Tom bir şeyin olmak üzere olduğunu hissetti.Tom felt that something was about to happen.
Tom omuzunda Mary'nin elini hissetti.Tom felt Mary's hand on his shoulder.
Tom incindiğini hissetti.Tom felt hurt.
Tom kalbinin daha hızlı attığını hissetti.Tom felt his heart beating faster.
Tom görevini yaptığını hissetti.Tom felt he had done his duty.
Tom göğüsünde keskin bir ağrı hissetti.Tom felt a sharp pain in his chest.
Tom benim hissettiğim gibi aynı şekilde hissediyor.Tom feels the same way as I do.
Bence burada kendinizi evinizde gibi hissedeceksiniz.I think you'll feel right at home here.
Yaşlı hissediyor musun?Do you feel old?
Seçildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.I feel so lucky that I was chosen.
Yavaş yavaş yemek kendinizi daha tok hissetmenize yardımcı olacaktır.Eating slowly will help you feel more full.
Biraz uyursan daha iyi hissedersin.You'll feel better when you get some sleep.
Tom'un nasıl hissettiğini anlamaya çalışmalısın.You must try to understand how Tom feels.
Tom'un nasıl hissettiğini anlamaya çalışman gerekir.You need to try to understand how Tom feels.
Şu anda, ben kendimi konuşuyor gibi hissediyorum.Right now, I feel like talking.
Ben bu şirkette bir hisse sahibiyim.I'm a stockholder in this company.
Kendimi şu an biraz gergin hissediyorum.I'm feeling a little nervous right now.
Tom'un nasıl hissettiğini düşünüyorsun?How do you think Tom feels?
Tom kendisini çok iyi hissetmiyor olduğu için yatakta kaldı.Tom stayed in bed because he wasn't feeling very well.
Hala kendini hasta hissediyor musun?Are you still feeling sick?
Tom'a iyi hissettiğimi söyle.Tell Tom I feel fine.
Git Tom'a nasıl hissettiğini söyle.Go tell Tom how you feel.
Nasıl hissettiğimi sana söyleyeyim.Let me tell you how I feel.
Sadece Tom'a nasıl hissettiğini söyle.Just tell Tom how you feel.
Nasıl hissettiğini Tom'a söyledin mi?Did you tell Tom how you feel?
Bana Tom hakkında ne hissettiğini söyle.Tell me how you feel about Tom.
En azından Tom'a nasıl hissettiğini söyle.At least tell Tom how you feel.
Nasıl hissettiğini Tom'a söylemelisin.You should tell Tom how you feel.
Nasıl hissettiğini Tom'a söylemek zorundasın.You've got to tell Tom how you feel.
Sana bir şey söyleyebilirim gibi hissediyorum.I feel like I can tell you anything.
Nasıl hissettiğimi sana söylemem gerekiyor mu?Am I supposed to tell you how I feel?
Benim tavsiyem nasıl hissettiğini Tom'a söylemek.My advice is to tell Tom how you feel.
İyi hissetmediğini Tom'a söylemeli miyim?Should I tell Tom you're not feeling well?
Nasıl hissettiğini Tom'a söylemen gerektiğini düşünüyorum.I think you need to tell Tom how you feel.
Nasıl hissettiğimi Tom'a söylemem gerektiğini düşünüyor musun?Do you think I should tell Tom how I feel?
İyi hissetmediğini Tom'a söylemelisin.You should tell Tom you're not feeling well.
İyi hissetmediğini neden bize söylemedin?What didn't you tell us you weren't feeling well?
Doğru kelimeleri bulabilseydim ona nasıl hissettiğimi söylerdim.If I could only find the right words, I would tell her how I feel.
Sadece ona nasıl hissettiğini söyle.Just tell him how you feel.
Sadece ona nasıl hissettiğini anlat.Just tell her how you feel.
Tom tehlikeli olabilecek şeyleri hissetti.Tom sensed that things might be getting dangerous.
Bana amca deme. Beni çok yaşlı hissettiriyorsun.Don't call me Uncle. You make me feel so old.
Geceleyin dolaşırken kendimi güvensiz hissediyorum.I feel unsafe walking around at night.
Beni güvende hissettiriyorsun.You make me feel safe.
Burada olduğun zaman daha güvende hissediyorum.When you're here, I feel safer.
Biz kendimizi aç hissediyoruz.We feel hungry.
Haber hakkında kendini üzgün hissetmen normaldir.It is normal for you to feel sad about the news.
Nasıl hissettiğimi hiç kimse anlamıyor.No one understands how I feel.
Bir rüyada olduğumu hissediyorum.I feel like I'm in a dream.
O başka bir yerde yaşıyor ve dahası, onu görmek istiyor gibi hissetmiyorum.He lives elsewhere and, moreover, I don't feel like seeing him.
O, hisselerini çok iyi bir karla sattı.He sold his shares with a very good profit.
Kendimi iyi hissetmediğim için pikniğe gitmiyorum.I am not going to the picnic, because I don't feel well.
Tom beni kullanıyor gibi hissediyorum.I feel like Tom is just using me.
Tom beni kullanıyormuş gibi hissediyorum.I feel like Tom is using me.
Tom bacağına tırmanan bir şey hissetti.Tom felt something crawling up his leg.
O anda dünya ile tam bir uyum içinde olduğumu hissettim.At that moment, I felt in complete harmony with the world.
Şu anda kendimi kimseyle konuşur gibi hissetmiyorum.I don't feel like talking to anyone right now.
Kafamı patlayacakmış gibi hissediyorum.I feel like my head is going to explode.
Tom barda kendini yalnız hissetti.Tom felt alone in the bar.
Neredeyse kendimi onun için kötü hissettim.I almost felt bad for him.