Bu beni kötü hissettirdi.It made me feel bad.
O daha iyi hissettiriyor mu?Does that feel better?
Keman hakkında kendini nasıl hissediyorsun?How do you feel about the violin?
Tom bu şirkette yüzde otuzluk bir hisseye sahip.Tom has a thirty percent interest in the company.
Tom bizim hissettiğimiz aynı şekilde hissetmiyor.Tom doesn't feel the same way we do.
Tom mahcup hissetti.Tom felt embarrassed.
Tom, kalbinin daha hızlı çarptığını hissetti.Tom felt his heart beat faster.
Tom ne hissettiğimi bilmiyor.Tom doesn't know how I feel.
Nasıl hissettiğini sorabilir miyim?Am I allowed to ask how you feel?
Tom geleceği hakkında güvensiz hissediyor.Tom feels insecure about his future.
Bu güzel hissettiriyor mu?Does that feel good?
Tom sadece bizi suçlu hissettirmeye çalışıyor.Tom is just trying to make us feel guilty.
Tom kendini evindeymiş gibi hissetti.Tom made himself at home.
Tom, Mary'yi beklemesi gerektiğini hissetmedi.Tom didn't feel he needed to wait for Mary.
Bu beni üzgün hissettiriyor.It makes me feel sad.
Tom bugün çok daha iyi hissettiğini söylüyor.Tom says he's feeling a lot better today.
Tom hiç iyi hissetmiyor.Tom isn't feeling at all well.
Tom Mary'ye davranma tarzı hakkında suçlu hissetti.Tom felt guilty about the way he'd treated Mary.
Ben 1000 tane şeytanın açlığını hissediyorum.I feel the hunger of a 1000 devils.
Ben onun etrafında kendimi rahat hissediyorum.I feel at ease around him.
Tom'un etrafında rahat hissediyorum.I feel at ease around Tom.
Tom herkese rahat hissettirdi.Tom made everybody feel at ease.
Tom benim hissettiğim şekilde üşüdüğünü hissediyor gibi görünmüyor.Tom never seems to feel the cold the way I do.
Tom bugün daha iyi hissettiğini söylüyor.Tom says he's feeling better today.
Siz beni böyle izlerken ben nasıl rahat hissedebilirim?How can I feel relaxed with you watching me like that?
Mary kendini yeterince akıllı hissetmiyor.Mary doesn't feel herself smart enough.
Onunla kendimi iyi hissediyorum.I feel good with him.
Tom biraz yorgun hissettiğini söylüyor.Tom says he's feeling kind of tired.
Bu gece şanslı olacağım gibi hissediyorum.I feel like I'm going to be lucky tonight.
Tom hâlâ biraz suçlu hissediyor.Tom still feels a little guilty.
Mary yeterince akıllı gibi hissetmiyor.Mary doesn't feel like she's smart enough.
Belki Tom'da aynı şekilde hissediyor.Maybe Tom feels the same way.
Bunun hakkında nasıl hissediyorsun, Tom?How do you feel about this, Tom?
Şimdi iyi hissediyor musun, Tom?Are you feeling all right now, Tom?
Şimdi nasıl hissediyorsun, Tom?How are you feeling now, Tom?
Tom onun hakkında ne hissediyor?How does Tom feel about that?
Şimdi Tom hakkında nasıl hissediyorsun?How do you feel about Tom now?
Tom, Mary'nin John'a karşı neler hissettiğini biliyor mu?Does Tom know how Mary feels about John?
Tom'u yıllardır tanıyormuşum gibi hissediyorum.I feel as if I've known Tom for years.
Ben sol bacağımda bir tür spazm hissediyorum.I feel a sort of spasm in my left leg.
Tom'u görmek için yeterince iyi hissettiğinden emin misin?Are you sure you're feeling well enough to see Tom?
Hiç Allah tarafından terk edildiğini hissettin mi?Have you ever felt abandoned by God?
Kendimi bir fantezi romanında gibi hissediyorum.I feel like I'm in a fantasy novel.
Ben bir aşk romanının kahramanıyım gibi hissediyorum.I feel like I'm the heroine of a romance novel.
Ben ağlamaklı gibi hissediyorum ama nedenini bilmiyorum.I feel like crying, but I don't know why.
O kadar çok sarhoşum ki artık yüzümü hissedemiyorum.I'm so drunk that I can't feel my face anymore.
Artık yüzümü hissedemeyecek kadar çok sarhoşum.I'm so drunk that I can't feel my face anymore.
Ben çok şanslı hissetmiyorum.I don't feel so lucky.
Tatoeba kullanıcıları kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmemeliler.Users of Tatoeba shouldn't feel alone and desperate.
O şimdi nasıl hissediyor?How's it feel now?
Bunun hakkında çok güçlü hissettiğini fark etmedim.I didn't realize you felt so strongly about this.
Tom hakkında o şekilde hissettiğini bilmiyordum.I didn't know you felt that way about Tom.
Hey, nasıl hissettiğini biliyorum.Hey, I know how you feel.
Güç'teki bir rahatsızlığı hissediyorum.I sense a disturbance in the Force.
Evlilik için oyuna getirilmiş olduğunu hissetti.She felt she had been tricked into marriage.
Bu nasıl hissettiğimi değiştirmiyor.That doesn't change how I feel.
Hissettiğim tam da budur.That's exactly how I feel.
Bütün bunlar hakkında nasıl hissediyorsun?How do you feel about all this?
Şu anda nasıl hissediyorsun?How do you feel at this moment?
Silah kontrolü hakkında nasıl hissediyorsunuz?How do you feel about gun control?