Ana içeriğe geç
Sözlük

hisset ile cümle

hisset kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ama yabancı bir ülkede olduğumuz için onlar tarafından sınırlandığımızı hissetmedik."I was never bullied because I was from another country."
Albüm açılışında bütün bu farklılığı ve samimiyeti hissettirecek bir şeyler yapmalıydım.I had to do something to make the audience feel all the difference and intimacy.
"Hissetmenin okulu yok"."There Is No Alternative To Learning".
Espenson ayrıca Whedon'un bu yan ürünü yapmanın onu çok iyi hissettirmediğini de söylemiştir.Espenson also revealed that Whedon did not think that such a spinoff felt right.
Beni iyi hissettirmesi için başka şeylere başvurmak zorundaydım.I was trying to make someone else feel better.
Utnapiştim bir pencere açtı ve yüzünde temiz havayı hissetti.Utnapishtim opened a window and felt fresh air on his face.
Art in the Present Tense (Duyularla düşün - Akılla Hisset.Think with the Senses, Feel with the Mind: Art in the Present Tense, vol.
Ta ki kötülüğün gücünü hissetmeye başladıkları ana kadar...So that makes you start thinking about evil...
Bir yıl sonra artık müziğini İngiltere sınırlarının dışına çıkarma zamanı geldiğini hissetti.A year later he decided to leave the music industry and closed UK Records.
Kendi de onlardan biri gibi hissetmişti.He considers himself as one of them.
Evin oğlu ziyaretçiye hissettiği arzularını psikozlu bir biçimde resimlere dökmeye başlar.The son psychotically paints his desire for the guest.
Birçok yüksek tempolu şarkı sizi iyi hissettirebilir.A range of talented singers keep you hooked.
Kendimi çok kötü hissetmiştim çünkü kendi albümüme koyacaktım, o şarkı benimdi."I'm sure he felt he had us by the balls, as our album was coming out."
Müzik adına bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim, ama ne yapacaktım?I didn’t know what I wanted with music but I did know that I loved it.
Kendimi henüz sınav için hazır hissetmiyorum.There is no charge to enter the exam.
Ailesi çok zengindir, lakin dostlarının arasında bunu hissettirmiyor.They are quite wealthy, but they will not share their wealth with their family members.
Daha önce şarkımlarımda "özür dileme" ihtiyacı hissetmemiştim.She continued, "I've never felt the need to apologize in a song before.
Zira vampirler hissetmekten yoksundur, ruhları yoktur.You will see that no beloved will have feelings nor life.
Daha sonra acı hissetmeme gücüde ortaya çıkar.Sometimes I think I can still feel the pain.
"Sadece hissettiğim tek şey."The Only Thing I Want".
Yine de kendini en çok sahnede rahat hissetmiştir.He would also be the one mainly performing on stage.
Adetlerle birlikte hissedilen acı, diğer insanların hissettiği acılardan anlamayı sağlar.He is able to physically feel the emotional pain that other people feel.
Gölaud ona neden kendini bu kadar mutsuz hissetiğini sorar.A bridegroom asks his betrothed why she is so sorrowful.
''Bunu yapmak adına tuhaf bir sorumluluk ve eminlik hissettim."I felt very much a responsibility to do so.
Dışlanmışlığını değiştirmek için elinden pek bir şey gelmemekte, kendisini güçsüz hissetmektedir.Feeling himself unable to move about, he refused.
Müzik, insanları kendileri hakkında belli bir yolda hissettirmek eğilimindedir.Space designed to make people feel a certain way.
Şarkıyı, "iyi hissettiren" şarkı olarak tanımladılar.The song was called "We Look Good Together".
Bu sertlik içinde hissettiği güvensizliğin bir maskesi."The toughness is only a mask for the vulnerability she feels inside."
İffet, dışarıda kendini iyi hissetmemektedir.Self not feeling at all well.
Öte yandan Robin'in Ted'e karşı hissettiği duygular su yüzüne çıkmıştır.Max was angry about what happened to Ted in Iraq.
Eşsiz bir Yoki hissetme yeteneği vardır.She has the rare ability of Mindspeech.
İkili ilk defa orada birbirlerine bir şeyler hissetmeye başlarlar.They both see each other for the first time.
Öteden beri ölümsüz olduğunu sanan Gılgamış böylece ölümlü bir varlık olduğunu hissetmiş.He tries to escape from what he, unspokenly, feels to be a morbid atmosphere.
Hissettiğim acı bu sorumsuz eylemin için seni lanetleyecek."You will be disciplined for your irresponsible behavior.
Tüm yazılarında hayata ve insanlara duyduğu bağlılık ve hayranlığı hissettirmeyi bildi.In his business regulations he has won the respect and admiration of all who know him.
"Kısmen kulakla yazıyorum, duyduğum gibi, hissetmekte ve görmekte olduğum şeyi yazıyorum."I hear, as well as feel and see, what I am writing.
Duygularımın ve hissettiklerimin kötüleştiği zamanlar oldu.I'm sorry for the pain and suffering I have caused.
Buffy, üniversitede kendini dışlanmış hissetmektedir.At the same time Buffy is considering leaving college.
Fakat Cobain'in intiharına üzülmemiş, büyük bir kızgınlık hissetmişti.He went on to say that Cobain's suicide made him angry.
Bu, kişinin hissettiği içsel duygularla ilgilidir.And, I know the sense of helplessness that people feel.
O an kendimi P. Diddy gibi hissettim.She was also known professionally as Mrs. D. P. Bowers.
İkizlerden birinin hissettiği bir duyguyu, diğeri de hissetmektedir.As a result, one felt what the other felt, including pain.
Çünkü kendilerini karşı cinsten hissettiklerini dış görünüşlerine her zaman yansıtmazlar.Whatever they feel, they seem to always overreact to it.
Eğer iyi hissetmeni engellemesini isteseydim onu dikenli olarak falan yaratırdım.If I should catch you, I'll make you walk the plank.
Sanırım o anda kendimi öfkeli hissetmeye başlamıştım.I Wish I Made You Angry Earlier.
Hiçbir zaman da duygularını hissettirmemiştir.He never disappointed her hopes.
O, bana kendimi bir kadın gibi hissettiriyor."What it feels like for a girl".
Tam olarak kendimi yabancı gibi hissetmedim ama bir şekilde onun dışındaydım."I really felt like I was a member of the group, not a part of it."
Bu konuda hissettiğim suçluluk duygusunu tarif etmeye kelimeler yetmez.I can't describe the comfort they've given me.
Ben de matematikte kendimi ölümsüz hissettim.""I Feel Immortal".
Şirketler, çalışanlarının zaman içinde daha az baskı altında hissetmelerini sağlayabilir mi?Is there anything companies can do to make their employees feel less pressed for time?
En azından uzun vadede kendimi iyi hissetmemi sağladı,... ...Kendini ortaya çıkartıyor.I'm encouraged by that. At least it makes me feel like, to some extent, it is becoming self-evident.
Kabul görmenin nasıl hissettirdiğini bilecek yaşa geldiğimiz gibi gruplar oluşturmaya başlarız.We start forming cliques as soon as we're old enough to know what acceptance feels like.
Yanlış bir bedendeymişim gibi hissetmiyordum.I didn't feel like I was in the wrong body.
Teknolojinin bizi kötü hissettirmesini seviyoruz, tuhaf bir nedenden dolayı.We like to have technology make us feel bad, for some strange reason.
Tuhaf bir biçimde basitliğin beni her yerde takip ettiğini hissettim.So, I felt kind of weird that simplicity was sort of following me around.
Ve bununla ilgili bir anlamda kötü hissettim.And I've always felt bad about it, in a sense.
Artık kendimi gittikçe daha eksik hissetmeye başladım.I started feeling more and more inferior.
Yıllar sonra, altı yıl önce büyükbabamın beni çağırdığını hissettim.And after years, six years ago, I heard my grandfather's calling.
Kendimi iyi hissetmiyorum.I don't feel so good.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod