
Ortak arkadaşlarımız sayesinde tanıştık ve hemen bir yakınlık hissettik.We met through mutual friends, and felt a connection immediately.
Yerel ekonomi de bu gerçeğin darbesini hissetti.The local economy has felt the brunt of this reality.
Jarmusch ise Drvengrad'da kendisini "tufah bir rüyadaymış gibi" hissettiğini söyledi.Jarmusch said he felt "like being in a strange dream" in Drvengrad.
Hill, "Şafak sökerken, o ilk Anzakların neler hissettiklerini düşünmekten kendimizi alıkoyamıyoruz."As dawn breaks, we cannot help but think of how those first Anzacs would have felt.
Akşam hava sıfır derece civarındaydı ve sert rüzgar bunu çok daha soğuk hissettiriyordu.It was around zero degrees Celsius in the evening and strong wind made it much colder.
Bu listede eksik kaldığını hissettiğiniz bir şeyler var mı?Is anything missing from that list?
Bu arada Glavas da kendisini "kuşlar gibi özgür" hissettiğini söylüyor.Glavas himself, meanwhile, says he feels "free as a bird".
Enflasyon oranları Sırp hükümetinin tahminlerini aşınca tüketiciler sıkıntıyı hissettiConsumers feel the pinch as inflation rates exceed Serbian government forecasts
Oyunlar yaklaştıkça uluslararasi organize suçun da varlığını hissettirmesi bekleniyor.Transnational organised crime is expected to make its presence known as the Games approach.
Fakat ülke halkının hissettiği haksızlık duygusu çok büyük.However, the public's sense of injustice here is overwhelming.