Ana içeriğe geç
Sözlük

hiş ile cümle

hiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sadece bu hissi hatırlamanı istiyorum.I just want you to remember this feeling.
Onlar için kendimizi kötü hissediyoruz.We feel bad for them.
İyi hissetmiyordum.I was not feeling well.
O iyi hissetmiyordu.He was not feeling well.
İçimde bunları görmek isteyebileceğine dair bir his var.I have a feeling you might want to see these.
Baskı hissetmeni istemiyoruz.We don't want you to feel pressured.
Gerçekten gitmemi istemiyorsun hissine kapılıyorum.I get the feeling you don't really want me to go.
Tom'un polisi aramak istediğine dair içimde bir his var.I have a feeling that Tom wants to call the cops.
Gerçekten kazanmamı istemediğini hissediyorum.I get the feeling you don't really want me to win.
Gerçekten kalmamı istemediğine dair içimde bir his var.I get the feeling you don't really want me to stay.
Çocuklar ebeveynler arasında ne olduğunu hisseder.The children sense what is happening between the parents.
Çocuklar ebeveynler arasında neler olduğunu hisseder.The children sense what's going on between the parents.
Bunu yapman için sana baskı yaptığımı hissetmeni istemiyorum.I don't want you to feel that I'm pressuring you to do this.
Yaşamımda kendimi hiç bu kadar mutlu hissetmedim.I've never felt so happy in my life.
O bir rüya gibi hissetti.It felt like a dream.
Rüya görüyorum gibi hissediyorum.I feel like I'm dreaming.
Tom beni güzel hissettiriyor.Tom makes me feel beautiful.
Bana kendini benim için üzgün hissettiğini söyleme.Do not tell me you feel sorry for me.
Bir şeyin yanlış olduğunu hemen hissettim.I sensed immediately that something was wrong.
Beni suçlamak seni daha iyi hissettiriyorsa, dosdoğru git.If blaming me makes you feel better, go right ahead.
Seni daha iyi hissettirecekse devam et ve beni suçla.Go ahead and blame me if it makes you feel any better.
Sigarayı bıraktığım için çok daha iyi hissediyorum.Since having given up smoking, I feel much better.
ABD'deki Hispanik oyları önemi gittikçe artan, hesaba katılması gereken bir güç.The Latino voting bloc in the US is increasingly a force to be reckoned with.
Bir şeyin yanlış gittiğine dair içimde bir his var.I've got a feeling something's gone wrong.
Çok özel bir şey olacağına dair içimde bir his var.I have a feeling something very special is going to happen.
Tom ayağını dereye koyduğunda ayağını ısıran bir şey hissetti.When Tom put his foot into the stream, he felt something bite his toe.
Ben onların acılarını hissediyorum.I feel their pain.
Onların acısını hissediyorum.I feel their pain.
Onun acısını hissediyorum.I feel his pain.
Yapmak zorunda olduğum bir sürü şey olduğu için depresif hissediyorum.I feel depressed because there were a lot of things I had to do.
Gerçekten kendini yaşlı hissetmekten hoşlanmıyorsun.You don't really like feeling old.
Ne krizi? Kendimi rahat hissediyorum.What crisis? I feel comfortable.
Ne hissettiğimi kimse bilemez.Nobody knows how I feel.
Tehdit edilmiş hissetmek zorunda değilsin.You don't have to feel threatened.
Aniden sarsıntı gibi bir şey hissettim.Suddenly I felt something like a jolt.
Bugün keyifsiz hissediyorum.I'm feeling off colour today.
Ne güzel bir gün! Ben kendimi harika hissediyorum!What a great day! I'm feeling peachy!
Kalktığımda sersemlemiş hissettim.I felt dazed when I got up.
Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt increasingly keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu artan bir şiddetle hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu gitgide daha fazla hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Avrupa'da bir kamusal alanın olmaması gittikçe daha fazla hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more.
Ben güçsüz hissediyorum.I feel powerless.
Onun söylediklerine güvenebilirim gibi hissetmiyorum.I don't feel like I can trust what he says.
Ben iki gündür kendimi iyi hissetmiyorum.I haven't felt well for two days.
O bizim için acıma hissetti.He felt pity for us.
Hava soğuduğunda neden çok yalnız hissettiğimi merak ediyorum.I wonder why I feel so lonely when it gets cold.
İyi hissetmiyorum veya daha doğrusu, kötü hissediyorum.I don't feel good or rather, I feel terrible.
Ne zaman kalksam kendimi sersem hissediyorum.Whenever I get up, I feel dizzy.
O inanılmaz hissettiriyor.That feels amazing.
O nasıl hissetti?What did it feel like?
Telefonumun cebimde titrediğini hissettim.I felt my phone vibrate in my pocket.
Çok yalnız hissediyorum.I feel so alone.
Aniden çok yalnız hissediyorum.I suddenly feel very much alone.
Oraya yalnız gitmiyorsan daha iyi hissederim.I'd feel better if you weren't going there alone.
Ne kadar yalnız hissettiğim hakkında düşünmemeye çalışarak sadece orada oturdum.I just sat there trying not to think about how alone I felt.
Nasıl hissettiğini niçin sadece Tom'a söylemiyorsun?Why don't you just tell Tom how you're feeling?
Neden bize nasıl hissettiğini anlatarak başlamıyorsun?Why don't you start by telling us how you feel?
Gerçekten nasıl hissettiğini niçin Tom'a söylemiyorsun?Why don't you tell Tom how you really feel?
Neden kendimi dinlenmiş hissetmiyorum?Why don't I feel rested?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod