Ana içeriğe geç
Sözlük

hisset ile cümle

hisset kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
O zaman insanlar hissetmeye başladılar, bu sefer yeni bir şey oluşuyor.And then people started to feel that there's something new happening.
Bu hissettiđin ţey var ya Eyţan, buraya... ...benim yanýma getirecek hep seni.It is not in your hands. You don't care about the sadness, regret, embarrassment, proud...
Arkadaşım iyi hissetmiyor.My friend's not feeling too well.
Kalp kırıklıkları içimizi kanattı, sonra içimizi boşaltmak istedik ki bir şey hissetmeyelim.So broken heartstrings bled the blues, and we tried to empty ourselves so we'd feel nothing.
Gerçekten seviyorum, doğru hissettiriyor.But I really like it, it feels right.
Tahminimce kendilerini çok kötü hissetmişler ve moral kaybına uğramışlarıdr.I'd imagine pretty bitter and demoralized.
Ama bana inanmamı söyledi, rüzgarı yüzümde hissetmemi söyledi.But he told me to believe and feel the wind in my face.
Sorun kurbanı olduğumuzu hissettiğimiz şeyler değise?The problem is not the things we feel victims of.
Çocukluğumuzdan beri milli marşımızı söylerken hissetiğimiz tutku.The passion with which we've been singing the national anthem since we were kids.
Ve bu endişeler, yalnız kalmaya ilişkin olarak hissettiğimiz endişelere benzerlik gösterir.let's say, about groups as well. And they're parallel to the worries that we have about being along.
Ve firmanın başkanı, ne yaptığımıza dair gerçekte çok rahat hissetmiyordum.And as the president of the company, I didn't feel real comfortable about where we were.
Ama, buraya formalarımızla gelmemiz garip hissettirmiyor mu?But, it's strange coming here wearing our school uniforms.
O zaman göğsünde semptomlarını hissetmiş olmalı; gerçekten rahatsız edici bir his.Then he should have felt symptoms in his chest, feeling really uncomfortable or something.
Burada da insanların "kaygan", "iğrenç", "sorumlu" hissettiğini görüyoruz.Here we see people that feel "slipping," "nauseous," "responsible."
"Bugün nasıl hissettiğimi seviyorum.""I love how I feel today."
Bir şeyin öldüğünü hissettiğimde, çünkü bunu biliyorumWhen I felt something die, 'cause I knew that
Bir şeyin öldüğünü hissettiğim yerdeWhere I felt something die
Bu üç farklı element, birlikte daha iyi hissetmemiz için ışıklandırma çevresi inşa ediyor.These three distinct elements, together, make a lighting environment that helps us to feel better.
Kalbimi hissettiđin zamanWhen you feel my heat
Bu süreç harika hissettirdiğinden, bizi oldukça tatmin eder.Now that process feels great. It feels really satisfying.
Temizliğin gerçek lezzetinini hissetmek için Arm ve Hammer'ı keşfedinyourself and experience the true taste of clean.
Küçük bir çocuğun sizi kucaklarken hissettiğiniz sıcaklık- bu gerçektir.The warmth of a small child's embrace— that is true.
Ben zaten biliyordum... ama bu günlerde bunu daha iyi hissettim.I already knew... but I really feel it these days.
Joon Gu'nun nasıl hissettiğini de, sanıyorum senden iyi anlayan olamaz.You probably know how Joon Gu feels, better than anyone.
Ayrıca, para genellikle bencil hissettirir ve sadece kendimiz için bir şeyler yaparız.It also, money often makes us feel very selfish and we do things only for ourselves.
Ve sahip olamadığım, sahip olmak için yeterli olamadığım... ...birkaç şeyin özlemini hissettim.And I was longing for several things that I wasn't getting, or not getting enough of.
Kilisenin kendisini rahatsız hissetmesinin sebeplerinden birisi de bu.Dr. Zucker: A little to directly for the church to actually feel a little uncomfortable
Hissetmeye cesaret edemediğin duyguları, sana... ...hissettirecek kişi olduğuma... ...inanman gerek.That I'm the guy to make it real The feelings you don't dare to feel I'll bend the world to our will
Uzatmalı sevgilim Penny'ye karşı büyük bir aşk hissettiğimde...When I fell deeply in love with my serious long-term girlfriend Penny--
Canım acıyor! Sanırım acı böyle hissettiriyor!Oh, I'm in pain!
Ve hiç bir şey... ...hissetmiyorum.Everything you ever And I won't feel
Ji Hoo da benim için çok değerli biri.Onun da böyle hissettiğine eminim.JiHoo is an important person to me. And I also believe that I am to him as well.
Çünkü çok fazla acı çekiyordun.Öldürücü bir acı çektiğini hissettim.It's because you're in such agony. Because you looked like you would die of sadness.
Kendimi hasta hissettim.I felt sick.
Bundan sonra hiç bir şeyi önceden belirlemeyecek oluşum çok iyi hissettiriyor.It feels very good that I don't need to determine anything anymore.
Ertesi gün kilisede diğer kadınlara nasıl hissettiklerini sordu.The next morning at church, she asked others how they felt.
Kendimizi tanımamız için kozmoz bir yolculuktayız... ...sen... ...evrenin... ...enerjisini hisset.We Are A Way For Cosmos To Know Itself
Sen... ...evrenin... ... enerjisini hisset.YOU evoke Light out of The Universe
Astronominin, insanın kendini küçük hissettiren ve bakışını değiştiren bir deneyim olduğu söylenir.It has been said that astronomy is a humbling and character building experience
Bryce ailesi, bir şeylerin normal olmadığını hissetmişlerdi.The Bryce family knew something was wrong.
Bu enfeksiyonda, sonunda bakteriyi temizleyebildiğinizde, kendinizi iyi hissetmeye başlarsınız.So with infection that you eventually clear the bacteria and you get better.
Ve sizce bu iyi hissettirmez mi?And didn't that feel good?
Neyse ki bu gülme sesleri biraz daha iyi hissetmemi sağladı.But anyhow, the laughter makes me feel a little bit better.
Bu korkunç olay olduktan sonra, Rockett nasıl hissettiğine karar verecek.After this awful event occurs, Rocket gets to decide how she feels about it.
Bu halimle kendimi hava durumu sunuyorum gibi hissettim.I feel a bit like a weather woman doing this.
Cevabı bulduğumu fark ettiğimde, gerçekleştirmenin heyecanını hissettim.I felt the thrill of realization when I knew I'd come upon the answer.
Bu iş için kendimi hiç hazır hissetmiyordum.I felt not quite ready for that job.
Ama bana birşey söylemek istediğini hissettim.But I understood he wanted to tell me something.
Dudaklarımı hissetmiyorum; yüzüm donuk.I can't feel my lips; my face is frozen;
Ellerimi hissetmiyorum; ayaklarımı hissetmiyorum.I can't feel my hands; I can't feel my feet.
Bacaklarımı hissetmiyordum.I couldn't feel my legs.
Evet bu güzel hissettiriyorSo it feels great.
Karmaşık bir problem ile karşılaştığınızda kendinizi hiç tamamen tükenmiş hissettiğiniz mi?Do you ever feel completely overwhelmed when you're faced with a complex problem?
Bharat kendini küçücük hissetti.Bharat felt insignificant.
Ve hissetmiş ki yunus aslında yardım istemek için geliyor. Özür dilerim...And he felt that -- (Sigh) he felt that it was coming to ask for help.
Afrika'nın hayatımın büyük bir parçası olduğunu hissettim.I really felt that Africa was this big part of my life.
Hae Ra etrafında olduğunda hiçte rahat hissetmiyorum.I just can't leave feeling at ease when Hae Ra is always around.
Kendini mutsuz hissettiđin dönemlerde yüksek olduđunu bilirsinOnly know you've been high when you're feeling low
Ve bir deGenelde yüz temizleme olayından bahsettiğim zaman,üz sizi iyi hissettirir!And also, just because a clean fresh face feels good!
Yıkımın arkasında, bu yerler hala eski ruhunu hissettirebiliyordu.Behind the destruction, I found a soul of places.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod