Ana içeriğe geç
Sözlük

hikayeyi ile cümle

hikayeyi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
'Lütfen geri gelip hikâyeyi bitirmek!'"Tule takaisin ja viimeistellä oma tarinasi!"
'Lütfen geri gelip hikâyeyi bitirmek!''Vær venlig at komme tilbage og afslutte din historie! "
'Lütfen geri gelip hikâyeyi bitirmek!'"Vă rugăm să reveniţi şi să termin povestea ta!"
'Lütfen geri gelip hikâyeyi bitirmek!''Xin vui lòng quay trở lại và kết thúc câu chuyện của bạn! "
'Lütfen geri gelip hikâyeyi bitirmek!'"Σας παρακαλώ να επιστρέψετε και να τελειώσει την ιστορία σας! '
'Lütfen geri gelip hikâyeyi bitirmek!''Будь ласка, повернутися і закінчити свою історію!
'Lütfen geri gelip hikâyeyi bitirmek!'"Моля да се върне и да завърши историята си!
'Lütfen geri gelip hikâyeyi bitirmek!''Пожалуйста, вернуться и закончить свою историю!
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.점원에게 그 골동품의 배경 이야기를 해달라고 하는 겁니다. 그 이야기가 재미있으면 사는겁니다.
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.le preguntaban al dependiente la historia detrás de esa antigüedad, y si era una buena historia, la compraban.
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.היינו שואלים את בעל החנות על הסיפור שמאחורי הפריט, ואם זה סיפור טוב היינו קונים אותו.
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.نسأل صاحب المتجر عن القصة ما وراء هذه التحفه الاثريه و لو كانت قصه جيده ، سوف نشتريها .
Mağaza sahibine o antikanın arkasındaki hikayeyi sorduğumuz zaman eğer iyi bir hikayesi varsa onu alırız.その話が気に入れば 購入します 2人が店でカップを 見つけて尋ねます
Malcolm, Harlem sakinlerinin sevgili oğluydu ve insanlar, hikayeyi onun ağzından dinlemek istiyorlardı.말 콤은 확실히 할 렘 커뮤니티의 사랑 하는 아들 하 고 사람들이 이야기의 옆구리에 관심이 있었다.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Asi väčšina z vás pozná príbeh o dvoch obchodníkoch, ktorí v 20-tom storočí odišli do Afriky.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Có lẽ nhiều người ở đây đã nghe câu chuyện về hai vị thương nhân ở Châu Phi hồi đầu thế kỉ 20.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Der er sikkert mange af jer, som kender historien om de to sælgere der tog til Afrika i 1900-tallet.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Förmodligen känner många av er till historien om de två försäljarna som for till Afrika på 1900-talet.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Jullie kennen wellicht het verhaal van twee verkopers die naar Afrika gingen in de jaren 1900.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Kennen Sie die Geschichte der beiden Geschäftsmänner, die Anfang 1900 nach Afrika gingen?
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Mnoho z vás pravděpodobně zná příběh o dvou obchodnících, kteří jeli na začátku 20. století do Afriky.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Mungkin banyak yang tahu kisah dua orang penjual yang pergi ke Afrika tahun 1900-an.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Probabilmente molti di voi conoscono la storia dei due uomini d'affari che andarono laggiù in Africa nel 1900.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Probabil mulţi din voi cunosc povestea celor doi vânzători care s-au dus în Africa la începutul anilor 1900.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Valószínűleg sokatoknak ismerős a két ügynök története akik valamikor az 1900-as években Afrikába mentek.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Πιθανώς πολλοί από εσάς γνωρίζετε την ιστορία των δύο πωλητών που πήγαν στην Αφρική κατά το 1900.
Muhtemelen bir çoğunuz 1900'lü yıllarda Afrika'da geçen, iki satıcı ile ilgili hikayeyi biliyordur.Вероятно много от вас знаят историята за двамата търговци, които заминали за Африка в началото на 20ти век.
Nasıl oldu da bu hikayeyi yuttuk?Come abbiamo potuto accettare questo... mito?
Nasıl oldu da bu hikayeyi yuttuk?¿Cómo alguna vez creímos en ese... mito?
Nasıl oldu da bu hikayeyi yuttuk?Como é que acreditamos nesse... mito?
Nasıl oldu da bu hikayeyi yuttuk?Jakim cudem kiedykolwiek kupiliśmy tą mit?
Nasıl oldu da bu hikayeyi yuttuk?Trebuie să obţii o diplomă.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiDe hecho, Natasha nunca me había escuchado contar la historia.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememişti나타샤는 사실 제가 이야기를 하는걸 본적이 없습니다.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiNatasha chưa bao giờ nghe tôi kể chuyện này
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiNatasha en fait ne m'a jamais entendu raconter l'histoire.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiNatasha hat übrigens nie gehört, wie ich die Geschichte erzähle.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiNatasha heeft me nooit het verhaal horen vertellen.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiNatasha in realtà non mi ha mai sentito raccontare la storia.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiNatasha nu m-a auzit vreodată spunând povestea.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiNatasza właściwie nigdy nie słyszała, jak opowiadam tą historię.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiΗ Νατάσα δεν με έχει ακούσει πότε να λέω την ιστορία.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiВсъщност Наташа никога не ме е чувала да разказвам тази история.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiКстати, Наташа никогда не слышала эту историю от меня.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiנטשה למעשה מעולם לא שמעה אותי מספר את הסיפור.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiالحقيقة أن نتاشا لم تسمعني أبدا أروي القصة.
Natasha aslında benim bu hikayeyi anlattığımı hiç dinlememiştiその 写真を一緒に眺めていたことはあるんですけど
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Avevo proposto questa stupida storia a National Geographic.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Ehdotin tätä tyhmää tarinaa National Geographicille.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Előterjesztettem ezt a bugyuta történetet a National Geographicnak.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Eu am propus National Geographic această poveste prostească.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Ich hatte National Geographic diese blöde Story vorgeschlagen.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Jag föreslog det här dumma reportaget för National Geographic.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.J'ai proposé cet article stupide au National Geographic.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Jeg foreslog denne dumme historie for National Geographic.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.저는 이 바보같은 이야기를 내셔널 지오그래픽에 얘기했죠.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.National Geographic som navrhol tento hlúpy nápad.
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Navrhl jsem tenhle hloupý příběh časopisu National Geographic..
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim. Ne düşünüyordum acaba?Hoe kon ik zo stom zijn om deze reportage aan National Geographic voor te stellen?
National Geographic'e bu saçma hikayeyi önermiştim.Propus esta estúpida história à National Geographic.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod