Sen Tom'un nasıl hissettiğini hayal edebilirsin.You can imagine how Tom felt.
Onların nasıl hissettiklerini hayal edebilirsin.You can imagine how they felt.
Tom kendini gittikçe sabırsız hissetti.Tom felt himself growing impatient.
Gerçekten bu şekilde hissettiğini bilmiyordum.I truly didn't know you felt this way.
Tom'un farklı hissettiğini düşünüyorum.I think Tom feels differently.
Tom gittikçe acıktığını hissetti.Tom felt himself getting hungry.
Çok huzursuz hissettim.I felt very uneasy.
O kadar suçlu hissetmiyorum.I don't feel that guilty.
Bu beni kirli hissettiriyor.It makes me feel dirty.
Kendimi kötü hissetmem mi gerekiyor?Should I feel bad?
Tom için hiçbir şey hissetmiyor musun?Don't you feel anything for Tom?
Tom hakkında nasıl hissettiğimi neden anlayamıyorsun?Why can't you understand how I felt about Tom?
Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacak bir şey yok mu?Isn't there anything that will make you feel better?
Sonradan nasıl hissettiniz?How did you feel afterwards?
Başka herhangi birisi onu hissetti mi?Did anyone else feel that?
Kendimi şu anda ne kadar aptal hissettiğim hakkında bir fikrin var mı?Do you have any idea how stupid I feel right now?
Tom yalnız ve terk edilmiş hissetti.Tom felt lonely and abandoned.
Tom yorgun hissetmiyordu.Tom didn't feel tired.
Tom çok yorgun hissetti.Tom felt very tired.
Bana yalan söylendiğini ve aldatıldığımı hissettim.I felt lied to and cheated.
Tom iyi hissetmiyordu, bu yüzden eve gitti.Tom wasn't feeling well, so he went home.
Tom umutsuz hissetti.Tom felt desperate.
Ne hissettiğini tam olarak biliyorum.I know precisely what you are feeling.
Tom güçlü hissetti.Tom felt strong.
Onun hakkında ne hissettiğimi Tom'a söylememeliydim.I shouldn't have told Tom how I felt about him.
Senin hissettiğin aynı şekilde hissediyorum.I feel the same way you do.
Tom çok daha mutlu hissetti.Tom felt much happier.
İlaç beni daha iyi hissettirdi.The medicine made me feel better.
Tom çok gergin hissetti.Tom felt very nervous.
Tom onu hissetmedi.Tom didn't feel it.
Tom ne hissettiğimi biliyordu.Tom knew what I felt.
Tom fevkalade mutlu hissetti.Tom felt extraordinarily happy.
İyi hissetmiyor musunuz?Aren't you feeling well?
O zaman nasıl hissettin?How did you feel then?
Bunu hissetmiyor musun?Don't you feel it?
Bu şekilde hissetmeniz anlaşılabilir bir şeydir.It's understandable that you should feel this way.
Tom, nasıl hissettiğini ifade edecek kelimeleri bulamadı.Tom couldn't find the words to express how he was feeling.
Artık senin hakkında o şekilde hissetmiyorum.I no longer feel that way about you.
Tom'suz kaybolduğumu hissettim.I felt lost without Tom.
Hiç yorgun hissetmiyorum.I don't feel at all tired.
Tehdit edildiğini hissettin mi?Did you feel threatened?
Tom aynısını hissettiğini söyledi.Tom said he felt the same.
Daha güvenli hissettim.I felt safer.
Bizi yaşlı hissettiriyorsun.You make us feel old.
Bana yaşlı hissettiriyorsun.You make me feel old.
İyi hissettiğinden emin misin?Are you sure you feel OK?
Tom sabahleyin neden her zaman bu kadar yorgun hissettiğini merak ediyordu.Tom wondered why he always felt so tired in the morning.
Meltem iyi hissettiriyor.The breeze feels good.
Peki gerçekten nasıl hissettiniz?So how did you really feel?
Hissetme şeklini anlıyorum.I understand the way you feel.
Şimdi nasıl hissettiğimi biliyorsun.Now you know how I feel.
Ben depremi hissettim.I felt the earthquake.
Tom diğer çocukların yaptığını yapması gerektiğini hissetmedi.Tom didn't feel he should do what the other children were doing.
Tom senin hissettiğin gibi onun hakkında aynı şekilde hissediyor mu?Does Tom feel the same way about that as you do?
Tom Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi yapabileceğini hissetmiyordu.Tom didn't feel he could do what Mary was asking him to do.
Rahat hissetmek istedim.I wanted to feel comfortable.
Bir şey hissetmiyor musun?Don't you feel anything?
Nişanlım bana önceden bildirmeden geldi ve ben mahcup hissettim.My fiancee arrived without notifying me beforehand, and I felt embarrassed.
Herkes bir şey yapmak zorunda olduğunu hissetti.Everybody felt they had to do something.
Dünyanın ayaklarımın altında sarsıldığını hissettim.I felt the earth shake under my feet.