Bu kararlar, yıllar süren devamlı aktivist hareketler, hissedar ve tüketici müdafaaları sonucunda alındı.كان كل هذا نتيجة عقود من النضال المستمر، ومن العمل على توعية مستثمري الشركات وتوعية المستهلكين.
Bu kararlar, yıllar süren devamlı aktivist hareketler, hissedar ve tüketici müdafaaları sonucunda alındı.株主や 消費者が声をあげて運動した結果なのです 同様に 政府も
Bunu tek negatif tarafı, şu anki hissedarların yatırdıkları tüm parayı kaybedecek olmasıdır. .Jediné negativum bude, že současní akcionáři přijdou o všechny své peníze.
Bunu tek negatif tarafı, şu anki hissedarların yatırdıkları tüm parayı kaybedecek olmasıdır. .彼らのお金を全て失う事です。 しかし、ノーリスク・ノーリターンだからOKです。
Bu, şirkette hisse sahibi olanlar ya da hissedarların bu parçayı paylaştığını gösterir. -Bueno, significa que las partes interesadas, o accionistas comparten este pedazo de patrimonio.
Bu, şirkette hisse sahibi olanlar ya da hissedarların bu parçayı paylaştığını gösterir. -يعني أن مالكي الحصص في الشركة، أو حاملي الأسهم، يتشاركون في هذه القطعة.
Bu, şirkette hisse sahibi olanlar ya da hissedarların bu parçayı paylaştığını gösterir. -株主、彼らはその株式を共有しています。 ただポイントに達するには、これがとても重要な点になり、
Çünkü bu kişiler IBM şirketinin hissedarları, bu şirketin hisse senedini ellerinde tutuyorlar.Jsou to jen akcionáři firmy.
Çünkü bu kişiler IBM şirketinin hissedarları, bu şirketin hisse senedini ellerinde tutuyorlar.Tak więc oni wszyscy są udziałowcami firmy.
Çünkü bu kişiler IBM şirketinin hissedarları, bu şirketin hisse senedini ellerinde tutuyorlar.それで、知っておいて下さい、空売り(ショート)の反対は、
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.C'è una terza parte del bilancio, che si chiama patrimonio netto.
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.Det finns en tredje del i balansräkningen vilket är något som kallas eget kapital.
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.Er is nog een derde deel van de balans, en dat wordt het Eigen Vermogen genoemd.
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.Existuje ještě třetí část účetní rozvahy, které se říká vlastní kapitál.
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.Hay una tercera parte en el balance, que es algo que se llama patrimonio neto.
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.Taseessa on kolmas osa, mitä nimitetään osakkeenomistajien pääomaksi.
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.Van egy harmadik része is a mérlegnek, amelyet saját tőkének hívnak.
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.Υπάρχει ένα τρίτο μέρος του ισολογισμού, που είναι κάτι που ονομάζεται μέτοχος δικαιοσύνη.
Değil bir şey olarak adlandırılan hissedar sermaye bilançonun üçüncü bir parçası vardır.יש חלק שלישי לגליון המאזנים, הנקרא הון בעלי המניות (הון עצמי).
Geriye kalan mal varlığı ise hissedarlar arasında paylaşılır. -A potom cokoli zbývá jde držitelům vlastního jmění.
Geriye kalan mal varlığı ise hissedarlar arasında paylaşılır. -得る事になります。 それでは、ローンCの人達は、この銀行を継続的な実体として、
Hissedarlar çok sayıda kişi veya kurum olabilir.Zostanie to podzielone pomiędzy właścicieli firmy.
Hissedarların sahip olduğu budur.Dit is wat de aandeelhouders bezitten.
Hissedarların sahip olduğu budur.To je kolik akcionáři vlastní.
Hissedarların sahip olduğu budur.هذا ما يملكه حاملي أسهم هذه الشركة.
Hissedarların sahip olduğu budur.彼らは、この持分を保持しています。
Hissedarlar zararlı çıktı.5億株だけでした。
Hissedarlar zararlı çıktı.Akcionáři tratili. Protože předtím existovalo jen 500 milionů akcií, které rozdělili vlastní jmění.
Onun önemli bir hissedarıyım.Aku pemegang saham mayoritas disinni.
Onun önemli bir hissedarıyım.Em là cổ đông lớn đấy.
Onun önemli bir hissedarıyım.Én Oska főrészvényese vagyok.
Onun önemli bir hissedarıyım.J'ai beaucoup investi dans Oska.
Onun önemli bir hissedarıyım.Jsem jeho hlavní akcionář.
Onun önemli bir hissedarıyım.Sono solo la maggior azionista di Oska.
Onun önemli bir hissedarıyım.Soy una accionista mayoritaria en Oska.
Onun önemli bir hissedarıyım.Sunt o mare sustinatoare a lui Oska.
Onun önemli bir hissedarıyım.Аз съм основен акционер.
Onun önemli bir hissedarıyım.Я его главный акционер.
Onun önemli bir hissedarıyım..أنا لدي حصةٌ كبيرةٌ منه
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Ainsi,les engagements présentés par les actionnaires d’Open permettront aux tiersd’accéder au marché.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Akcionári firmy Opensa napríklad zaviazali poskytnúť prístup na trh aj tretím stranám.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Así, los compromisos presentados por los accionistas de Open permitirán a los terceros acceder al mercado.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Assim, os compromissos assumidos pelos accionistas da Openpermitirão o acesso de terceiros ao mercado.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.De exemplu, conform promisiunilor făcute deacţionarii Open, terţe părţi vor putea fi prezente pe piaţă.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Například závazky dané akcionáři podniku Open zajistípřístup na trh třetím stranám.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Na przykład, uzyskała od udziałowców spółki Open gwarancję zapewnienia dostępu do rynku osobom trzecim.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Opens aktieägare gjorde därför åtaganden som gjorde det möjligt förtredje part att få tillgång till marknaden.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Preden je Komisija sporazum odobrila, si je zagotovila, da bokonkurenca delovala tudi po ustanovitvi Opna.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Således haraktionærerne i Open forpligtet sig til at lade tredjemand gå ind på markedet.
Örneğin, Open’ın hissedarları üçüncü tarafların pazara girebilmesinisağlayacaklarına dair söz verdiler.Така например, акционерите на “Оупън” обещахадостъп до пазара на трети страни.
Pile, FED sahibinin özel hissedarların olduğu Özel bir bankaA haverom, a Fed egy magánbank, nem a kormány!
Pile, FED sahibinin özel hissedarların olduğu Özel bir bankaMon pote, la FED est une banque privée, ce n'est pas le gouvernement !
Pile, FED sahibinin özel hissedarların olduğu Özel bir bankaPile, die FED ist eine private Bank, in Besitz von privaten Aktieninhabern.
Pile, FED sahibinin özel hissedarların olduğu Özel bir bankaPile, Fed jest prywatnym bankiem, będącym własnością prywatnych akcjonariuszy.
Pile, FED sahibinin özel hissedarların olduğu Özel bir bankaPile η Ομοσπονδιακή Τράπεζα ( FED) είναι μια ιδιωτική τράπεζα που ανήκει σε ιδιώτες μετόχους.
Pile, FED sahibinin özel hissedarların olduğu Özel bir bankaVen, "the Fed" er en privat bank, ejet af private aktieholdere. Den tilhører ikke staten.
Pile, FED sahibinin özel hissedarların olduğu Özel bir bankaПайл, Фед е частна банка, притежавана от частни акционери.
Simsar da bu hisseyi kendisi ile paylaşan hissedara borçlu olsunA ten makléř ji ve skutečnosti dluží jednomu z akcionářů
Simsar da bu hisseyi kendisi ile paylaşan hissedara borçlu olsunその人はブローカーと株を保持しているという事が起こった。
Şirketin hissedarlarının yararına.Je to dobré pro akcionáře firmy.