hikâyelerini ile cümle
hikâyelerini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
6
HECE
11
ORT. KELİME
Afrika hikayelerinin, batı dünyasında anlatılma tarzına başlangıç oluşturmasıdır.アフリカ伝承の発端を表しているのです 報われぬ暗い場所のサブ サハラ アフリカ
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Aber zuerst wollten wir mit diesem Team die Familien besuchen und uns ihre Geschichten anhören:
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Ale ja chciałam z tą ekipą pójść najpierw do rodzin i wysłuchać ich historii.
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:Pero la primera cosa que quise hacer con este equipo, fue ir y visitar familias, y escuchar sus historias:
Ancak bu ekiple yapmak istediğim ilk şey, gidip aileleri ziyaret etmek ve hikâyelerini dinlemekti:אבל הדבר הראשון שרציתי לעשות עם הצוות ההוא, היה לבקר משפחות ולהאזין לסיפוריהן:
Anlatır mısın onun hikayelerini onun zamanı hakkında neşeli 60lı yılları?Vertelde hij me de verhalen van die tijd tijdens de swingende jaren 60.
Aşk hikayelerinin daima kumsalda başladığına dair bir fantezim vardı.Aveam fantezia că poveştile de dragoste se întâmplă mereu pe plajă.
Aşk hikayelerinin daima kumsalda başladığına dair bir fantezim vardı.Ich dachte, Liebesgeschichten spielen am Meer.
Aşk hikayelerinin daima kumsalda başladığına dair bir fantezim vardı.Ik fantaseerde dat liefdesverhalen zich altijd op het strand afspeelden.
Aşk hikayelerinin daima kumsalda başladığına dair bir fantezim vardı. Otostop yapmak kötü bir fikirdi.Я думала, что любовные истории всегда происходят у моря.
Aşk hikayelerinin daima kumsalda başladığına dair bir fantezim vardı.Představovala jsem si, že milostná dobrodružství se dějí na plážích.
Aşk hikayelerinin daima kumsalda başladığına dair bir fantezim vardı.Είχα αυτή τη φαντασίωση που συμβαίνει συνέχεια στις ερωτικές ιστορίες.
Aşk hikayelerinin daima kumsalda başladığına dair bir fantezim vardı.Мечтаех си за любов край морето.
Aynı zamanda 1998 ayaklanmalarına tanıklık eden kadınların hikayelerini de anlatıyor.A publicação também conta histórias de mulheres que testemunharam os protestos de 1998.
Aynı zamanda 1998 ayaklanmalarına tanıklık eden kadınların hikayelerini de anlatıyor.Nowela zawiera też opowieść kobiety, która była obserwatorem zamieszek z 1998 roku.
Aynı zamanda 1998 ayaklanmalarına tanıklık eden kadınların hikayelerini de anlatıyor.Presenta anche le storie di donne che hanno assistito alle sommosse del 1998.
Aynı zamanda 1998 ayaklanmalarına tanıklık eden kadınların hikayelerini de anlatıyor.También incluye las historias de mujeres que presenciaron los disturbios de 1998.
Başlangıçta her gösteriden sonra kadınlar kendi hikayelerini anlatmak için kapıda sıra oluyorlardı.그리고 첫 공연부터 연극이 끝날 때마다 여성분들이 그야말로 줄을 섰어요. 자신들의 얘기를 들려주려고요.
Başlangıçta her gösteriden sonra kadınlar kendi hikayelerini anlatmak için kapıda sıra oluyorlardı.las mujeres literalmente hacían fila despues del show porque querían contarme sus historias.
Başlangıçta her gösteriden sonra kadınlar kendi hikayelerini anlatmak için kapıda sıra oluyorlardı.les femmes faisaient la queue après le spectacle parce qu'elles voulaient me raconter leur histoire.
Başlangıçta her gösteriden sonra kadınlar kendi hikayelerini anlatmak için kapıda sıra oluyorlardı.בכל אחת מההופעות הראשונות שלי - בסיום ההצגה נשים ממש עמדו בתור כדי לספר לי את הסיפורים שלהן.
Başlangıçta her gösteriden sonra kadınlar kendi hikayelerini anlatmak için kapıda sıra oluyorlardı.و في كل مرة اقوم بالعرض في البداية تصطف النسوة بعد العرض لانهن يردن ان يخبرنني عن حكاياتهم
Başlangıçta her gösteriden sonra kadınlar kendi hikayelerini anlatmak için kapıda sıra oluyorlardı.私に伝えたいことがあると 女性が列を作りました 彼らの素晴らしい性生活や
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.Caut întotdeauna căi de a povesti, de a împărtăşi şi de a documenta poveşti despre oameni, oameni simpli.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.제 연구는 언제나 사람들의 이야기를 공유하고 기록하는 것입니다. 그저 모든 사람들에 대해 말이죠.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.Mijn zoektocht is altijd manieren te vinden om verhalen over alledaagse mensen te documenteren en te delen.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.Ricerco sempre un modo per raccontare, condividere e documentare storie di persone, persone comuni.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.Zawsze szukam sposobów rejestrowania, rozgłaszania i dokumentowania opowieści o zwyczajnych ludziach.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.Я всегда ищу способы вести летопись, делиться и фиксировать истории о людях, самых обычных людях.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.Я завжди шукаю можливість вести хроніку, фіксувати та розповсюджувати історії про людей, простих людей.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.החיפוש התמידי שלי הוא אחר דרכים לרשום, לשתף ולתעד סיפורים על אנשים, אנשים רגילים.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.إنني دائماً أبحث عن طرق أسجل فيها، وأشارك وأوثّق قصص عن ناس، ناس اعتياديين.
Benim arayışım, insanların, sıradan insanların hikayelerini kaydetmek, paylaşmak ve belgelemek.年代順に記録する方法を見つけることにあります 変化を提供し 超越へと身を乗り出す物語
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Alguns sentiram-se tocados pela minha história pessoal, e partilharam as suas histórias comigo.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Banyak yang tersentuh oleh cerita pribadi saya, dan mereka menceritakan cerita mereka sebagai balasannya.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Beaucoup ont été touchés par mon histoire personnelle, et en échange, ils m'ont raconté leur histoire.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.In molti si sono commossi sentendo la mia storia, e hanno condiviso le loro storie in cambio.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.많은 사람들이 제 이야기에 감동 받았고, 거꾸로 그들이 이야기를 들려주기도 했습니다.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Många berördes av min egen historia och de delade sina historier i utbyte.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Mange var berørte af min personlige historie, og de delte deres historier til gengæld.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Mijn verhaal raakte vele harten, en mensen vertelden mij hun eigen verhaal.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Mnoho z nich bylo mým příběhem pohnuto a na oplátku se podělili o své příběhy.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Muchos se emocionaron por mi historia personal, y compartieron sus historias a cambio.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Mulţi au fost afectaţi de povestea mea personală şi mi-au împărtăşit poveştile lor.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Sokakat megérintett a személyes történetem, és ők is megosztották velem a sajátjukat.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Viele waren von meiner Geschichte gerührt und haben im Gegenzug ihre eigenen Geschichten erzählt.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Wielu poruszyła moja historia i opowiedzieli mi własną.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Πολλοί συγκινήθηκαν από την προσωπική μου ιστορία, και μοιράστηκαν, επίσης, τις δικές τους.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Багатьох зачепила моя особиста історія, натомість вони ділилися своїми.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.Многих тронула моя история, и они стали делиться своими.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.רבים התרגשו מהסיפור האישי שלי, ושיתפו בסיפור שלהם.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.الكثير تأثروا بقصتي الشخصية، و قاموا بمشاركتي بقصصهم بالمقابل.
Birçoğu kişisel hikayemden çok etkilenmişti ve karşılığında kendi hikayelerini anlattılar.多くの人が私の話に感動し それぞれの話をしてくれました
Bir noktada insanlar bana gazete sayfaları ve kendi hikayelerini gönderiyorlardı - altı yılda binlerce veri.한 때는 사람들이 저에게 학술지나 그들의 이야기를 저한테 보내주기도 했죠. 6년간 수천 개의 데이터들을 다루다 보니
Bir noktada insanlar bana gazete sayfaları ve kendi hikayelerini gönderiyorlardı - altı yılda binlerce veri.Dokonca mi ľudia začali posielať stránky z novín a svoje príbehy -- tisíce kúskov údajov za šesť rokov.
Bir noktada insanlar bana gazete sayfaları ve kendi hikayelerini gönderiyorlardı - altı yılda binlerce veri.Vid en tidpunkt skickade folk journalutdrag och sina berättelser -- tusentals bitar av data under sex år
Bir noktada insanlar bana gazete sayfaları ve kendi hikayelerini gönderiyorlardı - altı yılda binlerce veri.V nekem trenutku so mi ljudje pošiljali strani dnevnikov, in svoje zgodbe -- tisoče podatkov v šestih letih.
Bir noktada insanlar bana gazete sayfaları ve kendi hikayelerini gönderiyorlardı - altı yılda binlerce veri.Люди надсилали мені сторінки своїх щоденників і надсилали свої історії - тисячі історій за шість років.
Bir noktada insanlar bana gazete sayfaları ve kendi hikayelerini gönderiyorlardı - altı yılda binlerce veri.בשלב מסויים אנשים החלו לשלוח לי דפים מתוך יומנים ולשלוח לי את סיפוריהם -- אלפי חלקיקי נתונים בשש שנים.
Bir noktada insanlar bana gazete sayfaları ve kendi hikayelerini gönderiyorlardı - altı yılda binlerce veri.فى نقطة معينة كان الناس يرسلون صفحات من يومياتهم ويرسلون لى قصصهم -- الآلاف من قطع المعلومات فى ستة أعوام.