Bu kadar kötü hissettiğimden beri uzun zaman oldu.It's been a long time since I've felt this bad.
Tom bunu yapmanın önemli olduğunu hissetti.Tom felt it was important that you know this.
Tom tehlikeyi hissetti ve birdenbire endişelendi.Tom sensed danger and was suddenly worried.
Tom biraz daha iyi hissetmeye başlıyor.Tom is starting to feel a little better.
Tom hakkında ne hissettiğini hepimiz biliyoruz.We all know how you feel about Tom.
Tom dışlanmış gibi hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel left out.
Tom bu konuda kötü hissettiğini söyledi.Tom told me he felt bad about that.
Tom bana onun hakkında kötü hissettiğini söyledi.Tom told me he felt bad about that.
Tom kendini ihmal edilmiş hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel ignored.
Tom garip hissetmeye başlamıştı.Tom was beginning to feel awkward.
Tom kendini garip hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel awkward.
Tom biraz daha iyi hissettiğini söylüyor.Tom says he feels a little better.
Tom Mary'nin o şekilde hissettiğini bilmiyordu.Tom never knew Mary felt that way.
Tom kendini biraz suçlu hissetmeye başladı.Tom began to feel a little guilty.
Sen iyi hissetmiyorsun, değil mi?You're not feeling well, are you?
Tom kendini uykulu hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel sleepy.
Tom kendini aç hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel hungry.
Tom Mary için üzgün hissettiğini söylüyor.Tom says he feels sorry for Mary.
Tom kendini yorgun hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel tired.
Tom kendini mutlu hissetmeye başlıyordu.Tom was beginning to feel happy.
Tom bir şeyin yanlış olduğunu hissetti.Tom sensed something was wrong.
Hiç bir zaman daha iyi hissetmeyeceksin.You'll feel better in no time.
Nasıl hissetmen gerektiğini hepimiz biliyoruz.We all know how you must feel.
Tom yorgun hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel tired.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini anladı.Tom understood how Mary felt.
Tom iyi hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel well.
Tom kendini güvende hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel safe.
Mary'nin ne hissettiğini Tom hiç bilmiyordu.Tom never knew how Mary felt.
Tom nasıl hissettiğimizi umursamıyor.Tom doesn't care how we feel.
Sen kendini çok rahatlamış hissetmelisin.You must feel very relieved.
Tom kendini pek iyi hissetmiyor.Tom's not feeling very well.
Tom sıcak hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel hot.
Daha iyi hissetmeye başlıyorum.I'm starting to feel better.
Tom Mary'nin nasıl hissettiğini merak ediyordu.Tom wondered how Mary felt.
Tom oldukça tehdit edilmiş hissetti.Tom felt quite threatened.
Tom kendini son derece suçlu hissetti.Tom felt extremely guilty.
Tom kendini biraz gergin hissetti.Tom felt a little nervous.
Tom biraz aptalca hissetti.Tom felt a little stupid.
Tom biraz suçlu hissetti.Tom felt a little guilty.
Tom huzursuz hissetmeye başladı.Tom began to feel uneasy.
Tom Mary'nin alnını hissetti.Tom felt Mary's forehead.
Tom kendini iyi hissetmiyor.Tom's not feeling well.
Onların kendilerini güvende hissetmeleri gerek.They need to feel safe.
Tom çok uykulu hissetti.Tom felt very sleepy.
Tom sersem hissetti.Tom felt lightheaded.
Ne hissettiniz?What did you feel?
Tom çaresiz hissetti.Tom felt helpless.
Çok uykulu hissettim.I felt very sleepy.
Göğsünde keskin bir acı hissetti.She felt a sharp pain in the chest.
Hissettiğimi değiştiremem.I can't change what I feel.
Dün nasıl hissetti?How did he feel yesterday?
Kendimi çok yalnız hissettim.I felt very lonely.
Kocasının kötü hissettiğini gördüğünde Ana doktor çağırdı.Seeing that her husband was feeling bad, Ana called for the doctor.
Bu beni yaşlı hissettiriyor.This makes me feel old.
Onun hakkında nasıl hissettiğimi düşünüyorsun?How do you think I feel about it?
Şimdi aptal hissetmiyor musun?Don't you feel stupid now?
Bugün çok iyi hissetmiyorum.I'm not feeling very well today.
Tekrar yolda olmak iyi hissettiriyor.It feels good to be back on the road again.
Nasıl hissettiğini Tom'a söylemeliydin.You should've told Tom how you felt.
Bir erkek hissettiği kadar ve bir kadın göründüğü kadar yaşlıdır.A man is as old as he feels, and a woman as old as she looks.