Ana içeriğe geç
Sözlük

hiş ile cümle

hiş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Şimdi aynı şeyleri hissediyorum.Now I feel the same.
Ben çok iyi hissetmiyorum.I don't feel so good.
Her zaman gergin hissediyorum.I always feel tense.
Kendimi kötü hissediyorum.I feel sick.
O, yorgun hissetti.He felt tired.
Kötü hissettim.I felt bad.
Bir şeyin yanlış gittiğine dair içimde kötü bir his var.I have a nasty feeling something's gone wrong.
Berbat bir şey olacağına dair içimde kötü bir his var.I have a nasty feeling that something awful is going to happen.
Onlar bana bu ilacı alırsam biraz daha iyi hissedeceğimi söyledi.They told me that I would feel a little better if I took this medicine.
O, evinde gibi hissediyor.He feels at home.
O rahat hissediyor.He feels at home.
Buraya otur, daha iyi hissedeceksin.Sit here, you'll feel better.
Annem daha iyi hissediyor.My mother feels better.
Seni tanıdığım için kendimi şanslı hissediyorum.I feel fortunate to have known you.
Onlar onun çok zayıf olduğunu hissettiler.They felt he was too weak.
Onlar köleliliğin kötü olduğunu hissettiler.They felt that slavery was evil.
Adaylarının 1860'da kazanacağını hissettiler.They felt their candidate would win in 1860.
Onlar ülkeleri için yenilenmiş bir sevgi hissettiler.They felt a renewed love for their country.
Onlar artık bir iç savaş başlatmanın zamanı olmadığını hissettiler.They felt that now was not the time to start a civil war.
Onlar Amerika'nın çiftçilerinin olması gerekenden daha fakir oldukların hissetti.They felt America's farmers were poorer than they should be.
O, görevini yaptığını hissetti.He felt he had done his duty.
Sırtında ve bacaklarında şiddetli ağrı hissetti.He felt severe pain in his back and legs.
Seksen iki yaşındaydı ve yaşını hissediyordu.He was eighty-two years old and feeling his age.
O, bir arkadaşına çok yorgun ve güçsüz hissettiğini söyledi.He told a friend that he felt very tired and weak.
Wilson çok mutlu hissetti.Wilson felt very happy.
Eylül 1929 da, hisse senedi fiyatları yükselişini durdurdu.In September, 1929, stock prices stopped rising.
Bu şirketlerin hisseleri halka satıldı.Shares of these companies were sold to the public.
Kadınlar kendilerini özel hissettiren erkekler gibidir.Women like men who make them feel special.
O, onun sahip olduğu, aile hissine en yakın şey.She's the closest thing to family he has.
Bugün daha iyi hissediyor musun?Do you feel better today?
Saatlerce çalıştıktan sonra yorgun hissettim.I felt tired after having worked for hours.
Hatta zehirli yılanlar sadece tehdit edildiklerini hissederlerse saldırırlar.Even poisonous snakes will only attack if they feel threatened.
Baban hakkında nasıl hissediyorsun?How do you feel about your father?
Kendimi iyi hissetmiyorum. En yakın doktor muayenehanesi nerede?I don’t feel well. Where is the office of the nearest doctor?
Yavaş yemek daha dolgun hissetmenize yardımcı olur.Eating more slowly will help you feel fuller.
O, yalnız hissettiğinde onu düşünür.She thinks about him when she's feeling lonely.
Rüzgar bugün harika hissettiriyor.The wind feels great today.
Bugün tuhaf hissediyorum ve nedenini anlamıyorum.I feel strange today and I don't understand why.
Bir şey unutuyorum gibi hissediyorum.I feel like I'm forgeting something.
Doğum günlerinin önemli olduğunu hissediyor musunuz?Do you feel birthdays are important?
Binadaki herkes depremi hissetti.Everybody in the building felt the earthquake.
Ben ölecek gibi hissettim.I felt like I would die.
Seninle karşılaşmadan önce asla bu şekilde hissetmedim.I never felt this way before I met you.
Bazen öğleden sonra erken saatlerde uykulu hissediyorum.I sometimes feel drowsy in the early afternoon.
Ben bazen öğleden sonranın ilk saatlerinde uykulu hissediyorum.I sometimes feel drowsy in the early afternoon.
Bazen gecenin ortasında aç hissediyorum.I sometimes feel hungry in the middle of the night.
Bitkilerin acı hissetmesinin olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that plants feel pain.
Önemli hissetmek istiyorum.I want to feel important.
Ben önemli hissetmek istiyorum.I want to feel important.
Ben sadece mideye yumruk atılmasının nasıl hissedileceğini merak ediyordum.I was just wondering how it would feel to be punched in the stomach.
Hissettiğim o değil.That's not how I feel.
Arabadan indiğimde, daha önce burada olduğumu hissettim.When I got out of the car, I felt like I had been here before.
Ben çok iyi hissetmiyordum.I wasn't feeling very well.
Ben gerçekten saygı hissediyorum.I feel really respected.
Bugün süregelen hisse senedi fiyat düşüşünün beşinci günüdür.Today is the fifth day of continual stock price decline.
Garip, ben hiç herhangi bir ağrı hissetmedim.Strangely enough, I didn't feel any pain at all.
O, keskin bir acı hissetti.He felt a sharp pain.
Çince konuştuğumda içim rahat hissetmeye başlıyorum.I'm beginning to feel at ease when I speak in Chinese.
Tom genellikle öğleden sonranın ilk saatlerinde uykulu hissediyor.Tom usually feels sleepy in the early afternoon.
Tom aniden yorgun hissetti.Tom suddenly felt tired.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod