Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.Problem w tym, że wsłuchali się w złą historię.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.Težava je bila v tem, da so prisluhnili napačni zgodbi.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.Vấn đề là họ nghe theo câu chuyện sai.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.Το πρόβλημα ήταν πως άκουσαν τη λάθος ιστορία.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.Беда в том, что они ошиблись с поворотом сюжета.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.Проблема ж в тому, що вони дослухались не до потрібної історії.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.Проблемът е, че се вслушаха в грешната история.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.הבעיה היא שהם הקשיבו לסיפור הלא נכון.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.والمشكلة أن استمعوا إلى قصة خاطئة.
Sorun yanlış hikayeyi seçmiş olmaları.恐怖が生み出した 物語の中で
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."A řekl: "Franku, musím se s tebou podělit o tenhle příběh, který se právě odehrál v mém životě."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Azt mondta: "Frank, meg kell osztanom veled ezt a történetet, ami épp lezajlott az életemben.
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Dan dia berkata, "Frank, Saya harus berbagi denganmu cerita ini baru terjadi dalam hidup saya."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Diceva: "Frank, devo condividere con te questa storia che mi è appena successa.
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."E dizia, "Frank, tenho de partilhar isto contigo esta história que acabou de acontecer na minha vida."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Él decía: "Frank: Tengo que compartir contigo
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım.""Frank, ik moet dit verhaal met je delen dat ik vandaag beleef."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım.""Frank, muszę Ci opowiedzieć, co mi się właśnie zdarzyło.
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Han sa: "Frank, jag måste berätta för dig vad som just har utspelat sig i mitt liv."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Il disait: " Frank, il faut que je partage avec toi cette histoire qui vient de m'arriver. "
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."그 친구가 말하길, "프랭크, 방금 저한테 일어났던 이야기를 말해주겠는데
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Napísal mi, "Frank, musím sa s Tebou podeliť o tento príbeh, ktorý sa práve odohral v mojom živote."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Og han sagde "Frank, jeg vil gerne dele denne historie med dig, som lige skete i mit liv."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Şi a zis, "Frank, trebuie să împărtăşesc cu tine această poveste care a avut loc în viaţa mea."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Và cậu ta nói, "Frank, tôi cần phải nói với ông câu chuyện vừa diễn ra trong đời tôi."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Και έλεγε, "Φρανκ, πρέπει να μοιραστώ μαζί σου την ιστορία που μόλις έζησα".
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Він написав: "Френку, я мушу поділитися з тобою історією, яка щойно трапилася у моєму житті".
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Он написал: "Фрэнк, я должен рассказать тебе историю, которая только что произошла в моей жизни.
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."Той пишеше: "Франк, трябва да ти кажа какво ми се случи току що."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."והוא אמר, "פרנק, אני רוצה לשתף אותך בסיפור שלאחרונה התרחש בחיי."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."وقد قال، "فرانك، يجب أن أشاركك هذا هذه القصة التي حصلت للتو في حياتي."
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."あなたに話さずにはいられません 膝がまだ震えています
Şöyle diyordu, "Frank,hayatımı değiştiren bu hikayeyi seninle paylaşmalıyım."佢話︰「Frank,我一定要同你分享 呢件啱啱喺我生命中發生嘅事。
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Acum, asta e doar o poveste despre petrol, şi am putea să o terminăm aici şi să spunem,
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Ahora, eso es sólo una historia del petróleo, y podríamos terminar ahí y decir:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,A więc, to jedna strona medalu, i moglibyśmy zakończyć w tym miejscu, mówiąc
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Dat is slechts één verhaal over olie, en we kunnen het hier afronden en zeggen,
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Det är en av historierna om olja, och vi skulle kunna sluta där och säga:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Đó chỉ là một câu chuyện về dầu mỏ, và chúng ta có thể dừng tại đây và nói,
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Isto é apenas uma história sobre o petróleo, podíamos acabar aqui e dizer:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Itu hanya salah satu kisah tentang minyak bumi, dan kita dapat mengakhirinya di sini dan berkata,
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,이건 기름에 대한 이야기중 하나일 뿐이고, 그것으로 끝낼수도 있습니다.
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Nos ez csak egy történet az olajról, itt akár be is fejezhetnénk és azt mondhatnánk:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Nun, das ist nur eine Geschichte über das Öl, und wir könnten es dabei belassen und sagen,
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Ora, questo è solo uno degli aspetti e potremmo finirla qui dicendo:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,To je jen jeden příběh o ropě, který můžeme zakončit takto:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Voilà, ça, c'était juste une histoire sur le pétrole. On pourrait en rester là et dire :
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Τώρα, αυτή είναι μόνο μία ιστορία για το πετρέλαιο, και μπορούμε να την τελειώσουμε εκεί και να πούμε,
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Това е само една история за петрола, бихме могли да приключим тук и да кажем:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Це тільки один факт про нафту, ми могли б на цьому зупинитись і сказати:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,Это - одна сторона рассказа о нефти, и на этом можно бы было закончить, сказав:
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,זה רק סיפור אחד בקשר לנפט, ואפשר לסיים כאן ולומר,
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,الآن، تلك هي قصة واحدة حول النفط، ونستطيع إنهائها هناك ونقول،
Tabi, bu petrolle ilgili hikayelerden biri, ve bu hikayeyi burada bitirip diyebiliriz ki,「石油の時代は終わらない 十分な量が存在しているのだから」
Taj, sana gerçek hikayeyi anlatmalıyım.Taj, ik heb u misschien een geringe stretching van de waarheid verteld.
Taj, sana gerçek hikayeyi anlatmalıyım.Taji, možná že jsem ti øekl trošinku zkreslenou pravdu.
Taj, sana gerçek hikayeyi anlatmalıyım.Taj, mogoče sem malo priredil resnico.
Taj, sana gerçek hikayeyi anlatmalıyım.Taj, quizás exageré un poco la verdad.
Taj, sana gerçek hikayeyi anlatmalıyım.Taj, s-ar putea să fi exagerat puţin în privinţa adevărului.
Taj, sana gerçek hikayeyi anlatmalıyım.Taj, tôi có thể đã nói với bạn một chút kéo dài của sự thật.