Örneğin bir evde uzun süre bulunan bir kedi tüm ilgiyi kendi üzerine çektiğini hisseder.Meillä on iso talo, jossa huolehdin kaikesta itse.
Bu durumdaki kişi kendini hâlsiz hisseder.Ihminen kokee minänsä minähavaintona.
O diğerlerinin acılarını hisseder.Kun katsoo toisen tuskaa.
Doktor bir şey yapamayacağını hisseder, ama Clara bir şey yapmaları gerektiğini söyler.Η Άλι του λέει ότι ξέρει ότι πρέπει να είναι μαζί, αλλά παραμένει αναποφάσιστη.
Çünkü onun farklı biri olduğunu hisseder.Η αλήθεια φαίνεται πως είναι διαφορετική.
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.Για αυτό άλλωστε αναφέρεται ενίοτε ως αγρότης.
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.Κάθε παιδί είναι μοναδικό και ξεχωριστό.
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.Όταν κατάλαβε ότι είχε νικήσει, έμεινε ακίνητη.
Aniden alçaldığınızı hissedersiniz.Pludselig falder de ud.
Bu süreçte uçağın içindekiler 25 saniye süren bir ağırlıksızlık hissederler.Ved nedstigningen oplever passagererne i flyet vægtløshed i ca. 20-25 sekunder.
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.Til tider er han temmelig hidsig.
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.Mange forskellige og lidt forvirrende indtryk.
Kendini sürekli bir coşkunluk hali içinde hisseder.Den bliver i et konstant groove.
Bir an Onun oğlu olduğunu hisseder.Det kommer også frem at han på et tidspunkt får et barn.
Genellikle keyifsiz hissederim.De er vanligvis vingeløse.
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.Han har det med å te seg merkelig til tider.
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.De er nokså forskjellige og enkle å holde fra hverandre.
Gücü hisseder ama güce uzanamaz.Men hennes kraft blir borte, og han kan heller ikke holde stand.
Harika bir şey olacağını içinde hisseder ama ne zaman gerçekleşir bilmez.Dette er alltid tegn på at noe viktig kommer til å skje, men han vet ikke hva.
Daryl, birisinin kendilerini izlediğini hisseder.Farah merasa ada yang mengawasinya.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Jadi ikut merasakan perasaan orang lain.
Bu kez de Türkiye'de kendisini yabancı gibi hisseder.Saat ini ia bekerja sebagai seorang model di Turki.
Emma, Hila ile garip bir bağ hisseder.Memiliki hubungan yang aneh dengan Seta.
Genellikle keyifsiz hissederim.Mereka biasanya sangat tidak stabil.
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.Sekali lagi kukatakan: Bersukacitalah!
Aniden alçaldığınızı hissedersiniz.Anh đột nhiên từ đâu rơi xuống.
Daryl, birisinin kendilerini izlediğini hisseder.Ashley lo sợ rằng có một ai đó đang theo dõi mình.
Yoksa ayıplanır, aşağılanır, kişi kendini suçlu hisseder.Tính lại hẹp hòi, ai làm trái ý, ông vạch mặt mà trách mắng, khuất nhục người ta.
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.Nghĩ trước, nói sau.
İnsanlar arasında kendimi rahat hissederim.Jag cảm thấy làm người thật khó.
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.Hai giống này khác nhau và dễ phân biệt.
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.Nếu bị buộc phải đứng, chúng có vẻ đứng không được ổn định.
İnsan etrafının bir kuş sürüsü ile çevrildiğini hisseder.Khu bảo tồn nổi bật với sự phong phú về các loài chim.
Bu süreçte uçağın içindekiler 25 saniye süren bir ağırlıksızlık hissederler.Chuyến bay mà anh ta kéo dài nhất là 25 giây.
Aniden alçaldığınızı hissedersiniz.突然倒れての急逝であった。
Bir an Onun oğlu olduğunu hisseder.その後、彼に息子だと告げた。
Çünkü onun farklı biri olduğunu hisseder.しかし、本人は別人であるという。
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.そのせいで、時々無茶をしてしまうこともある。
Doktor bir şey yapamayacağını hisseder, ama Clara bir şey yapmaları gerektiğini söyler.医師は、マークはいるが、話すことはすべきではないと告げた。
Mide dolu hissederken tatlı yeme.節制 飽くほど食うなかれ。
Eda’yı ise gözlerimiz göremese bile hep aramızda hissederiz.オデットにしか見えず、共に過ごすうち、互いに思いやるようになる。
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.これを繰り返して、××××になるようにする。
İnsanlar arasında kendimi rahat hissederim.人をやさしい気持ちにする。
Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: "Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.あきれた父親は「頭が痛(いと)なった(または、腹の調子が悪い)」と言って横になる。
O, halkın isteklerini kendi benliğinde hissederek gerçekleştirir ve dikkate alır.和臣に自分の気持ちを聞いて貰う内に恋心を抱き、片思いするようになる。
O arada Kimberly kötü bir şeyler olacağını hisseder.^ キンバリーには出来損ないと言われた。
Eğlence devam ederken, geminin ikinci kaptanı bir şeylerin ters gittiğini hisseder.衝突の直前になって両旗艦の艦長は起こってはいけないことが起ころうとしていることを知った。
Hasta kendini çok kötü hisseder, komaya girer ve ölebilir.進行すると昏睡状態に陥り、死亡する。
Maydee o günlerde kendisini çok yalnız hisseder.この時松本は、まだまだ自分は甘い、と感じていた。
Kendini sürekli bir coşkunluk hali içinde hisseder.常にどっしりとした姿勢で構えている。
Genellikle keyifsiz hissederim.普段はおしゃれに夢中。
Fakat iki öpücükten sonra birden ağaç gölgeleri arasında birinin bulunup kendilerini gözlediğini hissederler.やがて夜が明け、二人は人に見られることを恥じて、松の樹になった。
Phil Spector Ne zaman canım sıkkın olsa bir Elvis şarkısı dinler ve çok iyi hissederdim.しかしサム・フィリップスはエルヴィスがいいものを持っているという印象を受け、スコティ・ムーアに電話して有望な歌手がいると言い名前と電話番号を教える。
Draco, aynı zamanda ağrı hisseder gökten düşer ve yakalanır.卓克立刻感應到劇痛,從天空中掉落並且被俘擄。
Daryl, birisinin kendilerini izlediğini hisseder.索耶認為,過去的某個人正在跟蹤自己。
Uçaktaki kişiler dönüş tarafına (içeri) doğru kayıyormuş gibi hissederler.胡适感嘆说:“像郭永怀这样的人都要回国了,真是人心所向啊。
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.再起,知永新。
Hepimiz ayrılıklar yaşarız ve hepimiz bunalmış, umutsuz hissederiz."我们都经历过分手,而對此我们都感到十分沮丧與絕望。
O diğerlerinin acılarını hisseder.不知道摸了別人的污穢。
Yoksa ayıplanır, aşağılanır, kişi kendini suçlu hisseder.此臣不忠不孝,上获天谴,非人患也。