hikâyelerini ile cümle
hikâyelerini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
6
HECE
10
ORT. KELİME
Bir noktada insanlar bana gazete sayfaları ve kendi hikayelerini gönderiyorlardı - altı yılda binlerce veri.自身の体験談を送ってきて それは6年の間に何千ものデータになったのです それで理解の糸口を得ることになりました
Bize Yeni Ahit'in ilk hikayelerini anlatıyor:A toto je jedna z Lorenzettiho nejvýznamnějších maleb.
Bize Yeni Ahit'in ilk hikayelerini anlatıyor: İsa'nın sünnet edilmek için kiliseye getirilmesini.Ікона зображає історію з Нового Завіту, коли малого Ісуса принесли до храму щоб зробити обрізаня.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Ayudámos a personas sin hogar en la ciudad de Nueva York a compartir sus historias en Twitter
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Kami menolong tunawisma di kota New York Berbagi tentang cerita mereka kepada Twitter
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.저희는 트위터에 뉴욕 노숙자들의 이야기를 공유해 돕고 있습니다.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Nós ajudamos os mendigos da cidade de Nova Iorque a contar suas histórias no Twitter
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.On aide les personnes sans abris qui habitent ici á New York partager leur histoires en Twitter.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Pomagamy bezdomnym z Nowego Jorku dzielić się ich historiami na Twitterze.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Pomáháme bezdomovcům New Yorku ve sdílení jejich příběhů na Twitteru.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Wir helfen den obdachlosen Einwohnern von New York City dabei, ihre Geschichten auf Twitter zu teilen.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Мы помогаем бездомным жителям Нью-Йорка поделиться своими историями в Твиттере
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.Ние помагаме на бездомните жители на Ню Йорк да споделят историите си в Туитър.
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.نقوم بمساعدة المشردين المقيمين في نيويورك ننشر قصصهم في تويتر
Biz New York şehrinin umutsuz sakinlerine yardım ederiz, onların hikayelerini Twitter'da paylaşırız.彼らのストーリーをツイッターでシェアしています ダニーはニューヨークのホームレスです
Broadway oyunları, filmler hâline gelmesi için hikâyelerini yazarlar.이곳 뉴욕시의 수많은 이야기 작가들까지 뒤얽혀 있습니다.
Broadway oyunları, filmler hâline gelmesi için hikâyelerini yazarlar.le loro storie perché diventino film, spettacoli, show TV.
Bünyelerinde binlerce yıllık kendi hikayelerini barındırıyorlar, ve tabii ki doğal ve insani olayları da.Chứa đựng cả ngàn năm lịch sử bên trong, và những sự kiện của con người và thiên nhiên.
Bünyelerinde binlerce yıllık kendi hikayelerini barındırıyorlar, ve tabii ki doğal ve insani olayları da.수천년 동안의 오랜 역사와 자연과 인류에게 있었던 재해들에 대한 기록을 자기 몸 안에 담고 있는 것이죠.
Bünyelerinde binlerce yıllık kendi hikayelerini barındırıyorlar, ve tabii ki doğal ve insani olayları da.Sie enthalten Jahrtausende ihrer eigenen Geschichte und auch Hinweise auf Geschehnisse von Natur und Menschen.
Bünyelerinde binlerce yıllık kendi hikayelerini barındırıyorlar, ve tabii ki doğal ve insani olayları da.Több ezer év történetét őrzik magukban, természeti és emberi események emlékeit.
Bünyelerinde binlerce yıllık kendi hikayelerini barındırıyorlar, ve tabii ki doğal ve insani olayları da.Они содержат тысячи лет историй внутри себя, а также записи природных и человеческих событий.
Bünyelerinde binlerce yıllık kendi hikayelerini barındırıyorlar, ve tabii ki doğal ve insani olayları da.הם אוצרים בתוכם את אלפי שנות עברם, ומכילים גם רישומים של אירועי טבע ואדם.
Bünyelerinde binlerce yıllık kendi hikayelerini barındırıyorlar, ve tabii ki doğal ve insani olayları da.فهي تحمل في طياتها آلاف السنين من تاريخها الذاتي كما انها تحتفظ بسجلات الأحداث الطبيعية و الإنسانية
Bünyelerinde binlerce yıllık kendi hikayelerini barındırıyorlar, ve tabii ki doğal ve insani olayları da.刻み込んでいますし 自然界や人間界の出来事も記録しています バオバブを見ると
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Az öröm abban rejlik, hogy egyszerre teszi hallhatóvá mindenki történetét.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Bucuria vine din faptul că face ca poveștile altor oameni să poată fi auzite în același timp.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.De vreugde gaat over het mogelijk maken dat andermans verhalen ook tegelijkertijd gehoord worden.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Die Freude findet man darin, anderer Leute Geschichten gleichzeitig zu Gehör zu bringen.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Glädjen är att öppna upp för andras historier så att de kan höras samtidigt.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Kegembiraannya adalah tentang kisah-kisah orang lain... ...yang terdengar pada saat bersamaan.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.이 기쁨은 동시에 여러 사람의 이야기를 들려주는 데에서 나옵니다.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.La dicha consiste en hacer posible que las historias de otras personas sean oídas al mismo tiempo.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.La gioia sta nel far sì che anche le storie di altre persone siano sentite, contemporaneamente.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.La joie provient du fait de permettre qu'on entende les histoires d'autres gens en même temps.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Radość bierze się z umożliwienia historiom innych ludzi, aby były słyszane w tym samym momencie.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Ta radost pramení z možnosti dát příběhům jiných, aby zazněly ve stejný okamžik.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Η ευτυχία βρίσκεται στο ότι ενεργοποιεί τις ιστορίες άλλων ανθρώπων. ώστε να ακούγονται ταυτόχρονα.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Радостта е свързана с това да дадеш възможност историите на другите хора да бъдат чути в същото време.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.Эта радость рождается из возможности сделать и внутренние голоса других одновременно слышимыми.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.ההנאה היא מהיכולת לאפשר שסיפורם של אנשים אחרים יוכלו להישמע בה בעת.
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.ولكنها تأتى من تمكين قصص الآخرين بأن يتم السماع اليها فى نفس الوقت
Bu sevinç, aynı anda diğer insanların hikâyelerinin duyulmasını mümkün kılmakla ilgili.聞けるようにすることによるものなのです プロの集団としてのオーケストラのストーリーがあります
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.A tolmácsom elmondta a történetüket.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Il mio interprete mi ha raccontato la loro storia.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.저의 통역사가 그들의 이야기를 전해 주었습니다.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Mein Dolmetscher erzählte mir ihre Geschichte.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Mi intérprete me contó sus historias.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Mijn tolk vertelde me hun verhalen.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Min tolk fortalte mig deres historier.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Mój tłumacz opowiedział mi ich historie.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Mon interprète m'a raconté leurs histoires.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Můj překladatel mi řekl jejich příběhy.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Người phiên dịch của tôi kể chuyện của họ.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.O meu intérprete contou-me as histórias deles.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Prevajalec mi je povedal njihove zgodbe.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Traducătorul mi-a spus istoriile lor.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Ο διερμηνέας μου μού είπε τις ιστορίες τους.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Мій перекладач розповів мені їхню історію.
Çevirmenim bana hikayelerini anlattı.Мой переводчик рассказал мне истории этих людей.