İnsanlar arasında kendimi rahat hissederim.為人我行我素,容易自我陶醉。
Aniden alçaldığınızı hissedersiniz.갑자기 밖에서 소동이 일어난다.
Kesin Jimmy Olsen gibi hissederdim.이는 지미 웨일스의 방식과 달랐다.
O diğerlerinin acılarını hisseder.그리고 다른 남자들의 천박함을 깨닫는다.
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.교훈은 바르게 살자, 알아 내자, 만들어 내자 이다.
Kendini sürekli bir coşkunluk hali içinde hisseder.언제나 능글맞은 분위기를 띠고 있다.
Rahul Anjali’ye karşı eski duygularının canlandığını hisseder.리노가 유키에게 가지고 있는 감정을 눈치채고 있다.
Kızlardan biri bir gece, baş ucunda duran birisinin varlığıni hissederek gözlerini açtı.어느 날, 혼자 살고있는 한 청년이 방 안에서 누군가의 시선을 느낀 것 같다는 기분이 들었다.
O, halkın isteklerini kendi benliğinde hissederek gerçekleştirir ve dikkate alır.그는 개인의 정치적인 성향에 다양성을 인정하고 존중하고 있는 것으로 사료된다.
Çünkü onun farklı biri olduğunu hisseder.הוא מזהיר אותה שהוא שונה.
Bu safhada kişi daha iyi hisseder.האם האיש הזה מאושר יותר?
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.נדמה לי שאני זוכרת שהרגשתי קצת אחרת.
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.אקרא עוד הפעם, הבה ונהיה לאנשים!
Draco, aynı zamanda ağrı hisseder gökten düşer ve yakalanır.סטארק מתעוות בכאב ונופל לתרדמת.
İnsanlar arasında kendimi rahat hissederim.אני מרגיש בודד ביניהם.
Ruh kişinin içindeki öz varlığını oluşturarak, düşünür, hisseder, sever, nefret eder, karar verir.Опира се на сетивата му, кара го да гледа, чува, харесва, желае.
Genellikle keyifsiz hissederim.Обикновено са неподвижни.
Bu safhada kişi daha iyi hisseder.В тази част подлигавицата става по-плътна.
Bu durumdaki kişi kendini hâlsiz hisseder.Неговата съпруга се чувства нереализирана.
Kendini sürekli bir coşkunluk hali içinde hisseder.Живее в постоянен страх.
O, halkın isteklerini kendi benliğinde hissederek gerçekleştirir ve dikkate alır.Ние наистина искаме да оставим публиката ни да възприема и да чувства нещата лично.
Bu kez de Türkiye'de kendisini yabancı gibi hisseder.В същото време той се чувства чужденец в западна Европа.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Няколко семейства са се събирали в домовете си.
Fritz görünür şekilde bozulur ve yalnız bırakılmış hisseder.Гриседа се чувства изоставена и изагубена в чувствата си.
Aniden alçaldığınızı hissedersiniz.Odjednom se Razumihin lecne..
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.Ako išta osjeti, trenutno napada.
Bazen kendini gruptan dışlanmış hisseder.Nekada je smtrana samostalnom vrstom.
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.Ipak, ponegdje je razlika i drukčija.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Osebujna su osjećaja vremena.
Doktor bir şey yapamayacağını hisseder, ama Clara bir şey yapmaları gerektiğini söyler.Clara ga upita da je povede sa sobom, ali on odgovara kako ne može.
O diğerlerinin acılarını hisseder.Braniti tuđe grijehe.
Pixies hatta Black Sabbath'tan "war pigs"i dinlediğinizde hemen o güçlü dinamik yapıyı hissedersiniz.Či dokonca „War Pigs“ od Black Sabbath –to je tam tiež: sila dynamiky.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Jednotlivé rodiny zostávajú aj v týchto stádach pohromade.
Çünkü onun farklı biri olduğunu hisseder.Ale už je iným človekom.
Luke eğitimini yarıda keser çünkü Leia ile Han'ın tehlikede olduğunu hisseder.Na Millenium Falcon ucíti Leia vďaka Sile, že Luke je v nebezpečenstve.
İnsan etrafının bir kuş sürüsü ile çevrildiğini hisseder.Vrúbľuje sa na semenáč jarabiny vtáčej.
Harika bir şey olacağını içinde hisseder ama ne zaman gerçekleşir bilmez.Dogaja se namreč nekega dne, ne vemo pa kdaj.
Kocası Matt yeni evi ile heyecanlıyken eşi Jennifer ve demanslı annesi Emma huzursuz hisseder.Medtem je možu Mattu hiša všeč, se njegova žena Jennifer in mati z demenco Emma počutita neprijetno.
O arada Kimberly kötü bir şeyler olacağını hisseder.Nikolaj ob tem občuti gnus.
Daryl, birisinin kendilerini izlediğini hisseder.Manc pa je vedno bolj prepričan, da jih nekdo opazuje.
Genellikle keyifsiz hissederim.Praviloma je nenosilen.
Kendisini oldukça bilgili zanneden İrfan Galip etrafındaki halkı bu konuda bilgilendirmek zorunda hisseder.Ker vodja ve, da ima podrejeni na svojem področju veliko znanja in izkušen, mu to področje prepusti.
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.Kartais jis vaidina pats save.
O diğerlerinin acılarını hisseder.Susipažįsta su būsimu vyru Kęsčiu.
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.Žymima Ω raide, o jos elementai – ω.
Bu bitki arasında platiler kendilerini güvende hissederler.Žoliniams augalams šis slėgis padeda išsilaikyti statiems.
Bir an Onun oğlu olduğunu hisseder.Vėliau buvo pranešta, kad tai bus berniukas.
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.Joms būdinga ir skirtinga istorija.
Öğle yemeğinden en az bir saat önce, Tom her zaman aç hisseder.Tomas visada jaučiasi alkanas mažiausiai vieną valandą prieš pietus.
Canlı her şeyi hisseder ama herhangi bir refleks gösteremez.Valgustunud meel peegeldab kõike, kuid teda ei määri miski.
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.Üks kord nii, teine kord naa.
Genellikle keyifsiz hissederim.Joiutakse tavaliselt saateta.
Doktor bir şey yapamayacağını hisseder, ama Clara bir şey yapmaları gerektiğini söyler.Dan tahab seda aga Alice'i käest kuulda, kuid Alice väidab, et seda ei juhtunud.
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.See on kordumatu ja eriline.
O arada Kimberly kötü bir şeyler olacağını hisseder.Varsti hakkab aga Michelle aimama, et midagi kahtlast on teoksil.
Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder.Kui mind hammustab madu, siis see teeb haiget.
Bu durumdaki kişi kendini hâlsiz hisseder.Inimese meeles esineb tühjus üksindusena.
O diğerlerinin acılarını hisseder.Ta võib karta ka teiste inimeste tundepuhanguid.
O yokken, arkadaşlarının ondan uzaklaştığını hisseder.Kõik tema sõbrad on tema juurest ära läinud.
1. basamakta, göz hareketi başlar ve eğer uyandırılırsanız genellikle uyumamış gibi hissedersiniz.În prima fază, începe somnul lent iar dacă ești trezit ai impresia că nici măcar nu ai dormit.