Seyirci sıkıldığını hissediyor gibi görünüyor.The audience seems to feel bored.
Sıkıldığını hissediyor musun?Do you feel bored?
Ben burada kendimi her zaman kısıtlı hissediyorum.I feel always restricted here.
Tom baskıyı hissediyor.Tom is feeling the pressure.
Ben ihanete uğramış hissettim.I felt betrayed.
Hisse senedi fiyatları bu son ay dengesizdi.Share prices have been erratic this last month.
Arkandan biri senin hakkında konuşsa nasıl hissedersin?How would you feel if someone said that about you behind your back?
Bu şehirde kendimi yalnız hissediyorum.I feel lonely in this town.
Söyledikleri şeyler hissettiklerine aykırı.What they say is contradictory to their feelings.
Umarım yarın daha iyi hissedersin.I hope that you feel better tomorrow.
Nasıl hissettiğimi hakkında hiç bir fikrin yok.You have no idea how I feel.
Şimdi bekaretimi kaybettim, kendimi çok daha güvende hissediyorum.Now that I've lost my virginity, I feel much more confident.
Mary yüzünün kızdığını hissetti.Mary felt her face grow hot.
Ne bekleyeceğinizi bilmediğiniz zaman gergin hissetmeniz normal.It's normal to feel nervous when you don't know what to expect.
Sensiz kayıp hissediyorum kendimi.I feel lost without you.
Sen olmayınca kendimi boşlukta hissediyorum.I feel lost without you.
Bu sabah uyandığımda, kendimi biraz rahatsız hissettim.When I woke up this morning, I felt a little ill.
Erkekler gerekli hissetmek istiyor.Men want to feel needed.
Erkekler önemli hissetmek istiyor.Men want to feel important.
"Daha iyi hissediyor musun?" "Hayır, daha kötü hissediyorum.""Are you feeling better?" "No, I feel worse."
O, yalnız olduğunda kendini üzgün hisseder.He feels sad when he is lonely.
Bir saatlik antremandan sonra iyi hissediyorum.I feel good after one hour workout.
Bulantı hissediyor musun?Do you feel nauseous?
Kusacak gibi mi hissediyorsun?Are you feeling nauseated?
O sersemlemiş hissediyordu.She felt dazed.
Bir şeyin yanlış olduğunu hissedebiliyorum.I can feel that something is wrong.
Senin hissen yirmi dolar.Your share is twenty dollars.
Senin için derin bir sempati hissediyorum.I feel a deep affection for you.
Bu ilacı al. Yakında daha iyi hissedeceksin.Take this medicine. You'll soon feel better.
Sadece yiyecek resimlerine bakmak bana mide bulantısı hissettiriyor.Just looking at a picture of food makes me feel nauseous.
Nasıl hissettiğin umurumda değil.I don't care how you feel.
Bu ilacı al ve yakında iyi hissedeceksin.Take this medicine and you'll feel better soon.
Tom iyi hissettiğini söylüyor.Tom says he feels fine.
Özel hissettim.I felt special.
Bunu hissedemiyorum.I can't feel it.
Tom telafi etmesi gerektiğini hissetti.Tom felt he needed to make amends.
Yaltakçı insanlar beni rahatsız hissettiriyor.Obsequious people make me feel uncomfortable.
Seninle dünyayı fethetmek isterdim ama ikimizin çok da ileri gidemeyeceğini hissediyorum.I want with you to conquer the world but I feel we can't go too far.
Kendimi çirkin hissediyorum.I feel ugly.
Birinin bana arkamdan vurduğunu hissettim.I felt someone hit me from behind.
Ben her zaman üzgün hissediyorum.I feel sad all the time.
Bir haftadır kendimi kötü hissediyorum.I've been feeling bad for a week.
Hissede büyük kârlar var.There are huge interests at stake.
Sadece burayı artık güvenli hissetmiyorum.I just don't feel safe here anymore.
Artık kendimi burada güvende hissetmiyorum.I don't feel safe here anymore.
Bazen aptal gibi hissediyorum.I feel stupid sometimes.
Şimdi kendimi Tom'a çok yakın hissediyorum.I feel a lot closer to Tom now.
Hissedar mısınız?Are you a shareholder?
Şaşırtıcı hissediyorum.I feel amazing.
Kendimi harika hissediyorum.I feel amazing.
Kendini değer görmemiş hissediyor musun?Do you feel unappreciated?
Kendini yenilmez hissediyor musun?Do you feel unbeatable?
Tom aldatılmış hissetti.Tom felt cheated.
Tom Mary'nin iyi hissetmediğini söyleyebilir.Tom could tell that Mary wasn't feeling well.
Hisse senedi fiyatları düşebilir.Stock prices could fall.
Bence köpekler tıpkı insanlar gibi acı hissediyorlar.I think dogs feel pain just like people do.
Tom hemen ağrı hissetmediğini söyledi.Tom said he didn't feel pain right away.
Tom kendini suçlu hissediyor mu?Does Tom feel guilty?
Ben kendimi gerçekten heyecanlı hissettim.I felt really excited.
Çok heyecanlı hissediyorum.I feel very excited.