"Bu hikayeyi biliyorum."Знам историята.
"Bu hikayeyi biliyorum."Я знаю историю.
"Bu hikayeyi biliyorum."Я знаю, що трапилось.
"Bu hikayeyi biliyorum."אני מכיר את הסיפור.
"Bu hikayeyi biliyorum."انا اعرف القصة
"Bu hikayeyi biliyorum.記録を読んだから
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Diese hier, zum Beispiel.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Hãy lấy câu chuyện này như một ví dụ.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.예를 들어, 이 이야기를 해보죠.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Per esempio, prendiamo questa storia.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Pongamos como ejemplo la siguiente historia.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Prenez cette histoire, par exemple.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Ta historia będzie tego przykładem.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Vejam esta história, por exemplo.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Ας δούμε, για παράδειγμα, αυτήν την ιστορία.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Вземете тази история, например.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Візьмемо, наприклад, цю історію.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.Вот одна из таких историй.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.קחו את הסיפור הזה לדוגמה.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.خذ هذه القصة على سبيل المثال.
Bu hikayeyi bir örnek olarak alın.昔 アルキメデスと言う人がいました
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.Alors, je les ai envoyé à Boise, Idaho, où ils ont jeté une bouteille en plastique dans les égouts de Boise.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.Așa că i-am trimis în Boise, Idaho, unde au aruncat o sticlă de plastic în sistemul de canalizare al orașului.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.Así que los mandé a Boise, Idaho, donde cayó una botella de plástico en el sistema de alcantarillado de Boise.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.Ik stuurde hen naar Boise, Idaho, waar ze een plastic fles in de riolering gooiden.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.그래서 저는 이들을 아이다호의 보이시로 보냈습니다. 그들은 여기에서 플라스틱 병을 버리죠. 보이시의 하수 시스템 속으로.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.Poslal jsem je do Boise v Idahu, kde zahodili plastovou flašku do Boiského kanalizačního systému.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.So schickte ich sie nach Boise, Idaho, wo sie eine Plastikflasche in das Boise Abwassersystem fallen ließen.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.Wysłałem więc ich do Boise w Idaho, gdzie wyrzucili plastikową butelkę do systemu kanalizacyjnego.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.Итак, я отправил их в Бойсе, Айдахо, где они выбросили пластиковую бутылку в канализацию Бойсе.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.Така че ги изпратих в Бойзи, Айдахо, където те пускат пластмасова бутилка в канализационната система на Бойзи.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.אז, שלחתי אותן לבויזי אידהו, שם הן השליכו בקבוק פלסטיק לתוך מערכת הביוב של בויזי.
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.وقد رسمت القصة في " بويس " إيداهوا حيث سيرمون عبوة بلاستيكية في نظام الصرف الصحي ل " بويس "
Bu hikayeyi Boise, Idaho'ya gönderdim, orada plastik bir şişeyi kanalizasyon sistemine attılar.そこでペットボトルを下水処理施設に 落としてしまいます ボイジ川に流れて行って
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.A következő történetet már számtalanszor hallottam.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Am auzit această poveste de mai multe ori.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Dan saya mendengar kisah ini berkali-kali.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.E ho sentito questa storia tante volte.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.E, ouvi esta história, várias vezes.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Ik heb dit verhaal een paar keer gehoord.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.J'ai entendu cette histoire un bon nombre de fois.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.그리고 전 그 이야기를 몇번 들었습니다.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Słyszałam tę historię wiele razy.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Und diese Geschichte habe ich einige Male gehört.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Và câu chuyện thứ hai sau đây tôi đã được nghe kể rất nhiều lần.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Y he escuchado esta historia muchas veces.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Και δεν είναι πρώτη φορά που ακούω αυτή την ιστορία.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Такие истории я слышала не раз.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.Чувала съм тази история много пъти.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.ושמעתי את הסיפור הזה מספר פעמים.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.ولقد سمعت هذه القصة عدة مرات.
Bu hikâyeyi çoğu kereler duydum.夜勤で働く若い工場労働者は
Bu hikayeyi daha önce de duymuş olabilirsiniz.Be kell viccel nagypapa! Marry Sangmin?
Bu hikayeyi daha önce de duymuş olabilirsiniz.Có thể cháu đã nghe câu chuyện này rồi.
Bu hikayeyi daha önce de duymuş olabilirsiniz.Děláš si srandu dědu! Marry Sangmin?
Bu hikayeyi daha önce de duymuş olabilirsiniz.Délicieux, non ?
Bu hikayeyi daha önce de duymuş olabilirsiniz.Du kanske har hört den här berättelsen förut...
Bu hikayeyi daha önce de duymuş olabilirsiniz.Du musst scherzen Opa! Marry Sangmin?
Bu hikayeyi daha önce de duymuş olabilirsiniz.Du skal sjov bedstefar! Marry Sangmin?
Bu hikayeyi daha önce de duymuş olabilirsiniz.Je hebt misschien gehoord dit verhaal voor...