Tom nostaljik hissetti.Tom felt nostalgic.
Sami kendini tedirgin hissetti.Sami felt agitated.
Sami'nin öfkeli hissetme hakkı vardır.Sami has a right to feel angry.
Sami, Leyla'yı aynı şekilde hissettirmek istedi.Sami wanted to make Layla feel the same way.
Sami kendini yeterince değerli hissetmedi.Sami didn't feel valued enough.
Sami takdir edilmiş hissetmiyor.Sami doesn't feel appreciated.
Sami kendini o şekilde hissetti.Sami felt that way.
Sami kendini rahatlamış hissetti.Sami felt relieved.
Sami kendini boğulmuş hissetmeye başlıyordu.Sami was starting to feel stifled.
Sami, Leyla'yı güvende hissettirdi.Sami made Layla feel safe.
Sami kendini ölümsüz hissetti.Sami felt immortal.
Sami izleniyor olduğunu hissetti.Sami felt he was being watched.
Sami gerçekten tedirgin hissetti.Sami felt really uneasy.
Sami kendini gerçekten rahatsız hissetti.Sami felt really uneasy.
Sami kendini çok önemli hissetmek istiyordu.Sami wanted to feel very important.
Sami kendini mutlu hissetmedi.Sami didn't feel happy.
Sami kendini biraz garip hissetti.Sami felt a little bit awkward.
Kendi başıma olduğum için kendimi biraz yalnız hissettim.Since I was all by myself, I felt a bit lonely.
Tom'a nasıl hissettiğimi çoktan anlattım.I've already told Tom how I feel.
Tom sohbetten sonra kendini daha iyi hissetti.Tom felt better after the conversation.
Kendimi bir hayli şanslı hissettim.I felt rather lucky.
Hem Tom hem de Mary kendilerini kimsesiz gibi hissettiler.Tom and Mary both felt like outcasts.
Hem Tom hem de Mary kendilerini dışlanmış gibi hissettiler.Both Tom and Mary felt like outcasts.
Hem Tom hem de Mary dışlanmış gibi hissettiler.Both Tom and Mary felt like outcasts.
Bu ilacın seni daha iyi hissettirmesi gerek.This medicine should make you feel better.
Kendimi iyi hissetmediğimi Tom'a kim söyledi?Who told Tom I wasn't feeling well?
Doktorun yazmış olduğu ilacı aldıktan sonra kendimi daha iyi hissettim.I felt better after taking the medicine the doctor had prescribed.
Umursanmadığımı hissettim.I felt ignored.
Sami kendini hiçbir yerde güvende hissetmedi.Sami did not feel safe anywhere.
Sami evde kendini güvende hissetmedi.Sami did not feel safe at home.
Sami kendini biraz daha iyi hissetti.Sami felt a little bit better.
Sami, Leyla'yı rahatsız hissettirdi.Sami made Layla feel uncomfortable.
Sami, Leyla'yı gerçekten rahatsız hissettiriyordu.Sami made Layla feel really uncomfortable.
Tom'un bizim hakkımızda nasıl hissettiğini biliyorum.I know how Tom feels about us.
Tom'un bizimle ilgili nasıl hissettiğini biliyorum.I know how Tom feels about us.
Sami kendini çok rahatsız hissetti.Sami felt so uncomfortable.
Beni rahatsız hissettiren buydu.That made me feel uncomfortable.
Bu beni çok rahatsız hissettirdi.That made me feel very uncomfortable.
Tom'a kendimi iyi hissettiğimi söyle.Tell Tom that I feel OK.
Tom zaten daha iyi hissettirdiğini söylüyor.Tom says he already feels better.
Lütfen kendini evde hisset.Please make yourselves at home.
Tom'a aynı şekilde hissettiğimi söylemeliydim.I should've told Tom I felt the same way.
Tom'la konuştuktan sonra daha iyi hissettim.I felt better after talking to Tom.
Bugün kendimi hiç farklı hissetmiyorum.I don't feel any different today.
Tom, Mary'yi rahatsız hissettirdi.Tom made Mary feel uncomfortable.
Tom birisinin koluna dokunduğunu hissetti.Tom felt somebody touch his arm.
Tom bir şeyin koluna dokunduğunu hissetti.Tom felt something touch his arm.
Tom'un bunu nasıl hissettiğini merak ediyorum.I wonder how Tom feels about that.
Tom, Mary'yi özel hissettirmeye çalıştı.Tom tried to make Mary feel special.
Tom bir şeyin yanlış olduğunu hissetmiş olmalı.Tom must've sensed something was wrong.
Tom, Mary hakkında ne hissettiğimi tam olarak bilir.Tom knows exactly how I feel about Mary.
Orada gerçekten rahatsız hissettim.I felt really uncomfortable there.
Gerçekten endişeli hissettim.I felt really anxious.
Tom yalnız hissettiğini söyledi.Tom said he felt alone.
Bu seni yaşlı hissettiriyor, değil mi?This makes you feel old, doesn't it?
Bu seni daha iyi hissettirdi, değil mi?That made you feel better, didn't it?
Aşık olmak nasıl hissettiriyor bilmiyorum.I don't know what it feels like to be in love.
Çok harika hissetmiyorum.I'm not feeling too great.
Tom kendini istenmiyormuş gibi hissetti.Tom felt unwelcome.
Tom hoş karşılanmadığınını hissetti.Tom felt unwelcome.