Bu hikayeyi anlatmak zorundayım.Πρέπει να διηγηθώ αυτή την ιστορία.
Bu hikayeyi anlatmak zorundayım.Трябва да разкажа тази история.
Bu hikayeyi anlatmak zorundayım.Я должен рассказать эту историю.
Bu hikayeyi anlatmak zorundayım.אני מוכרח לספר את הסיפור הזה.
Bu hikayeyi anlatmak zorundayım.لابد أن أحكي هذه القصة.
Bu hikayeyi anlatmak zorundayım.話さなければ だって誰にも-
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.Conto esta história porque eles ajudaram-me mesmo.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.Ik vertel dit verhaal, omdat ze me echt hebben geholpen.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.그들이 절 정말 많이 도왔기 때문에 이 말씀을 드리는 겁니다.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.Opowiadam tę historię, bo naprawdę mi pomogli.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.Spun această poveste acest lucru pentru că ei chiar m-au ajutat.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.Tôi kể câu chuyện này vì họ thật sự đã giúp đỡ tôi rất nhiều.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.Vi racconto questa storia perché mi hanno veramente aiutato.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.Yo les cuento esta historia porque realmente me ayudó.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.Я рассказываю вам эту историю, потому что они действительно очень помогли мне.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.אני מספר את הסיפור הזה בגלל שהם באמת עזרו לי.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.أنا أحكي هذه القصّة لأنّهم حقا قدّموا لي يد المساعدة.
Bu hikayeyi anlattım çünkü onlar bana gerçekten yardım etti.モンタナでのことは2つ話さなくてはいけません
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Am povestit aceast episod iar un domn din Turcia a venit la mine si mi-a zis,
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Contei esta história e um turco veio ter comigo e disse:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Elmeséltem ezt a történetet, és egy török férfi odajött hozzám és azt mondta,
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,En gång när jag berättade detta kom en man från Turkiet fram till mig och sade,
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Ho già raccontato questa storia e un signore turco è venuto da me e mi ha detto:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Ich habe diese Geschichte erzählt, und ein Mann aus der Türkei kam auf mich zu und sagte:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Ik vertelde dit verhaal aan een Turkse man, die zei:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Jeg fortalte denne historie, og en mand fra Tyrkiet kom op til mig og sagde:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Je racontais cette histoire et un Turc est venu me voir et m'a dit :
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,그런데 이 이야기를 터키에서 온 분에게 해드렸더니
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Le conté esta historia a un caballero de Turquía que me dijo:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Opowiedziałem o tym i podszedł do mnie taki pan z Turcji i powiedział:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Saya menceritakan kisah ini dan seorang pria dari Turki datang kepada saya dan berkata,
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Tôi đã kể câu chuyện này và 1 quý ông từ Thổ Nhĩ Kỳ đã đến nói với tôi,
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Vyprávěl jsem tento příběh a přišel ke mně Turecký gentleman a řekl:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Είπα αυτή την ιστορία και ένας κύριος απο τη Τουρκία ήρθε και μου είπε,
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Разказах тази история, а един господин от Турция дойде при мен и каза:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,Я рассказал эту историю, и один господин из Турции подошел ко мне и сказал:
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,סיפרתי את הסיפור הזה, וגבר תורכי ניגש אלי ואמר,
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,وقد قصصت تلك القصة لرجل تركي وقال لي
Bu hikayeyi anlattım ve Türkiye'den bir beyefendi gelip bana dedi ki,「素晴らしいマーケティングですが アタチュルクには及びませんね」と言いました
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --E a mãe contou-me esta história de quando um dia, ao voltar para casa - ele frequentava uma faculdade perto -
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --그는 대학교 캠퍼스에 살면서 자신의 특별한 몸을 위해 고안된 자동차를 운전하고 다녔습니다.
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --Mieszkał na kampusie i poruszał się specjalnym samochodem, dopasowanym do potrzeb jego niezwykłego ciała.
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --Sa mère m'a raconté l'histoire d'un jour où elle rentrait à la maison
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --Sống trong trường và đi lại bằng chiếc xe hơi được thiết kế đặc biệt phù hợp với cơ thể khác thường của mình.
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --Viveva nel campus e guidava un'auto speciale adattata al suo corpo insolito.
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --והוא גר בקמפוס ונהג ברכב מעוצב במיוחד שהתאים לגופו היוצא-דופן,
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --حيث عاش في حرم الجامعة وقاد سيارة مخصصة له التي استوعبت جسمه الغير عادي.
Bu hikayeyi bana annesi anlattı, bir gün eve gelmiş -- o da yakınlardaki okulundaymış --特別装備の車を運転しました 彼の母がこんな話をしてくれました ある日の帰宅途中のこと
"Bu hikayeyi biliyorum."Conosco la storia.
"Bu hikayeyi biliyorum."Conozco tu historia.
"Bu hikayeyi biliyorum."Cunosc povestea.
"Bu hikayeyi biliyorum."Ich kenne die Geschichte.
"Bu hikayeyi biliyorum." Je connais l'histoire.
"Bu hikayeyi biliyorum. Kayıtlarını okudum."Ik ken het verhaal, heb de rapporten gelezen.
"Bu hikayeyi biliyorum. Kayıtlarını okudum."Znám tvůj příběh, četl jsem tvůj spis.
"Bu hikayeyi biliyorum."나는 당신의 이야기를 알아요.
"Bu hikayeyi biliyorum."Saya tahu ceritanya.
"Bu hikayeyi biliyorum."Tôi biết.
"Bu hikayeyi biliyorum."Znam tę historię. Czytałem akta.
"Bu hikayeyi biliyorum."Την ξέρω την ιστορία.