hikayeler ile cümle

hikayeler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ona göre hikayeler yalnızca eğlenceden çok daha fazlasını temsil ediyordu.Pentru el poveștile erau mult mai mult decât o formă de divertisment.
Kitap fikri, bazı yönlerden Geoffrey Chaucer'ın Canterbury Hikayeleri'ne benziyordu.Ideea a fost similară în anumite privințe cu Povestiri din Canterbury de Geoffrey Chaucer.
Hikayelerin iç değeri de aynı şekilde kayboldu.În mod asemănător s-a pierdut și semnificația profundă a poveștii.
Müzik yazarken kişisel hikâyeler anlatmayı gerçekten düşünmüyorum.Nu prea mă gândesc la povestirea experiențelor personale atunci când compun muzică.
Bu hikâyeler kahramanlık konularını ele alır.Poveștile de genul acesta explorează tema eroismului.
1990 'lardan sonra ise hikâyeler giderek azalmaya başlamıştır.Începând cu anii 1990, publicațiile se înmulțesc.
"Ek 1: Büyük Hikayelerin Evrimi".Volumul 1 : Ce spun izvoarele istorice?
29 Eylül 1908, Rio de Janeiro) Brezilyalı realist roman yazarı, şair ve kısa hikâyeler yazarıdır.29 septembrie 1908, Rio de Janeiro, Brazilia) a fost un romancier, poet și nuvelist brazilian.
Batman hikâyelerinde en bilinen unsurlardan biridir.Acesta este un personaj negativ al poveștilor cu Batman.
Hikâyeler genelde 1980 veya 90'larda yer alır.Milenialii chinezi sunt de obicei numiți generațiile anilor 1980 și 1990.
Herhalde, incillerdeki çelişkili hikâyeler değil..Nu prea găsești cuvinte de prisos în povestirile sale...
Burada Almanya istiklal savaşlarının tarihi ve Fransa-Prusya Savaşı'nın hikâyeleri anlatılıyordu.În fine, Drumul Franței relatează evenimentele premergătoare și desfășurarea Războiului franco-prusac.
Vasfiye hikâyelerin her birinde farklı karakterde bir kadın olarak belirir.Căsătoria a fost descrisă ca fiind una fericită în ciuda personalităților lor diferite.
Her şeyden önce hikâyelerin çoğu belirli bir nasihat taşır ve ahlaki niteliğe sahiptir.Cele mai multe din tablourile sale peisagiste spun o poveste sau au un mesaj moral.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Epuizată, Charlotte a ascultat veștile calmă.
Hikâyeleri, Bosnalı Sefaradlı Yahudilerin hayatını anlatıyor.Convorbiri despre viața evreilor din Vișeu.
Bu yıllarda mizahi hikâyeleri de yayınlandı.Există chiar ecouri în presa acelor ani.
Bu turnuvanın en ilginç hikâyelerinden biri 1958 yılında yaşandı.Un campionat foarte interesant este cel din 1958.
Akşamları ise mum ışığında büyükannesinin anlattığı hikâyeleri dinliyordu.Copil fiind, asculta poveștile bunicii sale, în serile când torcea lână.
Bazı hikâyelerin düzenlenebilmesi için değişiklikler yapıldı.Ce schimbări se pot face pentru îmbunătățire?
Hikâyeler ve çeşitli konularda makaleler yazdı.A pictat și tablouri cu alte tematici.
Hood ve Williams ailelerinin 1973 yılında Connecticut'ta geçen hikâyelerini anlatır.Victor i-a povestit lui Holmnes ce se petrecuse în casa lor în ultimele șapte săptămâni.
O, polisiye hikâyeler okumaktan hoşlandı.I-a plăcut să citească romane polițiste.
Davada Williams önemli tazminat aldı ve yayımcılar da hikâyelerin doğru olmadığını kabul ettiler.A rágalmazási perben Williams jelentős kárt szenvedett és a kiadó elismerte, hogy a sztori nem volt igaz.
Azizlerin hayat hikâyelerini düzenledi.Egész sorozatokat festett a szentek életéről.
İçerisinde hayata dair kısa hikâyeler anlatılmaktadır.Apró történetek az életből ellesve.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Lajos a furcsaságairól volt híres.
Bu kitaplarda yer alan hikâyelerin bazıları Makedonca ve İngilizceye de çevrilip yayınlanmıştır.Az általa illusztrált könyvek közül néhányat francia és lengyel nyelvre is lefordítottak.
Annem bana hikâyeler okur, masallar anlatırdı.Tollrajzokat készített és meséi jelentek meg.
Yirmili yaşlarında hikâyelerden oluşan ilk yazılarını yazmaya başlamıştır.A húszas években írta meg legjobb novelláit.
Tiyatronun kurulmasından sonra kendi oyunları için hikâyeler yazmaya başladı.Miután elhagyta a színházat, saját dalszövegeket kezdett szerezni.
Çok satan gerilim hikâyeleri yazarı Alan Wake, iki yıldır yazar tıkanıklığı ile boğuşmaktadır.Alan Wake egy sikeres pszicho-triller író, aki már két éve alkotói válságtól szenved.
"Genellikle hayalet hikayeleriydi.Tündérmesének hittem mindig.
Manzum hikâyeler düşündürücü ve eğiticidir.Az ökölvívó jelenetek durvák és emlékezetesek.
Şah öğretici hikâyeler ve mizahı sık sık kullanmıştır.Sci-fiket és esszéket is gyakran írt.
Hikâyeler 1855 yılında yazılmıştır.Cikke a Gazdasági Lapokban 1855.
Özellikle polis şefi Kurt Wallander 'in hikâyelerini anlatan cinayet hikâyeleri geniş kitlelerce bilinir.Ismertségét főként Kurt Wallanderről szóló detektívregényein keresztül érte el.
Hikâyelerin temeli budur.A történetírás története.
Bu hikâyelerden biri de Az Haşlanmış Çavuş'tu.Egy brutális őrmester alá rendelik őket.
Bu turnuvanın en ilginç hikâyelerinden biri 1958 yılında yaşandı.Egyik legnagyobb sikerét aratta ezzel az 1958-ban bemutatott művel.
Buna ihtiyacı yoktu – çünkü doğru koşullarda hikayeler kendi kendilerini ekerek harekete geçiyordu.”Hänen ei tarvinnut – koska, oikeissa olosuhteissa, tarinat aktivoituivat kylväen itse itsensä."
Şiddet Hikayeleri.Kertomuksia väkivallasta.
Babasının anlattığı hikâyelerden hala etkilenmeyen Will gerçeği öğrenmek istediğini söyler.Will ei vieläkään vaikutu isänsä tarinoista, vaan vaatii saada tietää totuuden.
Dizinin bölümlerindeki bazı karakterler de Sherlock Holmes hikâyelerindeki kahramanları refere etmektedir.Myös yksittäiset jaksot sisältävät viittauksia Sherlock Holmesin tarinoihin.
Hikâyelerin temeli budur.Tämä on tarinoiden järjestys.
Ona göre hikayeler yalnızca eğlenceden çok daha fazlasını temsil ediyordu.Hänelle tarinat edustivat paljon muuta kuin pelkää ajanvietettä.
1897 yılında Ruggero Leoncavallo aynı hikâyelere dayanan ve aynı ismi taşıyan bir başka opera besteledi.Vuonna 1897 Ruggero Leoncavallo sävelsi samannimisen oopperan samasta aiheesta.
Canterbury Hikâyeleri, 14. yüzyılda Geoffrey Chaucer tarafından yazılan eserdir.Canterburyn tarinoita on kokoelma Geoffrey Chaucerin 1300-luvulla kirjoittamia runomuotoisia tarinoita.
İlk hikâyelerini Paris'teyken yazdı.Hänen ensimmäiset romaaninsa ilmestyivät Pariisissa jatkokertomuksina.
Sömürgecilik hakkında halk hikayeleri yazdı.Kansan Uutiset Verkkolehti.
Holmes'un Lestrade'a karşı görüşü hikâyelerde bir tutarsızlık gösterir.Holmesin suhtautuminen Lestradeen vaihtelee eri tarinoissa tylystä ystävälliseen.
Bazı hikâyelerin düzenlenebilmesi için değişiklikler yapıldı.On todisteita siitä, että sellaisia muutoksia on tapahtunut...
Bu hikâyeler genellikle yine Poe hikâyeleri olmuştur.Tarinat olivat usein jatkokertomuksia.
Sıradan ve bir o kadar da komik olan hikâyeler bunlar.Harvinaista ja oikeastaan poikkeuksellista sellainen on.
Bazı hikâyelerinde Dede Korkut ağzını kullanır.Useissa tarinoissa isä karkaa tekemään jotain omituista.
John H. Watson, Arthur Conan Doyle'un ünlü Sherlock Holmes hikâyelerinde yer alan kurgusal bir karakterdir.Tohtori John H. Watson on kuvitteellinen henkilö Arthur Conan Doylen Sherlock Holmes -kirjoissa.
Hikâyelere iyinin ve kötünün savaşı damgasını vurur.Sarjan pääjuoni kertoo hyvän ja pahan taistelusta.
Tenzin onun garip hikâyelerinden bıkmıştır.Maddison tunnetaan huimapäisistä maailmanennätyksistään.
Gorki'nin yayınevi Znanie, üç ciltten oluşan hikâyelerini bastı.Wilkie Mikrossi opettaa ilmiintymisen kolmena ämmänä.
Müzik yazarken kişisel hikâyeler anlatmayı gerçekten düşünmüyorum.Πραγματικά δεν σκέφτομαι προσωπικές ιστορίες όταν γράφω μουσική.
İlgili Sayfalar