Paolo'nun elinde hikâyeyi okudukları kitap görülmektedir.Čita li Marko knjigu?
1863 yılında henüz bitirmediği taslağı, yayıncı Macmillan'a götürdü ve Mcmillan hikâyeyi beğendi.V roku 1863 ukázal nedokončený rukopis vydavateľovi Macmillanovi, ktorému sa ihneď zapáčil.
Film Meksiko'da geçen ve buluşma noktaları bir trafik kazası olan üç farklı hikâyeyi anlatır.Film rozpráva tri rôzne životné príbehy ľudí žijúcich v Mexiku prepojené automobilovou nehodou.
Günümüz araştırmacıları bu tuhaf hikayeyi bir efsane olarak görmektedir.Na toto pravidlo sa dnes pozeráme ako na historickú kuriozitu.
Günümüz araştırmacıları bu tuhaf hikayeyi bir efsane olarak görmektedir.Dabartiniai tyrinėtojai vertina šią istoriją kaip prasimanymą.
Hikâyeyi ise David S. Goyer oluşturmuştur.Filmi režissööriks ja stsenaristiks oli David S. Goyer.
Bu 25-30 sayfa arası hikâyeyi, hikâyenin ruh halini ve karakteri tanımlayan bir yazıdır.Viiendas peatükis mõtiskletakse lühidalt maalikunsti olemuse ning ajas liikumise üle.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi ve3주 후에 뉴욕 타임즈는 그 사건을 다시 다뤘습니다.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veBa tuần sau, tờ Times chỉnh sửa lại bài báo.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veDonc 3 semaines plus tard, le Times revisite cette histoire.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veDrei Wochen später nimmt die Times die Story wieder auf.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veDus drie weken later komt the Times op het verhaal terug.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veEntão, três semanas mais tarde, o "Times" revisita a história.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veKolme viikkoa myöhemmin Times kertoi aiheesta uudelleen.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veO tri týždne neskôr sa Times vrátili k tomuto príbehu.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veTehát 3 hét múlva, a Times visszatért a hírre.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veTre settimane dopo, il Times decide di riscrivere l'articolo.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veTres semanas después, el Times revisa la historia.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veTrzy tygodnie później Times wrócił do tej historii.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veΤρεις βδομάδες μετά, οι Τάιμς επανέρχονται στο ρεπορτάζ.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veТак, три недели спустя "Таймз" переработало эту историю.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veЧерез три тижні Times переглянула цю історію.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veאז שלושה שבועות אחר כך, ה"טיימס" שינה את הכתבה.
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi veو لذلك ، بعدها بثلاث أسابيع ، اعادت صحيفة (التايمز) النظر في القصة
3 hafta sonra The Times hikayeyi değiştirdi ve今回 記事の署名に 女性記者 エリカ・グッド氏が追加されました
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.50 éve nem tudtam volna elmondani ezt a történetet, mert nem tudtunk róla.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.50 jaar geleden had ik dat verhaal niet kunnen vertellen, omdat we het niet wisten.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.50년전에 이러한 이야기를 할 수 없었습니다. 왜냐면 잘 몰랐으니까요.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.50 tahun yang lalu saya tidak akan dapat berbicara tentang cerita itu, karena kita tidak tahu akan hal itu.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.50 vuotta sitten en olisi voinut kertoa tätä, koska emme tienneet sitä.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.50 лет назад я бы не смог рассказать эту историю, потому что мы не знали ее.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.50 років тому я не зміг би розказати цю історію, тому що ми цього не знали.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Acum 50 de ani nu aș fi putut să spun această poveste, pentru că nu aș fi știut-o.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Cách đây 50 năm thì tôi đã không thể kể câu chuyện đó, vì chúng ta không biết đến nó.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.For 50 år siden kunne jeg ikke have fortalt den historie fordi vi ikke kendte den.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Há 50 anos, não poderia ter contado esta história, porque não a conhecíamos.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Hace 50 años no podría haber contado esa historia, porque no la sabíamos.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Pred 50 leti vam je ne bi mogel povedati, ker je nismo poznali.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Před 50 lety jsme tento příběh ještě vyprávět nemohli, protože jsme ho neznali.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Pred 50-timi rokmi by som tento príbeh nemohol vyrozprávať, pretože sme ho nepoznali.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Vor 50 Jahren hätte ich sie nicht erzählen können, weil wir sie da noch nicht kannten.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.Πενήντα χρόνια πριν δε θα ήμουν σε θέση να σας τη διηγηθώ, διότι δεν τη γνωρίζαμε.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.לפני 50 שנה לא יכולתי לספר את הסיפור הזה, מפני שלא ידענו אותו.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.قبل 50 عاما" لم اكن لأستطيع رواية هذه القصة، لأننا لم نكن نعرفها.
50 sene önce bu hikayeyi anlatamazdım, çünkü bilmiyorduk.そんなことはわかっていなかったからです 私は思うのですが
Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.대부분 들어보셨을 겁니다.
Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.שיצאו לאפריקה בתחילת המאה ה-20.
Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.اللذان ذهبا إلى أفريقيا أوائل القرن الماضي
Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.そこで靴が売れる見込みがあるかどうか調べるために
Aklımdaki hikayeyi görselleştiriyorum. bazen eskiz yapıyorum. Bazen de buna gerek kalmıyor.Visualizzo la mia storia, qualche volta ne faccio uno schizzo, qualche volta no.
Aklımdaki hikayeyi görselleştiriyorum. bazen eskiz yapıyorum. Bazen de buna gerek kalmıyor.Видимо си представям моята история, понякога я скицирам, понякога не.
Aklımdaki hikayeyi görselleştiriyorum. bazen eskiz yapıyorum.저는 종이를 한장 들고 이야기를 상상합니다 때때로 저는 스케치 하기도 하지만 어떨 때는 하지 않습니다
Aklımdaki hikayeyi görselleştiriyorum. bazen eskiz yapıyorum.אני מדמיינת את הסיפור שלי, לעיתים אני רושמת, לפעמים אני לא.
Aklımdaki hikayeyi görselleştiriyorum. bazen eskiz yapıyorum.وأتخيل قصتي أحيانا أرسمها أو لا أفعل
Aklımdaki hikayeyi görselleştiriyorum. bazen eskiz yapıyorum.スケッチをする時もあれば しない時もあります イメージは
Alo? Hikayeyi sen mi sızdırdın?Alo ? <i>Tu ai lăsat să se scurgă povestea ?</i>
Alo? Hikayeyi sen mi sızdırdın?Halo? <i>Poszedłeś do prasy?</i>
Alo? Hikayeyi sen mi sızdırdın?Haló? <i>Tu historku jste vypustil Vy?</i>
Alo? Hikayeyi sen mi sızdırdın?Pronto? <i>Ha fatto uscire lei la notizia?</i>
Alo? Hikayeyi sen mi sızdırdın?Алло? <i>Это вы разболтали?</i>