Diğerlerinin duygularını hissederim.Il pensiero dei sensi.
Zaten kendisini ailede en çok halasına yakın hisseder.Sembra essere lei in casa il vero capo-famiglia.
Bu süreçte uçağın içindekiler 25 saniye süren bir ağırlıksızlık hissederler.In queste parabole, il passeggero è soggetto a 30 secondi di assenza di gravità.
Yaşlandığını hisseder ve görür.Она чувствует и видит, что стареет.
Mike kendisini yalnız hisseder.Что Майк и делает в одиночку.
Aniden alçaldığınızı hissedersiniz.Неожиданно она срывается.
Çünkü hepsini gönülden hissederek yaptık" dedi.И мы все на него молились».
Diğerlerinin duygularını hissederim.Немного чьих-то чувств.
Kesin Jimmy Olsen gibi hissederdim.Мы были как Джими Хендрикс.
Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder.Когда волнуется, у него болит живот.
O diğerlerinin acılarını hisseder.Он получает удовольствие от страдания других людей.
Emma, Hila ile garip bir bağ hisseder.Прамила почувствовала странную связь с ним.
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.Иногда он кажется даже глупым.
Ancak Siddhartha samanayken bir süre sonra hayatın onu hedefine götürmeyeceğini hisseder.Тем не менее, Сиддхартха чувствует, что жизнь самана не приведет его к цели.
Pixies hatta Black Sabbath'tan "war pigs"i dinlediğinizde hemen o güçlü dinamik yapıyı hissedersiniz.Или даже „War Pigs“ Black Sabbath — там тоже это есть: сила динамики.
Fritz görünür şekilde bozulur ve yalnız bırakılmış hisseder.Тревис чувствует себя потерянным и брошенным.
Harika bir şey olacağını içinde hisseder ama ne zaman gerçekleşir bilmez.Он знает время, когда она должна прийти, но не знает день, когда это произойдёт.
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.Повтори, говорю, повтори, такой-сякой, что ты сказал!
Dışsal motivasyon kontrollü motivasyondur, çünkü birey davranışı sergilemek için baskı hisseder.Они все начнут с импрессионизма, потому что государство хочет импрессионизм.
Bu süreçte uçağın içindekiler 25 saniye süren bir ağırlıksızlık hissederler.Во время поездки пассажиры в течение 2 секунд испытывают состояние невесомости.
İnsanlar arasında kendimi rahat hissederim.Я к ним спокойно отношусь.
Birbirlerinden habersiz, başkalarıyla olsalar da hep bir eksiklik hissederler.Им обоим кажется, что в их жизни не хватает кого-то или чего-то.
Hep biraz farklı ve ayrı hissederim.Он неповторим и индивидуален.
Yönlendiren erkekler ise bir kadın yönlendirirken vücutlarında karıncalanma hisseder.Люди ищут кого-то, когда они находят, казалось бы, ветхую женщину в лохмотьях.
Kocasının sarayında kendini hapis hisseder ve sevgisi nefrete dönüşür.В тюрьме Хэл завершает жизнь самоубийством, повесившись в собственной камере.
Zaten kendisini ailede en çok halasına yakın hisseder.Это слишком даже для самых близких отношений в семье.
Ben, şiir yazmaya başlamadan önce hisseder, sonra yazarım.Там же начал писать — сначала стихи, а затем уже и романы.
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.ويتصرف بغباء أحيانا.
Kesin Jimmy Olsen gibi hissederdim.ميهكاد بروكس بدور جيمي أولسن.
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.برقش مرة أخرى وأخرى.
Hepimiz ayrılıklar yaşarız ve hepimiz bunalmış, umutsuz hissederiz."فأنا مع التوليد ومع اسيعاب كل مختلف ومتنوع ومتلون."
O arada Kimberly kötü bir şeyler olacağını hisseder.اعتقد ويليام أن نوعا من المحاذاة الجزيئية يجب أن يحدث.
Eğer görüldüğünü hissederse, hareketsiz durur.إذا توقف فستعلم أنه يتوقف.
Ben, şiir yazmaya başlamadan önce hisseder, sonra yazarım.درس الشعر والموسيقى قبل أن يبدأ بكتابة الشعر.
Kendini çok üzgün ve ızdıraplı hissederken şöyle dedi: "Baba, mümkünse bu kâse benden uzaklaştırılsın.فدعوا أبي بن كعب، فقال: «يا أبي، ائت بقيع المصلى، فأمر بكنسه»».
Doktor bir şey yapamayacağını hisseder, ama Clara bir şey yapmaları gerektiğini söyler.Embora o Doutor sente que não há nada que ele possa fazer, mas Clara insiste que ele tente.
Daryl, birisinin kendilerini izlediğini hisseder.Daryl acredita que alguém esteja vivendo ali.
Doktor, evdeki gizemli sesleri merak eder ve Doktor duvarlara vurdukça cevabının geldiğini hisseder.O Doutor fica curioso com os ruídos que a casa faz, percebendo que o lugar responde a suas batidas na parede.
Bir gece boğazının sıkıldığını hissederek haykırır.Pelo cansaço sobreveio uma sonolência.
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.Às vezes ele é meio idiota.
Çünkü onun farklı biri olduğunu hisseder.Ela o vê, porém, ele está diferente.
O diğerlerinin acılarını hisseder.E sabe como lidar com o luto dos outros.
Bu kez de Türkiye'de kendisini yabancı gibi hisseder.Ele se auto-identifica como um curdo da Turquia.
Kendini sürekli bir coşkunluk hali içinde hisseder.Ele passa a viver em constante êxtase.
Ben, şiir yazmaya başlamadan önce hisseder, sonra yazarım.Começou a escrever literatura infantil e, depois, poesia.
Harika bir şey olacağını içinde hisseder ama ne zaman gerçekleşir bilmez.Sabemos que algo grande vai acontecer, mas não conseguimos entender o que é.
Hepimiz ayrılıklar yaşarız ve hepimiz bunalmış, umutsuz hissederiz."Todos ficam divididos e infelizes, e acabam se acomodando com seus grilhões".
Haydi söyleyin, Bir kez daha, hissederek.Vem de novo, torna a passar.
Çünkü onun farklı biri olduğunu hisseder.Maar hij denkt toch dat hij eigenlijk anders is.
Bireyler bu çerçeve içinde kendilerini evlerinde hissederler.Maar lelijkerds zoals ik voelen zich daar juist thuis.
Bu yüzden kendisini bazen aptal hisseder.Hij is soms ook wel erg dom.
Bu süreçte uçağın içindekiler 25 saniye süren bir ağırlıksızlık hissederler.In elke 65 seconden durende cyclus ervaren zij ongeveer 25 seconden van gewichtloosheid.
Kesin Jimmy Olsen gibi hissederdim.Het werd later bevestigd dat het ook daadwerkelijk om Jimmy Olsen ging.
Genellikle keyifsiz hissederim.Ze zijn meestal ongevlekt.
Bu durumdaki kişi kendini hâlsiz hisseder.Zo iemand kan zich zelfs wanhopig voelen.
Hasta kendini çok kötü hisseder, komaya girer ve ölebilir.Uiteindelijk vermagert de patiënt snel, raakt in coma en sterft.
Diğerlerinin duygularını hissederim.Verminderd bewustzijn van andermans gevoelens.
İnsanlar arasında kendimi rahat hissederim.Ik voelde me er comfortabel bij.
O arada Kimberly kötü bir şeyler olacağını hisseder.Kimberly is op dat moment ook een inzittende.
Aniden alçaldığınızı hissedersiniz.Het houdt plotseling op.