Bana yaşlı hissettiriyorsun.You make me feel old.
Tom yaşlandığını hissediyordu.Tom felt that he was getting old.
Tom nasıl yaşlı hissedeceğini merak etti?Tom wondered how it would feel to be old.
İyi hissettiğinden emin misin?Are you sure you feel OK?
Şu anda gerçekten iyi hissediyorum.I feel really good right now.
Şimdi gerçekten iyi hissediyorum.I feel really good now.
Tom sabahleyin neden her zaman bu kadar yorgun hissettiğini merak ediyordu.Tom wondered why he always felt so tired in the morning.
Sen sadece akşamdan kalmasın. Öğle yemeğinden sonra daha iyi hissedeceksin.You're just hungover. You'll feel better after lunch.
Önemli hissediyorum.I feel important.
Hiç suçlu hissediyor musun?Do you ever feel guilty?
Çok suçlu hissediyorum.I feel very guilty.
Neredeyse suçlu hissediyorum.I almost feel guilty.
Şimdi suçlu hissediyorum.Now I feel guilty.
Elbette suçlu hissediyorum.Of course, I feel guilty.
Meltem iyi hissettiriyor.The breeze feels good.
Ben o hisse sahiptim.I had that feeling.
Peki gerçekten nasıl hissettiniz?So how did you really feel?
Hissetme şeklini anlıyorum.I understand the way you feel.
Şimdi nasıl hissettiğimi biliyorsun.Now you know how I feel.
Ben depremi hissettim.I felt the earthquake.
Tom diğer çocukların yaptığını yapması gerektiğini hissetmedi.Tom didn't feel he should do what the other children were doing.
Tom senin hissettiğin gibi onun hakkında aynı şekilde hissediyor mu?Does Tom feel the same way about that as you do?
Tom Mary'nin onun yapmasını istediği şeyi yapabileceğini hissetmiyordu.Tom didn't feel he could do what Mary was asking him to do.
Rahat hissetmek istedim.I wanted to feel comfortable.
Midem şişkin hissediyor.My stomach feels bloated.
Bir şey hissetmiyor musun?Don't you feel anything?
Nişanlım bana önceden bildirmeden geldi ve ben mahcup hissettim.My fiancee arrived without notifying me beforehand, and I felt embarrassed.
Herkes bir şey yapmak zorunda olduğunu hissetti.Everybody felt they had to do something.
Dünyanın ayaklarımın altında sarsıldığını hissettim.I felt the earth shake under my feet.
Ben kendimi bütün hayatımda hiç daha gururlu hissetmedim.I have never felt prouder in my whole life.
Bu beni çok daha iyi hissettirir.This makes me feel a lot better.
Ben sensiz kaybolmuş hissettim.I felt lost without you.
Ben onsuz kaybolmuş hissettim.I felt lost without him.
Nasıl hissettiğin onlara söyledin mi?Have you told them how you feel?
Nasıl hissettiğini ona söyledin mi?Have you told him how you feel?
Bu beni onlara yakın hissettirdi.It made me feel close to them.
Bu beni ona yakın hissettirdi.It made me feel close to him.
Bu beni ona yakın hissettirdiIt made me feel close to her.
Onlara iyi hissettiğimi söyle.Tell them I feel fine.
Ona iyi hissettiğimi söyle.Tell him I feel fine.
Onlara nasıl hissettiğin söyle.Tell them how you're feeling.
Ona nasıl hissettiğini söyle.Tell him how you're feeling.
Bize nasıl hissettiğini söyle.Tell us how you feel.
Onlara nasıl hissettiğini söyle.Tell them how you feel.
Onlara nasıl hissettiğini söyledin mi?Did you tell them how you feel?
Ona nasıl hissettiğini söyledin mi?Did you tell him how you feel?
En azından onlara nasıl hissettiğini söyle.At least tell them how you feel.
En azından ona nasıl hissettiğini söyle.At least tell him how you feel.
Onlara nasıl hissettiğini söylemeye git.Go tell them how you feel.
Ona nasıl hissettiğini söylemeye git.Go tell him how you feel.
Senin için biraz üzgün hissettim.I felt kind of sorry for you.
Onlar için biraz üzgün hissettim.I felt kind of sorry for them.
Onun için biraz üzgün hissettim.I felt kind of sorry for him.
Hepimiz senin için üzgün hissettik.We all felt sorry for you.
Hepimiz onlar için üzgün hissettik.We all felt sorry for them.
Hepimiz onun için üzgün hissettik.We all felt sorry for him.
Onlar için kötü hissetmelisin.You should feel bad for them.
Onun için kötü hissetmelisin.You should feel bad for him.
Onun için kendini kötü hissetmen gerekir.You should feel bad for her.
Onlar için kötü hissetmeliyim.I should feel bad for them.